Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ABDULLAH PİLATİN

İbrahim Şahin

25 Mayıs 2010, 21:15

İbrahim Şahin

1990 yılında yitirdiğimiz Abdullah Platin’in 90 yaşına yakın yaşadığına bakılarak. Kurtuluş Savaşı yıllarını, Cumhuriyet’in kuruluş yılarını yaşamış biri. Eskilerin deyimi ile kıtlık yıllarını, varlık yıllarını yaşamış biri. Güngörmüş, yaşamış. Yaşadığı her olayı sorgulamış biri.
 
Abdullah Pilatin, elinde kulağına götürdüğü bir radyo. Bütün haber programlarını eksiksiz dinler, yorumlar. Hükümetin gidişatını hele hele köyü, köylüyü ilgilendiren bir haber varsa onu mutlaka çevresi ile paylaşır. O dönemlerde televizyon gazete yok. Radyo az sayıda kişide mevcut. Olanlar da dağ bayır koşmaktan radyo dinlemeye zaman ayırmıyor ya da ayıramıyor. Yeterince de radyo dinleme kültürü yok. Daha farklı bir neden radyolar pilli. Pil bittiği zaman pile para ayırma, sürekli yenileme çoğu için zaruri bir gereksinim değil.
 
Abdullah Pilatin, zaman zaman sohbetlerinde elçilikteki görevinden bahsederdi. (Bu görevin ayrıntısını bilmiyorum.
 
Abdullah Pilatin evinin konumu nedeni ile kahveye gitmediği zaman evinin önünde oturur, tarlasına gidene, tarlasından gelene tek tek hal hatır ederdi. At eşekte olan yükleri tek tek incelerdi. Onun bu incelemesi hasetliğinden değil, ürünün verimliliğini inceleme merakından kaynaklanıyordu. Ürün verimli ise sahibi ile aynı mutluluğu yaşıyor, verimsizse sebeplerini araştırıyor, kendince çözüm yolu oluşturmaya çalışıyordu.
 
Aktardığı anısını aynen aktarıyorum:
 
-         Bir gün ….. atını durdurdum. Bir darı koçanı kırdım. Koçanın tanelerini çıkartım. Koçanın yarısı boş, olan yarısındaki tanelerde oluşmamış, dolgunluk yok. Küçük küçük. Sebebini sordum. Susuzluktan olduğunu söyledi. Ben de kendisine: ‘’Mısır ekmek için haziranı bekleme. Haziranda ektiğin mısırın gelişme dönemi Ağustos. Suların en kısıtlı olduğu dönem mart sonu yağmur gönenine ekersen bahar yağmurları ile mısır belli bir yetişmişliği yakalar, bir iki su ile de hasada gelir.’’ Dedim. Tesadüf bir yıl sonra aynı kişinin yazın ortasında atında mısır yüklü geçmekte olduğunu gördüm beklemesini söyledim bekledi. İndim aşağıya, mısırları  tekrar ovaladım, avucum doldu. Taneler bir yıl öncesinin kat kat büyüklüğünde. Sebebini sorduğumda benim verdiğim taktiği uyguladığını söyledi.
 
 
 
Söz konusu mısır üreticisinin mısır ürettiği yer; Balduvar mevkisi. Rakım düşüklüğü nedeni ile sebzenin ilk yetiştiği ve döneminin en  verimli ürünlerin alındığı tarlalar. O dönemde pamuk, susam, kavun karpuzun en fazla üretildiği bölge. Zamanla suların yeterliliğini yitirmesi sonucu gözdeliğini yitirmiş bölge. Abdullah Platin’in önerisi mısırı taneleri için üretene mantıklı bir çözüm. Yalnız o dönemde mısır birinci öncelik gazalını hayvanlara yedirmek için ekiliyor. Gazalın tam kurumaması için sezonun son bahar aylarına getirilecek şekilde ekimi yapılıyor. Ağustosta oluşan mısırını hayvanlara yedirme şansı yok.
 
Abdullah Pilatin benim ilk görevimin Gaziantep’e çıktığını duymuş. Beni arayıp buldu. Bulma nedenini şöyle belirtti:
 
-         Duydum ki Antep’e tayinin çıkmış. Sana iki görev veriyorum. Birinci görev köyümüzdeki Antep Fıstıklarının içinin neden boş olduğunu, Ziraat mühendisleri ile konuş,  ağaçları incele, üreticilerle konuş, sebebini öğren. İkinci görevin onların pekmezinin bizim pekmezden farkı ne? Bu iki sorunun cevabını senden istiyorum. Bu iki sorunun cevabını getirirsen köye olan borcunu ödemiş olacaksın.
 
Ben bu iki sorunun cevabını Abdullah amcaya verdim vermesine. Abdullah amcanın sorunun cevabını halka anlatmasına ömrü yetmedi. Ben anlatmaya çalıştım sonuç alamadım. Bu fırsatla sorunun cevabını bir kez daha veriyor, ilgililerden Abdullah Amcanın vasiyetinin yerine getirmesini istiyorum.
 
Cevap: Antep Fıstığı erkeği ayrı bir ağaç, dişisi ayrı bir ağaç. Her bahçenin içerisinde döllemeyi gerçekleştiren birkaç tane erkek ağaç var. Bizim bölgede  bağımsız tek tek ağaçlara bir dönem aşılama yapılmış tesadüf o ağaç ya komple erkek ya da dişi. Çoğunluk hep dişi. Kozalaklar üzüm salkımı büyüklüğünde ki Antep’ten daha verimli. Dölleme olmadığı için içi boş.
 
Antep Fıstığının Gökçekent’e olması aynı iklim. Silifke’nin dağ köylerinde olması, Dekeçatı arkası Bucakışla Köyünde çok yoğun olması, köyümüzde aşılı yüzlerce ağacın verimsiz kalışı, binlerce ağacın boş kalışı büyük bir kayıp. Bunları değerlendirmek için ekonomik bir yatırıma gerek yok. Halkımıza iki örnek ağacın ortaya konulması yeterli. Yaygınlaşması bir yılı geçmez. Kabuk aşı tutturmak hayli zor. Yarma aşı dönemi köyde bulunamamam nedeni ile 20 yıldır hayata geçmeyen bir araştırma. Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım olmadı. Halkımız duyduğuna değil, gördüğüne inanıyor. Gösterecek biri olmalı diyorum.
 
NOT: İlgi duyanlara dişi aşılık her yerde var. Erkek benim bildiğim Mezarlık çevresinde Mehmet Aydın’ın (Emiroğlu Mehmet) tarlasının alt kesiminde mevcut. Unutmayın bir örnek binlere sebep olacaktır. İki farklı cins aşının aynı ağaca ya da yakın ağaçlara yapılması gerekiyor. Çoğunluk aşı dişi ekeğe bir dal tutma riski göze alınarak iki dal yeterli.
 
İbrahim ŞAHİN - İSTANBUL - Ocak 2008
i.sahin42@mynet.com

-----------------------------------------------------
BİLGİ; Bu sitede Abdullah Pilatin hakkındaki yazıları büyük bir dikkatle okudum. Pilatin bizimde akrabamız olur. Köye sık sık gelmememe rağmen en çok sohbet ettiğim insanlar arasında oldu Pilatin çünkü kendisi çiftçilikle fazla uğraşmadığı için her zaman ona rastlamak mümkündü köyde. Onunla oturup sohbet ettiğimiz mekân, O zamanki hacı sofuların yüksek evinin girişindeki sahanlık olurdu. Bana "İbrahim Efendi gel otur bakalım" diyerek karşılardı. 
Başlardık sohbete. Hangi konu açılırsa açılsın mutlaka bir fikri vardı. Özellikle benim yaptığım tahsil hakkındaki fikirleri hala unutmuyorum. "Köy Enstitüleri ve geleceği hakkında uğraşılarını" sorar, ve fikirlerini belirtirdi. sonra siyaset konusu gündeme gelir, benim duymadığım konuları anlatırdı. "Genç nesil inşallah bu ülkede çok şeyler yapacak" derdi. Benim üst seviyede öğrenim yapmam üzerine fikirler yürütürdü.  Diyebilirim ki gerçekten bize ve o günkü seviyemize göre çok bilgili bir insandı.
O zamanlar bir kızı vardı. Bizim eve sık sık gelirdi. Son diyeceğim kısaca "ışıklar içerisinde yatsın" olacaktır. İbrahim ŞAHİN –İzmir- 20.01.2008

Bu haber 1356 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ÇANAKKALE ZAFERİ17 Mart 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi