SAYA OYUN GELENEĞİ


Açıklama: Bu tür gelenekler günümüzde kalmasa da oyun geleneğinin sürdürülmesi geçmiş kültürümüze bir ayna tutar. Bu günlere hangi aşamalardan geldiğimize tercümanlık yapar. Çekilecek olan filmde kültürümüzü ortaya koyabilirsek ileriye bir belge olarak miras bırakabileceğimiz bir varlığımız olacak.
Kategori: Memleket Haberleri
Eklenme Tarihi: 22 Aralık 2017
Geçerli Tarih: 25 Nisan 2018, 11:37
Site: Kazancı Beldesi
URL: http://www.kazancihaber.com/haber_detay.asp?haberID=3158


SAYA OYUN GELNEĞİ

Saya oyunundan öncelikle geçmiş yıllara göz attığımızda  belirli olayların tarihle adlandırıldığını görürüz.

Harman zamanı, harman veresiye,ekinlik göçü, oba göçü, Akpınarpazarı yayla ekini, Ermenek çiftti, darı ekimi, darı kırımı, pekmez kaynatımı….Soğan ekimi soğan sökümü, yük kamyonu, çıbık budama, ağacın tomurcuğu, çiçeği, yaprak dökümü....

Her biri çoğumuzun doğum tarihi, çoklarımızın yakınlarının ölüm tarihi.
Saya geleneğimizin temelinde de koç katımı yer almaktadır. Koç katımı bugün bir anlam içermese de Orta Asya’ya dayanan kültürümüzde hayvancılığın tek geçim kaynağı olduğunu görürüz.

Kasabamızın da daha düne kadar temel geçim kaynağı oluğunu görürüz. Bir nesil öncesi çobanlık yapmayan tek kişi bulmak mümkün değil.

Gelelim Saya Oyunu’na , oyun koç katım tarihinden 100 gün sonrasına dayanır. Ortalama bir koyunun gebelik süresi 145- 150 gündür. Bölgemizde koç katım ayı  Ekim 15. Tarihlerde büyüklerimiz eski tarihe göre hesaplama yaptığı için üç- beş gün değişkenlik göstermesi söz konusu olabilir.  Koç katım tarihinden 100 gün sayılmasındaki amaç kuzu anne karnında olgunlaşmaya başlamıştır.Doğuma hazır hale gelmesine az kalmıştır. Kutlamaya değer bir olaydır, ayrıca doğacak kuzular için bir nevi önceden duası da sayılır. Kutlamadan elli gün sonra kuzular doğmaya başlar. Yöremizde Mart ayının başı, ortaları doğumlar başlar.

Koç katımı gerek geleneğin bozulmaması gerek, coğrafi şartlara uyma zorunluluğu ile her yıl aynı tarihte gerçekleşirdi. Mart’ta doğan kuzu, Nisan’a, çayır çimeni yeme büyüklüğüne erişir. Ocak – Şubat erkendir, Mayıs Haziran geçtir.

Oyunun en önemli aksesuarı çan:  ( En büyük numaradan en  küçük numaraya)
Sürüyü temsil eder. Oyuncuların çan sesi ile evleri dolaşması, sürünün gelişini andırır.

Gelin- damat; çoğalma aynı zamanda hayvancılıkla geçinen aileyi.

Şeytan; kötülük ve kötülük yapanları

Ayı; koruyucu güç, güven

Heybeciler, Sitil- helkeciler  yardımcı unsur, dayanışma.

Toplananlardan yağ, önemli yer teşkil eder. Verilen yağ doğacak kuzuların sadakasıdır. Koyunu yağı olmayanların verdiği diğer yiyecekler duasıdır. Paylaşmadır. Destektir, birliktir.

Toplanan yağ, pekmez, bulgur, kuru meyve temel geçim kaynaklarını yansıtır.

Saya oyununun temelinde üretmek, paylaşmak, kullamak, yardım ve destekleşmek önemli yer teşkil ettmektedir.

Bu tür gelenekler günümüzde kalmasa da oyun geleneğinin sürdürülmesi geçmiş kültürümüze bir ayna tutar. Bu günlere hangi aşamalardan geldiğimize tercümanlık yapar.

Çekilecek olan filmde kültürümüzü ortaya koyabilirsek ileriye bir belge olarak miras bırakabileceğimiz bir varlığımız olacak.


Kırkkuyu’da güttüğün koyunun
Kuzulayacakmış pek yakın
Hayrına bolca ver ne verirsen

Kuzusun kem göz, nazardan sakın

Saya, saya sallı bey.

Dört ayağı nallı  bey

 Saya geldi gördün mü?

Selam verdi duydun mu?

 Karabaş tokluyu verdin mi?

 

Dam  üstünde bulunduruk.

Geze geze yorulduk.

Yağ veren ablamın altın başlı oğlu olsun.

 Keş veren ablamın kel başlı kızı olsun.

 

Kırklığı aldım elime

 Kırktım kerpik  belini

 Yaylada aldım dölümü

 Birin bin olsun koyunun.

 Saya, saya sallı deve

Dört ayağı nallı  deve

Çal kapıyı gir her eve

Bolca topla hediye


Guzlukta koyun kuzu meleşir

Gelinimiz dama çıkmış ileşir

Sayacılar atmış omza heybe

Elde sitil kapı kapı dolaşır


Sekili atım kişner

Koyunum arpa dişler

Sayacılar gelmiş de

Çömçe dolu yağ ister

 

Dokudum kilimi

Gözledim yolunu

Guzalıyıver de

Güldür yüzümü

 

 Pekmezin akıdası

Susamın samsırası

Koyunu düşük yapanın

Şaşar pusulası

 

Öğseledim  yaz bahar

Kurt  düşmüş meğer

Me sesi duydum ahırdan

Koyunum kuzlayacakmış meğer


İbrahim ŞAHİN