Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ERMENEK SAHİPSİZ Mİ

İbrahim Şahin

25 Mayıs 2010, 23:50

İbrahim Şahin

‘’13 Mayıs 2010 Tarihinde Dil Bayramı kutlandı.’’ Yerel gazeteler ve siteler haberi böyle geçti.
 
Aynı tarihte sitelerde yer alan iki haber oldukça düşündürücü. I. Haberde  aynı tarihte :’’Gençliğin Türkçe Kurultayı başlıklı bir haber görüyoruz. Karaman Belediye Başkanının resmi ile süslenen haberde, “ 13 Mayıs 2010 günü, saat 09.30’da, Gençliğin Türkçe Kurultayı’nın, Karaman Piri Reis salonunda başladığı ve iki gün süreceği “  bildirilmektedir. Ayrıca, haberin devamında, bu yıl yapılacak olan Dil Bayramı kutlamalarının, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında gerçekleştirilecek olan üç ayrı bölümden oluşacağı da yer almaktadır. 
 Türkçe Dil Bayramı kutlamalarında yaşanan bu ikilik, kargaşa ve karışıklıklar, geçen yıl da yoğun olarak yaşanmış ve eleştirilere konu edilmişti. Aslında, bu olumsuzlukların yaşanacağı ve artarak devam edeceği,  çok önceleri yayınlanan “ Dil Bayramı Kutlamaları Karaman Belediyesi sorumluluğuna verildi “ haberi ile ortaya çıkmıştı. Bu haber yayınlandığında, Milli bir konu olan Dil Bayramı geleneğinin siyasete kurban verildiği de yazılmıştı. Bu yılki kutlamaların, Ermenek / Balkusan köyünde ve gerçek günü olan 13 Mayıs tarihinde  yapılması (yapılabilmesi), az sayıda vatandaş,  dernek ve vakıf yöneticileri, yerel yöneticiler ve  hemşerilerimizin ısrarlı ve inatçı gayretleriyle gerçekleşmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla, bu kutlama törenlerinin Ermenek ayağının iptal edilmesine yönelik olan kararlar  ve işlemler  gelecekte de devam edecektir’’                                ( Naci SÖZEN)
II: Haber:
‘’Dil Bayramı olarak kutlanan Türkçe Ferman sanıldığı gibi Karamanoğlu Mehmet Bey’e ait değildir. Bu ferman, Türk olmayan bir kişi tarafından Mehmet Bey ile alay etmek için söylenmiştir.’’
                                                (Selçuklu tarihi uzmanı Prof. Dr. Mikail Bayram)
Bu görüşün(!) ( Görüş diyemiyorum görüşün bir amacı bir hizmet alanı vardır. Bu uydurmanın yararı kime meçhul.) sahibi aynı düşünceyi gecen yıl Konya’da dile getirilmiş, konuşması fotoğrafları ile çeşitli gazetelerde yayınlanmıştır. Sonuçta yeterli tepki gösterilmemiştir.
Eleştiriye II.haberden başlıyorum. Böyle bir haber karşısında kurum kuruluş, kişi sessiz kalması ‘’ ERMENEK SAHİPSİZ Mİ’’ sorusunu çağrıştırır.
 
Konu dil konusu olunca, hele hele dünyanın köklü dillerinden  biri olan Türkçe  üzerine ise üzerinde yazacak çok detay bulunur. Burada bütün yanları ile ele almak imkansız. Sorunu ana hatları ile irdelemek doğru olacak. Kendisini Tarihçi olarak ortaya koyan  Prof. Dr. Mikail Bayram diyor ki: ‘’ o dönemde (1277) İlim dili Arapça, Edebiyat dili Farsça idi’’. Tarihe dikkat edelim.  1277 .
1935 nüfus sayımında okul yazar oranı: %10,  nüfusun %75’i kırsal kesimde yaşıyor. Okuma yüzdesini oluşturanın %6’sı şehirli. Kırsal kesim oranı: %4. Toroslar’ın:%90’nını kırsal dememiz mümkündür. Okur yazar oranını   1277 tarihine inersek bu oran binde bire düşer. O oran da saray ve çevresi. Yani.’’ ) İlim dili Arapça, Edebiyat dili Farsça idi’’ Halk bu eğitimin dışındaydı dolaysı ile dilin de dışında.
 
 
Prof. Dr. Mikail:
 
‘’Bir kere böyle bir ferman Türk Devlet geleneğine muhaliftir. Türk tarihinde böyle bir uygulama yok. Sadece Cumhuriyet döneminde var.
             İkincisi, böyle bir emirnamenin ve böyle bir fermanın uygulanabilirlik imkânı yoktur. O dönemde Anadolu’da Rumlar var, Ermeniler var, Araplar var ve Farslar var. Kaldı ki şehir halkı evde, pazarda, çarşıda Farsça konuşuyor. Medreselerin eğitim dili ise Arapça ve Farsçadır. Yani o dönemin Konya’sında konuşma ve ilim dili Farsça’dır.
             Üçüncüsü, Karamanoğlu Mehmet Bey’in vakfiyesi Arapçadır. Her şeyden önce buna terstir. Bu fermanı yayınlayan birisinin kendisiyle ters düşmesi için deli olması gerekir.” //memleket
 
İkincisi, böyle bir emirnamenin ve böyle bir fermanın uygulanabilirlik imkânı yoktur. O dönemde Anadolu’da Rumlar var, Ermeniler var, Araplar var ve Farslar var. Kaldı ki şehir halkı evde, pazarda, çarşıda Farsça konuşuyor. Medreselerin eğitim dili ise Arapça ve Farsçadır. Yani o dönemin Konya’sında konuşma ve ilim dili Farsça’dır.
             Üçüncüsü, Karamanoğlu Mehmet Bey’in vakfiyesi Arapçadır. Her şeyden önce buna terstir. Bu fermanı yayınlayan birisinin kendisiyle ters düşmesi için deli olması gerekir.” //
 
!- Türk geleneğinde başka bir kültürün boyunduruğuna girmek yoktur. Dile özenti Padişahlık döneminde en yoğun 15. yy.’da gelişmiştir. Sözkonusu dönem beylikler dönemidir.
2- Karacoğlanı, böyle bir fermanın tersi yetiştirmemiştir. Yöremiz dilinin bütün dillerin tesirinden böyle bir fermanın tersi koruyarak bu güne gelmemiştir.
3- Karamanoğlu Mehmet Avşar Aşiretindendir. Soyu Türk, dili Türkçedir. Soyu ile, dili, ile gurur duymuş. 237 hükümranlık sürmüş bir aşiretin öncüsüdür.
Dilimiz Arapça ve Farsça tesirine İslamiyet’in kabulü ile başlamış. Arapça ve Farsça hiçbir zaman halkın dili olmamıştır. Etkisini saray ve çevresinde göstermiştir. Türkçe Sarayın ihtişamına, yasal ekonomik gücüne baskısına sizler gibi inkarcılara rağmen Halk ozanlığı geleneği ile Orta Asya kopuz döneminden Yeseviler’den Kaşkarlı Mahmut’undan, Yunus Emre’sinden Karacoğlan , Dadoloğlu’dan kesintisiz günümüz Musa Eroğluları’na kadar gelmiştir. Karacoğlan Arapça ve Farsça tesirinin doruğa çıktığı yüzyılda yaşamış etkilenme oranı devede kulak bile teşkil etmez.
.KARACOĞLAN:
İmdim seyreleydim Firengistan’ı
İller var, bizim ile benzemez,
Levin tutmuş, goncaları açmış,
Gülleri var bizim güle benzemez.
                                              
                                                                       Göllerinde kuğuları yüzüşür.
                                                                       Meşesinde sığırları böğrüşür,
                                                                       Güzelleri türkü söyler çağrışır,
                                                                                                       Dilleri var bizim dile benzemez
Karamanoğlu, Kurulduğu bölge: Toroslar (Ermenek 1226) Yaşayış biçimi göçebe ( Yörük)  Yörük kültürü günümüze kadar sürdürülmüştür. İddeada yer alan İlim sanat tahsili hüküm sürmemiştir. Bölgenin coğrafi yapısı özelliği, halkın yaşayış biçimi özellikle Eski Anadolu Türkçesi !3-15yy) dil özelliğini hiç bozmadan günümüze taşımıştır. Şunu açıklıkla iddea etmek doğru olacaktır.  Türkiye’de Ermenek yöresi  gerek doğu dillerinden gerek batı dillerinden  en az etkilenen tek bölgedir
Eski Anadolu Türkçesi’nden birkaç örnek: Eski Anadolu Türçesi öncesi tek ses olarak yer alan ‘’g’’ sesi sonradan ‘’ğ, h, k’’ seslerine ayrışmıştır. Yöremizde özellikle sözcük başında yer alan bütün ‘’k’’ sesleri ‘’g’’ olarak kullanılmaya devam etmektedir. “Öküzleri çifte goşmak, goşuvermek, galmak, galkmak, gabak gibi
 
Eski Anadolu Türkçesi’nde sözcüğün sonunda yer alan ‘’g’’ sesi Batı Türkçesi’inde ‘’ğ –y’’ ye dönüşmüştür. Bu değişim yöremizde henüz tamamlanmamıştır. Örnek beg- beğ –bey.
 
Bizde sonda ‘’y‘’ sesi kullanılmayıp beğ şeklinde kullanılmaktadır. Eski Anadolu Türkçesinde geçen ‘’göymek: yanmak’’ bizde göynümek olarak kullanılmaktadır.
 
Yine Eski Anadolu Türkçesi’nde sözcüklerin ortasında yer alan ‘’g’’ sesleri önce ‘’ğ’’ sonra ‘’y –v ’’ olmuştur. Övmek, güveyi, dövmek ovmak sözcükleri bizde, oğmak, öğmek, güyeği, döğmek şeklinde kullanılmaktadır.
 
Eski Andadolu Türkçesinde sözcük başında bulunan ‘’t’’ sesleri sonradan ‘’d’’ olmuş Batı Türkçesinde ‘’t’’ olmuştur. Bizde sözcük başında ‘’t’ yerine ‘’d’’ kullanılmaktadır. Dilki, destere örneklerinde olduğu gibi.
 
Eski Anadolu Türkçesi sonrası ve Batı Türkçesi ilk devre kullanılıp sonradan kaybolan – icak, -icek zarf fiil eki bizde kullanılmaktadır. Demincek geldim, gelincek gibi. Eski Anadolu Türkçesi öncesi ‘’ o zamiri’’ karşılığı olan ‘’an’’ sözcüğünün ek almış kullanımı olan ‘’andak’’ (ora) andagri (orası) ses değişikli ile bizde endeğre olarak kullanılmaktadır.
 
Batı Türkçesi öncesi kullanılan önses (protez) Sonradan kullanılmamıştır. Bizde kullanım sürmektedir. Örnek limon, lahana, yılan, recep, ramazan, sözcükleri bizde; ilimon, ilahana, ilan, irecep, ıramazan şeklinde kullanılmaktadır.
 
Eski Anadolu Türkçesi ile yöre dilimiz geniş olarak kıyaslansa benzerliklerin ne kadar çok olduğu görülecektir.
Sonuçta Türkçe’yi kullanmak sevmek, savunmak rencide edici bir davranış değildir. Önemli olan Türkçe’nin tadına varabilmektir. Bakın Bedri Rahmi Eyüboğlu ne diyor:
 
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm
Bir devlet gibi İlleri de ayakta tutan coğrafi kültürel zenginliklerdir. Bunlar para ile pulla satın alınamaz,satılamaz. Konya için Bir Mevlana Celaleddin-i Rumi ne ise Karamanoğlu Mehmet Bey de Karaman için o’dur.
Haberin I. Kısmında yer alan ‘’Dil Bayramı Kutlamaları’’ında Ermenek ayağı kesiliyor. Ermenek ayağının kesilmesi kısa vadede yöneticileri yol katletmelerinden kurtaracak koltuklarını sıcak tutacak olabilir. Bir kültür kaynağı ile beslenir. O kaynağı yok ederseniz tutunacak dalınız kalmaz.
Karaman Kültür Müdürlüğü, Karaman Ermenek yerel yönetimi yetkilileri Adı Dil Bayramı olan etkinlikte sanki bir gezi turu düzenlenmiş gibi bir sergileyiş etkinliğin özüne ters düşer. O  etkinliğin temel taşı dil ise, atılan köklü temel üzerine yeni yeni taşlar konulmalı. İçeriği dil olan, Türkçe’nin kullanımı olan, yöreyi araştıran inceleyen tanıtan yarışmalar düzenlenmeli. Yöremiz Üniversitelerinde araştırma tez konuları yapılmalı. Yöremiz site, yazılı, görsel basın Türkçe’yi en güzel kullananlar onurlandırılmalı ödüllendirilmeli. Yerel yazılı, görsel basında dil etkinliklerine yer verilmeli. Kültürümüze bir başkasının sahip çıkmasını beklememeliyiz aksi durumda üzülerek bu şiirimde yer alan duygular hüküm sürer.
 
GOOD BYE MEMEDO
 
Karaomanoğlu Mehmet
Bekleme bizden hürmet
İhanet üstüne ihanet ettik
Lanet üstüne lanet okumasak da
Emanetlerine ihanet ettik bir bir
 
Dergâhlar, bargâhlar çoktan unuttu adını
Welcome yazdık giriş çıkışına
Hello memo, good bye memo der olduk
 
Sultan-ı Azam emniyetle geçilmek üzere
Toroslar’ın kaderini bağlayan
Bir köprü emretmişti hani
Yusuf Usta yapmıştı bin bir aşkla
Gezmeli değil, görmeli demişti ustasına
Adı destan olmuştu Görmeli Köprüsü diye
Yüz yıllar direnmişti en azgın sulara
Ne göçler taşımıştı deve kervanlı
Bardat’tan Barcın’a
Köpek havlamalı çan sesli sürüler
Koçaş nuru ladin kokulu kamyonlar
Azığı bel kuşağında gurbet yolcuları
 
Şimdi sorma
Yüreğim sızlar
Kalemim kan damlar
Bunu sana nasıl yazarım
Vefasızlığımıza boyun büktü
Kendini sulara gömer diye
 
Gurur abidesi kitabesini
Utanç madalyası olarak saklayacağız
Bağışla bizi demeye yüzümüz mü var
Bin bir utançla özür dileriz senden
İhanet üstüne ihanet ettik bilge insan
 
                                            İbrahim Şahin

Bu haber 1262 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

Kazancı Belediye hizmetlerinden ve Başkan Uğuz Tekin'den memnun musunuz..



Tüm Anketler

ZAFER HAFTASI (26-30 AĞUSTOS) ANISINA-228 Ağustos 2018

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi