Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Şair Abdülkadir BULUT'u Anarken...

Naci Sözen

15 Ağustos 2012, 05:08

Naci Sözen

ANAMURLU   ŞAİR  ABDÜLKADİR  BULUT’U  ANARKEN…

 

 

 

Taşeli (Orta Toroslar) yöresinin yetiştirdiği şair (eğitimci-yazar) Abdülkadir BULUT’un ölümünün 27. yıldönümünde, Anamur Kültür Derneği tarafından düzenlenen etkinliklerle, geniş katılımlı ve duygu dolu konuşmalarla  anıldığı, haberi ve şairimizle ilgili bilgiler, yerel gazeteler ve internet sitelerinde geniş şekilde yer aldı. Şairimiz, 1943 yılında, Anamur ilçesinin Akine (Ayine) köyünde doğmuş, 1985 yılında ve çok genç yaşta (en verimli çağında) Silifke-Anamur karayolunda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Geçen yıllarda da, şairimizin eserleri ve yaşamı ile ilgili bilgileri kapsayan yazılar yayınlanmış, kendisi gibi şair (yazar) olan  hemşerimiz  Eğitimci İbrahim ŞAHİN, bir yazısında, merhum Abdülkadir BULUT için “Torosların NERUDA’sı” diye başlık atmıştı. Bilindiği üzere, dünyaca meşhur olan Şili’li şair, yazar, diplomat ve siyasetçi Pablo NERUDA, 1904-1973 yılları arasında yaşamıştı.

 

Yöremizin şairi merhum Abdülkadir BULUT hakkındaki bilgileri ve eserlerini daha yakından tanıma fırsatı buldukça, kendisine olan hayranlığımız artmaktadır. Bizim tespit ettiğimiz bilgilerden bir bölümünü okuyucuyla paylaşarak, O’nun anısını yaşatma ve daha yakından tanınmasına bir katkımız olsun istedik. Alanya ilçesindeki yazlıkçıların ve yabancıların yaz aylarında buluşarak tatillerini geçirdikleri Gür Sitesi sakinlerinden Emekli Öğretmen Sayın Mehmet ÖZTAŞ ile tanışmamız, doğum yerimizin Ermenek İlçesi, Kazancı Kasabası olması, yaylalarımızın Anamur ve çevresi insanıyla aynı mekanları kapsaması hususları konuşmalarımızda geçince, öğretmenimiz “Anamurlu çok sevdiğimiz bir arkadaşımız (meslektaşımız) vardı. Genç yaşta kaybettik. İsmi Abdülkadir BULUT idi” deyince, hemen kağıt kalem hazırlayıp, anlattıklarını kayda geçirmeye başladım.

 

Mersin Öğretmen Okulu mezunu olan Sayın Mehmet ÖZTAŞ’ın, şairimiz merhum Abdülkadir BULUT hakkında anlattıklarına bir göz atmak için, sözü kendisine bırakalım. Eğitimci Mehmet ÖZTAŞ anlatmaya başladı. “ Merhum arkadaşım Abdülkadir BULUT ile tanışmamız 1977-1978 yıllarına rastlar. O, İstanbul Alibeyköy Güzeltepe İlkokulu öğretmeni, ben de aynı bölgedeki Emniyet Tepe İlkokulu öğretmeniydim. Bazı dersler için onun okulunda da ek ders görevi alıyordum. Öğretmenler Derneği çalışmalarında da beraber oluyorduk. Çünkü, ikimiz de okullarımızın dernek temsilcileriydik. Dernek çalışmaları kapsamında, bölgesel toplantılar, mesleki seminerler, mitingler ve hizmet içi eğitimleri birlikte gerçekleştiriyorduk. Bir dönem, okullar tarafından gerçekleştirilen, hizmet içi eğitim ve seminer çalışmaları arasından Abdülkadir BULUT’un yönetim gerçekleştirdiği seminer örnek olarak seçilmişti.

 

Mersin okullarında okumuş olmam ve yöre kültürünü tanımamdan dolayı, yazılarına ve şiirlerine ilgi gösterirdim. O dönemde yayınladığı, Sakar Tay, Üveyikler Göçerken ve Kahveci Güzeli isimli kitapları çok beğeni toplamıştı. Kırtasiyecilik yaptığım dönemlerde, bu kitapları sürekli satışa sunardım. Toplantılardaki konuşmaları, dili, tekniği, ileri görüşleri ve Türkçeye hakimiyeti herkesçe fark ediliyordu. Örneğin, eserlerinden birinde “ bizler, öğretmen olarak, Ali Babanın Çiftliğindeki hayvanların seslerini çocuklara öğretiyoruz da, acaba, orada çalışan işçilerin neler düşünüp, neler söylediklerini topluma iletiyor muyuz?” diye soru sorarak kimsenin dikkat etmediği bir konudan söz ediyordu. Görsel ve düşünsel yönleri çok güçlüydü. Bir gün, Aksaray’dan birlikte yürümeye başladık. Güncel konuları tartışarak,  Beyazıt, Sultanahmet, Cağaloğlu derken Eminönü semtine ulaştık. Buradan bir belediye otobüsüne bindik. Otobüste ayakta bile duracak yer yoktu. Otobüs Kasımpaşa Kulaksız mezarlığının yanından geçerken, arkadaşım Abdülkadir, bana, mezarlığı işaret ederek “Mehmetçiğim, şu ilerdeki mezarın üzerindeki çiçeğin ismi ne?” diye sordu. Hangi çiçeği gösterdiğini anlamaya çalıştım. Gösterdiği mezarı göremeyince “ Abdülkadir, ben otobüste tutunmaya çalışıyorum, sen mezardaki çiçeğim adını soruyorsun, ben ne bileyim” dedim. Benim bu sözlerime çok güldü ve “haklısın arkadaş “ dedi. Sonradan düşününce, içinde bulunduğumuz şartlara rağmen, etrafını irdeleyen ve sorgulayan bu sözleri ancak Abdülkadir gibi birisinin sorabileceğini değerlendirmiştim.

 

Arkadaşım Abdülkadir, edebiyat konusunda çok ileri seviyedeydi. Bu yönüne, herkes gibi bende saygı duyuyordum. Benimde yazmam konusunda tavsiyelerde bulunuyordu. Özellikle, Ahmet Arif’i örnek göstererek, “ Mehmetçiğim, Arif’i Arif yapan Doğu Kültürü olmuştur” diyordu. Kendisinin Bozlak Kültürü temsilcisi olduğunu kabul ederdi.  Benim Bingöl doğumlu olmam nedeniyle, Doğu-Batı kültürünü özümsemiş bir kişi olarak güzel eserler verebileceğimi, söyleyip, beni yazmaya  teşvik ediyordu.

 

Arkadaşım Abdülkadir ile birlikte çalışmalarımız ve görüşmelerimiz yaşamının sonuna kadar sürdü. 1970’li yılların sonlarında, çok sayıda  öğretmen arkadaşımız anarşi kurbanı olarak öldürülmüştür. Hatta, öldürülen Dernek Başkanımız Talip ÖZTÜRK’ün cenaze töreninde, Aksaray’dan Topkapı ve Silivrikapı mezarlığına kadar aynı çelengi birlikte taşımıştık. Yine, Feriköy’de öldürülen başka bir meslektaşımızın cenazesinde, resmini mezarlığa kadar birlikte taşıdık. Sürekli yağan yağmur altında yürüdük ve mezarlığa vardığımızda, yağlıboya resim levhasının beyaz bir beze dönüştüğünü, resmin tamamen akıp kaybolduğunu görmüştük.

 

İstanbul günlerimiz çok kötü dönemler rastladı. Dikkatli olunması için bir birimizi sürekli uyarırdık. Abdülkadir gerçekten kabiliyetli ve çok yönlüydü. Gelişim Yayınları merkezinde yazar olarak da çalışıyordu. Ziyaretine de gitmiştim. Ofisini, yazar Hilmi YAVUZ ve İsmail CEM  ile birlikte kullanıyordu. Bana da düzeltmenlik (redaction)  önermişti. 1980 yılında, okullarımız değiştirildi. İstanbul içinde uzak okullarda görev yapmaya başlamıştık. Fakat, irtibatımız hiç kesilmedi. Son olarak, Pendik’te görevli olduğum okula bir telefon geldi. Telefon eden arkadaşım Abdülkadir BULUT idi.  Bana Gelişim Yayınlarının Anadolu Yakası temsilciliğini yapmamı öneriyordu. Aslında, bir süre, 10 öğretmen olarak ayrı bölgelerin temsilciliğini yapmıştık. Bu sıralarda, her hafta şirketin Nişantaşı merkezinde toplanır, durum değerlendirmesi yapardık.

 

Günlerden bir yaz günü,  arkadaşım Abdülkadir, izin aldığını, Mersin (Anamur) seyahati yapacağını, bir ay sonra görüşebileceğimizi, söyledi. Bir birimize sarıldık, vedalaştık ve ayrıldık. Ne yazık ki, bir müddet sonra trafik kazasında hayatını kaybettiğini öğrendik. Bu acı haber, tüm sevenlerini yasa boğmuştu. Kendisi gibi öğretmen olan eşi Havva hanım iki çocuğuyla yalnız kalmıştı. Abdülkadir, çok mütevazi ve sade bir hayat yaşar, israfı ve gösterişli yaşamı sevmezdi. Sınırlı olanaklarla, masraflı sünnet düğünleri yapan öğretmenleri uyarırdı. Kendisinin bir kaç yerden geliri olmasına rağmen, oğlunun sünnetini sade bir törenle hastanede yaptırmıştı.

 

Şair, yazar, yayıncı ve öğretmen Abdülkadir BULUT’un ölümünün birinci yıldönümünde, Harbiye (İstanbul)’de bir sinema salonunda, anma toplantısı düzenlendi. Toplantıya eşi ve çocukları da katıldı. Hatta, eniştesi olan ünlü yazar Özdemir İNCE de katıldı. Toplantıya katılanlar, arkadaşımız için çok güzel şeyler söylediler. Herkesin ortak olan görüşü, arkadaşımızın en verimli çağında ve çok genç yaşta kaybedilmiş olması, yönündeydi.” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Değerli eğitimci, komşumuz ve arkadaşımız Sayın Mehmet ÖZTAŞ’a bu anlatımları ve verdiği bilgiler için teşekkür ettik. Şairimiz için, başka bir şairimizin “Torosların Neruda’sı” diye başlık attığını söyledik.  Komşumuz, bu başlığın isabetli olduğunu, Abdülkadir BULUT’un, tıpkı Neruda gibi yaratıcı bir kişi  olduğunu, çok ilginç kavramlar üreterek şiir dizelerine döktüğünü, söyleyerek konuşmamızı sonlandırmış olduk. Biz de merhum Şair-Yazar ve Eğitimci ( yayıncı) Abdülkadir BULUT’u saygı ile anıyor, kendisine sonsuz rahmetler, aile fertlerine uzun ömürler  diliyoruz.

 

Derleyen : Av. Naci SÖZEN,   13 Ağustos 2012,  Kazancı/ERMENEK         

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 1190 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi