Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Korkumuz Deprem

Ali Korkmaz

22 Ocak 2012, 16:16

Ali Korkmaz

              Yaşadığımız coğrafya itibariyle bir deprem bölgesi içinde olduğumuzu sanırım artık bilmeyen kalmadı.Peki nedir bu deprem; niye bizim ülkemizde bu kadar acıya, maddi kayba, psikolojik yorgunluğa neden olurken; el oğlunun memleketinde sıradan bir olay gibi karşılanmaktadır? Deprem; yerkabuğu içindeki kırılmalar sonucunda ani olarak ortaya çıkan enerjinin geçtiği ortamlarda ve yeryüzünde bırakmış olduğu etkidir, yani doğal bir olaydır. 

              Türkiye'nin tamamına yakını deprem bakımından risk içerisindedir.Deprem haritasına bakıldığında risk açısından beş ayrı bölge olduğu görülmektedir.Var olan deprem haritasında bazı eksiklikler olduğu için şu anda bazı değişiklikler yapılması üzerinde çalışılmaktadır, ama genel itibariyle bakıldığında Karaman ve çevresinin deprem bakımından en az riskli kesim olduğu ortadadır.
 
              İstatistik olarak baktığımızda Türkiye'de 1902 ile 2005 arasındaki dönemde büyüklüğü 5'in üzerinde olan 127 tane deprem meydana gelmiş ve bu depremlerde çok sayıda can kaybı olmuş ve mal kayıpları meydana gelmiştir.Peki Dünya üzerinde şu anki en yüksek bina 828 m mertebelerine ulaşmışken,Türkiye' nin şu an için yapılmış en yüksek binası 261 m iken, 270 m yüksekliğindeki bina şu an yapılmakta olup, 450 m yüksekliğindeki binanın yapılması konuşulurken neden bizde deprem olduğunda bu kadar can ve mal kaybı olmaktadır?Sorunun cevabı birçok nedene dayanmaktadır.Kaçak yapılaşma, imar olayındaki düzensizlikler, uzman inşaat şirketleri tarafından yapılmayıp müteahhit tabanlı yapılan ticari kaygılarla oluşturulmuş, dışı güzel; ancak yapısal anlamda boş olan yapılar, binanın yapılmadan önce en önemli ayağı olan ve binanın geleceğini etkileyen zemin etüdünün es geçilmesi, inşaat esnasında kullanılan malzemenin kalitesiz olması veya malzemeden çalmaya yönelik girişimler vs olarak cevaplar uzar.
 
              Kaçak yapılaşma ve gecekondu oluşumu ülkemizde ciddi bir problemdir.Yerel seçim kaygısıyla genellikle engellenebilecek durumdayken müdahale edilmeyip göz yumulan yapılar, zaman ilerledikçe yok etmesi çok zor duruma gelen yığınlara dönüşmektedir.Diğer bir sıkıntı imar planlarının ciddi yapılmaması veya yapılan imar planlarının bazı kesimlerin çıkarı doğrultusunda yön değiştirmesiyle ortaya çıkmaktadır.Geçmiş yıllarda meydana gelen İstanbul'daki sel felaketi hatırlandığında Ayamama Deresi ve çevresinin taşkın oluşumu için risk içeren bir bölge olduğu bilinmesine rağmen dere çevresinde yapılaşmaya izin verilmesi felaketi de beraberinde getirmiş, can kayıpları ve yüksek meblalarda maddi kayıp oluşmuştur.Diğer bir örnek ise Van Depreminde fay hattı üzerinde yapılan binalar felaketin boyutunu çok arttırmıştır.
 

               Bir yapının projesi ortaya çıkarılacağı vakit, en önemli adımlarından biri zemin etüdüdür, çünkü binanın geri kalan tüm betonarme ve statik projesi çok iyi olsa bile zemini yanlış seçilmiş ve hesabı bu yanlışlara göre devam ettirilmiş bir bina her zaman risk altında olur.Keza dolgu zemine yapı inşa etmekten de mümkün olduğunca kaçınmak gerekir; eğer inşa etmek zorunda kalınıyorsa da gerekli güçlendirme çalışmaları kesinlikle yapılmalı, inşa aşamasına sonra geçilmelidir.

               Ülkemizde inşaat piyasası ekonomik gelir açısından en önemli birkaç alandan birisidir.Bu nedenle de  yıllardır heterojen yapıda bir oluşum içerisindedir.Yurtiçinde ve yurtdışında birçok iş yapmış uzman mühendis ve mimarların oluşturduğu kadrolarla yönetilen şirketler de bu piyasadadır; alaylı olup, babadan dededen bu işleri görüp sülale halinde müteahitlik yapan kişilerde bu piyasadadır.Bu kadar farklı profildeki insanı barındıran bir piyasada da yapılan işlerin aynı kalitede olması ne yazık ki mümkün değildir ve bu durumda farklı sonuçları doğurmaktadır. Son zamanlarda özellikle İstanbul çevresinde eskiden yaptığımız binalarda deniz kumu çok kullanıldı, o binaları yıkıp yeniden yapalım diyen müteahhitlerin de ana derdi İstanbul'da şehir merkezinde arazi bulmanın artık çok zor olması ile mi ilgilidir, yoksa toplumsal duyarlılıkla mı ilgilidir, bu kısım da kocaman bir soru işaretidir.Diğer bir  konu deprem olduktan sonra olayın sıcaklığıyla yapılan Ankara'da  500000 konutluk  yeni yerleşim yerleri yapacağız; İstanbul'da da kentsel dönüşüm uygulayacağız vaatleri gerçek hayatta uygulanabilecek midir? Çünkü yapı yapmakla iş bitmiyor, bina yapmakla halledilen üst yapı maliyetlerinin yanında, yeni yerleşim yeri oluşturulurken yapılacak bir de altyapı işleri var ki bunların toplam maliyetini düşündüğümüzde çok büyük meblalar ortaya çıkar. İstanbul gibi bir yerde de  kentsel dönüşümü  5-10 yıl gibi bir sürede yapmak pek mümkün olabilecek bir durum değildir.
 
                 Türkiye'de deprem sorununu halletmenin ya da riski en aza indirmenin çok kapsamlı ve yorucu bir iş olduğu ortadadır.İstenilen sonuçların elde edilmesi için de uzun bir zaman ve ciddi bir şekilde bu işlerle uğraşan uzman kadrolara ihtiyaç vardır. 
                                                                                    
                                                              Ali KORKMAZ  22.01.2012- İstanbul
                                                                                        

 

 

 

 

Bu haber 3094 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
GAZİLER GÜNÜ ANISINA19 Eylül 2017

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2017 Her hakkı Hasan Köksoy'a aittir. Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi