Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

UNUTULAN YAZLIK KÖŞK VE HAMAMLARIMIZ

İbrahim Şahin

25 Mayıs 2010, 23:25

İbrahim Şahin

Eski yerleşim birimlerimizde köy evlerimiz taş duvar ve toprak damlı olup hepsi bir birine bitişiktir. Sülale evleri arasında santim boşluk yoktur. Evler genelde tek oda ve bir ambar bölümünden oluşmaktadır. Evlerde tuvalet banyo geleneği yoktur. Evlerin oda bölümünde ısınma, aydınlanma, yemek pişirmeye yönelik bir Ocak, 1m2’ yi geçmeyen bir pencere.
Evlerin bitişik olma nedenleri en büyük etken çocukların, çocuk yaş denecek yaşta evlendirilmiş olmalarıdır.  20 yaşına gelip evlenmemiş kıza evde kalmış gözü ile bakılır. 20 yaşında kızı olup ta evlenmemiş anne baba mahcubiyet duygusu yaşar. Çocuk denecek yaşta evlendirilen birey, hemen eve ikinci bir oda ekleyerek aile büyüğünün koruması altına alınır üç yıl beş yıl yeni çift aile büyükleri ile birlikte yaşar, daha sonra on metre uzağa ikinci bir ev yaparak ayrılır. Birlikte yaşama 10 yılı aşan sürelerle de gerçekleşmiştir.
 
İkinci temel etken yerleşim birimleri çevresinin tamamen ormanla kaplı olması, yabani hayvanların varlığı. Emniyet birimlerinin oluşmadığı efelik eşkıya baskınlarının hüküm sürdüğü dönemler. Bunlar sonucu korunma içgüdüsü. Birlikte yaşayarak güven duygusunu arttırma.   

Üçüncü neden olarak da ekonomik zorlukları sayabiliriz.
 
Arazilerimin hemen yerleşim birimi çevresi ile sınırlıdır. Yayla sınırımız yakın tarihe kadar Aybaham’la sınırlıdır. Tozlu yaylası Gülnarlı Aşiretlerin, Kırkkuyu Gülnarlı aşiretlerinin, Yenicesu ve çevresi Anamur- Gülnar aşiretlerinin. Arazilerimizin doğu kısmı tamamen Ermenekli ağaların elindedir. Kendi mahallemde Omar Ağa’nın evine en uzak arazisi 1 km yoktur. Kendi dedelerimin de aynı şekilde. Sonradan uzak yerlerden tarla satın alınarak sınır genişlemiştir. Arazilerimizin geçiş süresini Naci Sözen detaylı olarak belgelemiştir.
 
Temel geçim kaynağının hayvancılık olması, her evde küçükbaş hayvan büyükbaş hayvan bulunması, hayvanların yazın kapalı alanda bulunamaması sonucu her evin yazın çardak adı verdiği hemen evinin yakınında ikinci bir evi vardır. Büyükbaş hayvanlar ağaç gölgelerine bağlanır, küçükbaş hayvanlar için guzluk dediğimiz taş ve çalılarla üstü açık daire şeklinde bir alan oluşturulur, otlama vakti hariç gündüz ve gecelerde oralara katılırdı. Eski çardak (guzluk) yıkıntılarının kalıntıları bugün de mevcuttur. Dede Ahmet Çardağı şimdiki Nazmi Şahin evi yerinde. Emiroğlu, mahallenin batı kısmında Büyükbağ, Sarı Ahmet, dere kenarında, Arifeler dereye yakın alanda.
 
Bu geleneği son dönemlere kadar sürdüren Teslime’ler olmuştur. Teslimeler’den Hasan Ali Tunca’nın kar yağana kadar Köhrana denen yerde kaldığı, okula giden çocuklarının oradan gelip gittiğini bilirim. En son bu geleneği sürdüren Uluköy’den Sağır’ın Dede’dir. Bahar ayında Uçpınar’daki çardağına göçer kar yağana kadar gelmezdi. Şimdi oğlu Hasan aynı şekilde devam etmektedir.

Yakın tarihlerimizde genişleyen arazi sınırlarımızın uzak oluşu, hayvanların otlama ve barınmasına müsait oluşu nedeni ile arazi göçleri vardı. Hangi arazide iş yapılacaksa o araziye göçülürdü. Ekin orakla biçilir. Harman düvenle sürülür, yaba ile atılır. Yük eşekle, atla çekilirdi. En küçük arazinin işi en az 10 gün gibi bir zaman alırdı. Büyük arazilerde bu süre 1 ayı çok çok geçerdi.
 
Bunların yanında iklim ve otlakların kullanımına göre değişen bir de çoban göçleri vardır.
 
Bu geleneğimiz unutuldu. Unutulan bu geleneğimizin yanında bugün yerleri bile kaybolan hamamlarımız vardı. (Geysilik, Yunak )
 
Evlerde su yoktu. İçme suyu derlerden, pınarlardan ya da imece usulü mahallelerde oluşturulan çeşmelerden getirilirdi. Her evin su taşıma kabı güğüm, helke, su kabakları vardı. Güğüm yeni evlenenlere verilen en değerli hediye idi.
 
Çamaşırlar biriktirilir. Ayda bir evin hanımı, geysilik denilen dere kenarı veya subaşlarına kazanı, odunu, çamaşırı ile gidip, tokaçla orada çamaşır yıkardı. Suyun kaynatıldığı bir kazan yanında ikinci bir kazan. İkinci kazan küllü su kazanıdır. Külün kükürt içerdiği, yumuşatma özelliği taşıması nedeni ile keyki’lerle çamaşırlar kaynar kazandan alınıp dökülen su ile tokaçladıkça arada bir kevki de küllü su dökülürdü. Bayanların saçını yumuşatmak için banyo yaparken de küllü su ve killi su kullandıkları söz konusudur.
 
Geysilikle birlikte her mahallede oluşturulan kapalı bir çamaşır yıkama yeri vardır. Türbesekisi’nde şu an Mehmet Akgül evi ardı yol kenarında bir pınar vardı. Kücükhasan’ın Durmuş yeri yol kıyısında hamam. Uluköy’de Mezarlık altı çeşme bitişiği, Bucak’ta dere, Gökçeler’de Mahalle altı. Yukarı Mahalle’de aybahamdan gelen büyük arığın altı, merkez mahallenin de  Goca Cemil Değirmenin üstün bulunan tek katlı geniş mekanlar da köy halkı temizliklerini yaparlardı.
 
Geysilik ve Hamamlarda akşama kadar bayanlar çamaşırlarını yıkar, en son da kendisi ve çocuklarını yıkardı. Çamaşırını yıkayan bir bayan açık alanda hiç çekinmeden yıkanmasını yapardı. Tokaç sesi gelen, duman tüten bir yerin çevresinden bir erkek geçecekse seslenirdi. ‘’ Geçebilir miyim’’ Geysilikteki bayan “geç” derse “yıkanmıyorum” anlamında, “geçme derse “yıkanıyorum” anlamındaydı. Burada insanların bir birine ne kadar saygılı ve güvendiğini söylemek mümkün.
 
 

Sanırım bu hamamların hiç birinin bir tek görüntüsünü alacak kalıntısı bile kalmadı. En son bildiğim kadarıyla Goca Cemil Değirmenin üstün bulunan geysiliğin yerine belediye tarafından bir balık havuzu yapıldığıdır. Günümüz yaşam tarzının getirdiği değişiklikler olsa gerek bu tür geleneksel yapılar ve değerlerimin yavaş yavaş ortadan kaybolduğudur. Bilenler de yakın zamanda yok olup hepsi unutulmaya yüz tutacaktır.
 
İbrahim ŞAHİN – 08 Ağustos 2008     
i.sahin42@mynet.com

---------------------------------------------------------------------------
DEĞERLENDİRME: 
Yakın geçmişte, atalarımızın bölgemizde ne tip evlerde nasıl bir yaşantı içinde olduklarına dair güzel bir yazı olmuş. Özellikle mimariyi etkileyen sosyal, kültürel ve sosyo-kültürel unsurlar çok güzel anlatmışsınız. Eğer işlediğiniz bu konuyu destekleyen fotoğraflara yer verirseniz çok daha güzel olur derim.
Ele aldığınız konu 50-60 yıl öncesine ait olmasına rağmen, kalıntılar günümüze ne yazık ki ulaşamamıştır. Bence bunun nedeni, göçebe kültürüdür. Çünkü göçebe kültüründe yapılan işler, “kalıcı” değil, “geçici” bir anlayışla yapılmasıdır. Çünkü göçebe bir yaşamda aynı yerde sürekli kalınmaz, .Sahilden yaylaya, yayladan sahile sürekli göç edilmektedir. İşte bu yüzden doğal olarak her ne yapılırsa “geçici” bir anlayışla yapılmaktadır. Buradaki anlayış, “o an için işin görülmesi, halledilmesidir”.  Murat KÜÇÜK/ AYDINCIK 

Bu haber 1877 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi