Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Ankara'daki Patlamalar

Naci Sözen

12 Şubat 2011, 21:33

Naci Sözen

                          ANKARA'DAKİ PATLAMALAR VE KADER OLAN ÖLÜMLER

Ankara’nın sanayi semtleri olan OSTİM (Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi) ile İvedik Sanayi sitesindeki kuruşlarda, bir gün içinde  ve 8 saat arayla meydana gelen çok üzücü, patlamalar (kazalar) ile arkasından ortaya çıkan yangınlarda, 20 vatandaşımız hayatını kaybetti, yüzden fazla vatandaşımız yaralandı ve milyonlarca liralık zarar meydana geldi. Ölenlerle ilgili olarak, yürek sızlatan hikayeler ekranlarda anlatılırken, izleyenlere göz yaşı döktürdü. Bir vatandaşımız işe 3 gün önce başlamıştı, bir mühendis bayan ise, ilk patlama sonrası, ailesine telefon ederek “patlama bizden uzak, bizim işyerinde bir şey tok, merak etmeyin” demişti.

 

Yakın tarihlerde yayınlamış olduğumuz “Kaza Ölümleri Kader Olmamalı” başlıklı yazımızda belirttiğimiz üzere, yetkililer tarafından açıklanan resmi istatistiklere göre, son 10 yıl içinde, kazalarda kaybettiğimiz insan sayısı 50 000, yaralanan insan sayısı ise bir milyon civarındadır. Can ve mal kayıplarına neden olan kazaların başında, “katliam gibi kaza” başlıklarıyla  haberlerde sıkça izlediğimiz trafik kazaları gelir. Trafik kazalarını, yangınlar, çeşitli patlamalar, uçak kazaları, silah kazaları, gazdan zehirlenmeler, elektrik çarpması, sel felaketleri, suda boğulma, binadan, ağaçtan, eşekten (Ermenek kazası) ve uçurumdan düşmeler, kesici alet kazaları ve maden ocağı kazaları gibi çeşitli kazalar izler.

 

Bir gün içinde meydana gelen bu büyük patlamalardan sonra, her afet veya kaza sonrası tanık olduğumuz gibi, kurum ve kuruluşlar arasında bir suçlama ve yetki  kapma yarışı  başladı. Ankara ili sınırlarında bulunan sanayi kuruluşlarında ve ülkemizin tüm benzer merkezlerinde bu türden kazalar her zaman yaşanıyor. Aslında, yaşanmış kazaları dikkate alırsak, çok az kaza ile yaşamakta olduğumuzu söyleyebiliriz. Kazayı davet eden ve kaçınılmaz kılan o kadar kanun dışı ve tekniğine uymayan durum var ki, bunlar saymakla bitmez. Bu arada, 02.02.2011 tarihli Yeşil Ermenek gazetesinin birinci sayfasından verilen “sanayi sitesinde tiner bidonu patladı, bir kişi öldü” başlıklı haberi okuyunca, bu tür kaza ve can kayıplarının Taşeli bölgesinde de yaşanmakta olduğunu anlıyoruz. Ankara sanayi kuruluşlarında çalışan birkaç hemşerimizin de iş kazası geçirmiş olduğunu da biliyoruz. Ankara sanayi sitelerinde (Ostim, İvedik, Sincan Organize sanayi, Şaşmaz sanayi, Temelli Organize sanayi ) çok sayıda Ermenek ve çevresinden  insanımıza ait çok sayıda dükkan, atölye, dökümhane  ve üretim merkezi olduğunu biliyoruz. Bu kişilerden biri olan hemşerim A.C’nin vekili olarak, bir dönem hukuki işlerinin halledilmesine yardımcı olmuştuk. Aile, bir iş yerinde kiracı iken, kendilerine ait başka bir dükkanda da kiracıları faaliyet gösteriyordu. Dükkanların tahliyesi ile ilgili konuları görüşürken, elektrik borçları konu olduğunda, her iki dükkanın da kaçak elektrik kullandıklarını duymuş ve şaşırıp kalmıştım. Elektrik bağlatamayanlar ve elektrikleri kesilenler, ilkel yöntemlerle ve uydurma sistemlerle kaçak sanayi cereyanı bağlantıları kurarlarmış. Hem sanayi cereyanı kullanacaklar, kem de kaçak kullanacaklar. İnanması zor bir durum olmalı. Arkadaşımızın ifadesiyle, sanayi sitelerinde bulunan işyerleri ve sanayi kuruluşlarının çoğu ruhsatsız, kaçak işlerle uğraşan ve kaçak elektrik kullanan yerlermiş. Bu acı gerçeklere, çalışan işçilerin bilgisiz, ehliyetsiz, teçhizatın çok eski ve yetersiz, emniyet önlemlerinin en az seviyede olduğu da düşünüldüğünde, çok az sayıda kaza ile yaşamakta olduğumuzu düşünebiliriz.

 

Avrupa (AB) ülkeleri ve çevremizdeki komşularımız dahil olmak üzere, dünya ülkeleri arasındaki kazalar ve can kayıplarının çokluğu yönünden, listelerin ilk sırasında bulunduğumuzu unutmayalım. Nedense, kaza ölümleri her zaman “kader” olarak algılanırken, insanların sağlık, mutluluk ve eğitimi gibi insanımızın iyiliğine olan konularda, listelerin sonunda yer alırken, insanların aleyhine olan (şiddet, kan davası, bebek ölümleri, hastalıklar, rüşvet, eğitim yetersizliği, kazalar)  en sonunda yer alıyoruz. Kazaların sıfır seviyesine indirilemeyeceği kabul edilir. Çalışmalar, kazaların en aza indirilmesine yönelik olarak sürdürülmektedir. Trafik Haftasının kutlanması vesilesiyle yayınlamış olduğumuz bir yazıda da yer aldığı üzere,  geniş araştırmalara ve istatistiklere dayanılarak belirlenmiş kaza  nedenleri ve oranları şöyledir ;
 

. İnsan hataları                               : % 80  oranında,

. malzeme, araç, alt yapı hataları : % 15  oranında,

. bilinemeyen  etkenler /afetler     : % 5 oranındadır.

 

Görev  yerlerim ve yaşadığım çevremizde “böyle de kaza olur mu ? “ dedirten o kadar çok kazaya tanık olduk ki, bazılarını hala unutamadık. Bu kazalardan biri, 30 yıl önce, İzmir/Çiğli hava alanında, elektrik direğinde, kömürleşmiş 3 teknisyenin cesetlerinin sallandığına tanık olduğum kazadır.  Kafes direkte oluşan bağlantı hatasını tamir etmek için, kontrol merkezlerine telefon ederek direğin yüksek voltajını kestiren ve direkte çalışmaya başlayan elektrik teknisyenleri, aynı kontrol merkezinden, başka birinin, hattın voltajını kesen şalteri kaldırmasıyla birlikte kömürleşmişlerdi.  

 

Bu sonuçlara göre kazaların bilinebilen sebeplerini dikkate alarak yapmamız gereken ilk ve en önemli işin,  insan hatalarını en aza indirmeyi amaçlayan faaliyetler olacağını kabul etmeliyiz. Ayrıca, kaza yerinin bulunması, arama ve kurtarma, kazaya müdahale zamanının önceliği ve azaltılması, bilimsel kurtarma yöntemleri, ulaşım ve uygun ilk yardım tedbirleri, muhtemel yangınların söndürülmesi, çevre emniyetinin alınması  gibi hususların bilimsel ve çağdaş kurallara göre ele alınması ve uygulanması önem kazanmaktadır. Kazalardaki can kayıplarının, genellikle, kazanın meydana geldiği dakikadan itibaren geçecek ilk yarım saatlik (30 dakika ) süre içinde olduğu gerçeği dikkate alındığında, kazalara müdahale süresinin mümkün olduğu kadar kısa olması önem kazanır. Bu süre, bir şehrin içinde her hangi bir noktada meydana gelecek trafik kazası için, çağdaş ülkelerde (Hollanda) maksimum (en fazla)  15 dakika olarak kabul edilmektedir.  

 

Uluslararası Havacılık Teşkilatı, Avrupa Uçuş Kontrol (Eurocontrol) Kurumu, NATO, Trafik Güvenliğiyle ilgili tüm uluslar arası kuruluşlar başta olmak üzere,  kazaların önlenmesi, kaza sonrası arama-kurtarma, ilk yardım, taşıma ve tedavi yöntemlerinde mükemmele ulaşmak için sürekli araştırma yapmaktadırlar. Ülkelerin kendi iç bünyelerinde yapılan çalışmalar da zamanla bu kuruluşların çalışmalarına entegre edilmektedir. Genel kural olarak, denetleme ve incelemelerde, yazılı doküman kullanılmadan, ezbere yapılmış her iş başarısız olarak değerlendirilir. Bunun amacı, unutma, atlama ve hata ihtimalini azaltmaktır. Bizde ise, yazılı belge kullanılarak iş yapılması bilgisizlik gibi algılanmakta, sonuçta, insanların her an bir şeyleri unutabileceği, atlayabileceği ve vahim hatalar yapabileceği gerçeğiyle, acı kayıplardan  sonra yüzleşmek zorunda kalınmaktadır. 

           

Sonuç olarak, yukarıda açıklamaya çalıştığım hususlar ve ilkeler, uzun araştırmalar sonunda ve ağır bedeller ödenerek ulaşılmış, eğitimlerde kullanılan  bilimsel sonuçlardır.. Çağdaş bir toplum olmanın bir kuralı, kazaları ve benzeri olumsuz olabilecekleri önceden öngörerek tedbir alabilmektir. Sürekli olarak, kazaları, aynı yerlerde, aynı tarzda, aynı tedbirsizlik ve bilgisizliklerle  yaşayıp durmak da  geri kalmış toplumların göstergesidir. Kaza ölümleri kader olmamalı diyoruz. Kazalarda hayatlarını kaybedenlere sonsuz rahmetler, yaralılara acil şifalar ve hepsinin yakınlarına başsağlığı/sabırlar, tüm halkımıza ve özellikle de Taşeli insanına kazasız günler diliyoruz.

 

Bu yazıyı yayına hazırladığımız sırada, patlamalarda hayatlarını kaybeden işçi sayısı 21 olurken, köşe yazarı Sayın  Necati DOĞRU’nun yazısından öğreniyoruz ki, AB’nin 2010 Türkiye Raporu’nda “ ilkellik, kötü çalışma şartları, kayıt dışı ve kaçak istihdam, denetimleri yapacak müfettiş azlığı yüzünden iş kazalarının artacağı” ifadeleri yer alıyormuş. Avrupalı, bizi, kılcal damarlarımıza kadar izliyor. Esasında, yeterli sayıda ve ehliyetli müfettiş yetiştirip göreve başlatsak, bir kısmı siyasi baskı ve tercihler, bir kısmı muhtelif korkular, bir kısmı da rüşvetle karşılaşacak ve eksiklikler aynen devam edecektir. Birkaç cesur kişi hakkıyla denetim yapmaya kalkarsa, onlarda katledilecektir. Kaçak elektrik kullananları ortaya çıkarak TEK görevlilerinin katledildiğini unutmayalım. Sonuçta, katliam gibi kazalar devam edecek gibi gözüküyor… Hayırlısı diyoruz…..
 

Yazan  : Av. Naci SÖZEN,    08.02.2011  / ANKARA

Bu haber 1350 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ÇANAKKALE ZAFERİ17 Mart 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi