Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SEL FELAKETLERİMİZ

İbrahim Şahin

25 Mayıs 2010, 23:23

İbrahim Şahin

Bizim çocukluğumuz ve öncesi dönem Kazancı Deresi suyunun Ağustos ayı dönem dâhil Göksu ile kesintisiz bütünleştiği dönemlerdir.
          
Suyun yeterli olması ve her an su bulma imkânı olması, iklim özelliği nedeni ile çaya yakın dere çevresi arazilerin büyük bir değeri vardı. Bükboğazı denen bölgede susam, pamuk, mısır temel üretim ürünleri arasında yer alırdı. Pamuk; Gögostos, Balduvar, Değermenalanı alt kesimi arazilerinde ekilir. Gökçekent’te ‘’Çırçır’ (Pamuk çekirdeği ayıklama tezgâhı) vardı. Hemen hemen her evde pamuk ipi dokuma tezgâhları mevcuttu. Alaca, işlik (gömlek), sofra bezi temel dokumalar arasında yer alırdı.
 
Mısır temel üretimler arasında yerini alırken; ‘’Darı Kırımı’’ denen bir mevsim vardı. Eylül’ün sonuna rastlayan dönemler. Herkes bu dönem darı hasat arazisi başında bulunurdu.
 
Bahsettiğim dere çevreleri ve Bükboğazı darı kırımında insanların bulunduğu yerler oluşu ve sonbaharda ani yağan yağışların oluşturduğu sellerin tehlike bölgesi idi.
 
Bu sellerden 1967–1968 yılları Sarı Ahmet (Aydın) oğlu İbiş Mehmet ve kardeşi Neniş kocası (Neniş kocası Büyük Hasan oğlu İbrahim Demirtaş) sel sonucu hayatını kaybedenler arasındadır.  Neniş’in tek çocuğu İzmir’de kireç ocaklarında çalışırken, bir havuzda boğularak ölmüş, böylece sülalenin soyu bitmiştir.

 
 

Göksu da kurban alan sular arasındadır. Bu kurbanlardan biri 1969 tarla yazdırmak için Göksu’dan Ermenek’e giden Mustafa Aygün ve Bekir Aygün dönüşte Ata binili Mustafa Aygün kendini kurtarır, eşeğe binili oğlu Bekir Aygün suya kapılarak kaybolur. Ölüsü de bulunmaz. Çevre köylerimizden Gökçekent Köyü’den Gafar Osman’ın en küçük kızı  1979 -80 Yılı bahar mevsimi Sarıtaşbucağı’ndan oğlak taşırken Göksu’ya düşerek hayatını kaybeder.
 
Kazancı Nahiyesinin ilk nahiye Müdürü Akif Müdür Alaköprü’de boğulmuştur.
 
Gökçeler Mahallesi’nden Sinanın Mehmet Oğlu Fikret ( tahmini 1978-1979) yaz ayları yüzmeye gittiklerinde Çavuş Köyü civarında girdaba yakalanarak boğulmuştur
 
Yıl 1968, dört yaşındayım. Darı kırım mevsimi Çardakönü denilen tarlada babamla birlikteyim. Bizim tarlanın özelliği bir tepebaşı, hiçbir tarla ile su akıntı bağlantısı yoktur. Bir yağmur arkasından bir sele yakalandık. Hiçbir tarla ile su akıntı bağlantısı olmayan tarlada oluşan suyun yüksekliği 1m’yi geçiyor. Bulunduğumuz çardak göl içinde kalmışçasına. Çardağın hayvanlar ile bizim yattığımız yeri bölen ara taş duvar üstüne babamla birlikte çıktık. Hiç uyumadan sabahı ettik.
 
Asırlık çınarların kökünden sökülerek sürüklendiği, tonluk taşların sürüklendiği bir sel.. Dağları taşları inleten hiç işitmediğim bir ses. Sabaha kadar kıyametin koptuğunu düşündüm ve asla sabahın olmayacağına inandım. Sabahın ilk ışığında bağırdım: ‘’Eyvah güneş doğdu.’’ Babam şaşırdı. ‘’ Oğlum güneş doğmayacak mıydı?’’ dedi. Benim korkum devem ediyor, cevabım: ‘’Kıyamet koparsa güneş doğar mı? ‘’ oldu. Kıyamettin kopmadığını yaşananın bir sel olduğunu zor da olsa anladım.
 
O dönemlerde sel oluştuğu günler Demirçilikdibi dereden geçilemediği, Uluköy’den dolanıldığı olmuştur. Zaman zaman da köprülerden selin taştığı, insanların hayvanları ile birlikte Uluköy’e sığındığı olmuştur.
 
1974’te Uluköy İlkokulu açılmıştır. İki sınıflı birleştirilmiş okul. Okulun ilk öğretmeni Ortaokulda görev yapan Türkçe öğretmeni Manisalı Zeki Ergün’ün hanımıdır. Türbeseki öğrencileri ne zaman gökyüzünde bulut görsek: ‘’Yağmur yağacak, sel gelirse biz dereden geçemeyiz.’’ derdik. Öğretmenimiz de bizi evlere yollardı.
 
Benzer şiddette bir sel yakın tarihte 2006’da yaşanmış olup kasabamıza ciddi hasar vermiştir.
 
 Suların gitgide kuruma aşamasına geldiği, yağışların azalması benzer sel felaketlerinin yok olmasını oluşturmakla beraber beraberinde getirdiği kuraklık felaketi daha kötü bir felakettir. Boğularak bir kişi kayıp verirken susuzluktan, açlıktan yüzlerce kayıp vermek ilerde gündeme gelebilir.  
 
Not: Göksu’nun Gök Tanrı inancına dayalı olduğunu kurban alma, kurban isteme deyimlerini ve tesadüf her yıl çevre köylerden bir can aldığını daha önceki yazılarımda belirtmiştim.
 
İbrahim ŞAHİN – 08 Ağustos 2008     
i.sahin42@mynet.com

Bu haber 1245 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

2019 yılı AKP Adaylarından Kazancı Belediye Başkanı Kim Olsun




Tüm Anketler

10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ KUTLANDI12 Aralık 2018

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz herhangi bir sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi