Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

İMRALI TUTANAKLARI

Naci Sözen

26 Haziran 2013, 20:25

Naci Sözen

 

İMRALI  TUTANAKLARININ  ŞİFRELİ  MESAJLARI...!!!!!!

 

 

Bölücü terör örgütü PKK militanlarına silah bıraktırarak sınırlarımızın dışına çıkarılmaları, silahlı çatışmaların önlenmesi, kan akmasının ve anaların gözyaşlarının durdurulması, böylece, terör mücadelesine harcanan zaman, emek ve kaynakları sanayi, alt yapı, eğitim ve sağlık alanlarına aktararak daha sağlıklı, eğitimli ve mutlu bir topluma erişilmesi amacıyla başlatılmış olan ve taraflarca son umut olarak nitelendirilen “Çözüm Süreci” eleştiriler, şifreli mesajlar ve çelişkili açıklamalarla devam etmektedir. Bu sürecin ilk hedefi İmralı canisini sürecin bir parçası yaparak ev hapsine, adli kontrol şartlı veya afla dışarı çıkarılmasını sağlamaktı.  PKK sözde liderleri başta olma üzere, tüm bölücüler ile yandaşlarının, uzun süreden beri, benzer söylemleri, telkinleri ve tavsiyeleri de aynı amaca yönelikti. Sürecin başında, İmralı’ya gidecek görüşmecilerin seçimi, izin verilmesi ve zamanının tayini konularında titiz ve seçici davranıldığı bilinmektedir.

 

Bölücü yandaşı bir partinin (BDP) vekillerinden seçilen görüşmeciler ellerinde çantalarla İmralı yoluna düştüler. Görüşme timinde, mesleğini nakliyatçı olarak açıklayan, aslında film artisti de olan şair, yazar, eylemci BDP  Adıyaman vekili  de ( S.S.Ö.) bulunuyordu. Kendilerini adaya götürecek deniz vasıtasına binmek üzereyken, kameralara yansıyan görüntüler, Türk Milletine  ilk şifreli mesajını verdi. Habercilerden birinin de dikkatini çeken ve bu yönde soru sormasına neden olan husus, bu vekilimizin baştan ayağa yeniden donatılmış, kravatlı, tıraşlı, parlayan ayakkabılarla ve elindeki lüks çantasıyla yürümekte olmasıydı. Bilindiği üzere, bu vekilimizin meclis albümü için verdiği resim dahil olmak üzere, her yere kravatsız, sakallı, özentisiz görünümlü gitmesi, meclis komisyonu üyesi olarak görüşme için tüm makamlar ve makam sahiplerine giderken kravat takmadığı halde, İmralı yolundaki bu şıklığın bir mesajı olmalıydı. Görüntüyü değerlendiren uzmanlar, vekilimizin bu görüntüsünün, Türk Milleti için bir mesaj taşıdığı, mesajın “ ben senin en yüksek makamından makam sahiplerine kadar hiçbir kurum ve kişiyi önemsemem, benim önemsediğim kişi İmralı adasında görüşeceğim kişi” olduğu şeklindeydi. Bu konu medyada fazla yer bulmayarak geçiştirildi.

 

Bu ilk görüşmelerin sonunda gülümseyen yüzler ve ellerinde görüşme tutanaklarıyla Ankara’ya dönen vekiller, açıklamanın sonra yapılacağını belirtiyorlardı. Bu açıklama beklenirken, bir sabah Milliyet Gazetesi, İmralı görüşmesinin elle yazılmış uzun ve ayrıntılı tutanağını yayınlayıverdi. Bu olay toplumda ve tüm çevrelerde şok etkisi yarattı. Bir yandan tutanakta yer alan maddeler tartışılırken, bir taraftan da, bu tutanağı kimin, ne amaçla ve nasıl sızdırıldığı ve gazetecinin eline nasıl geçtiği tartışılıyordu. Bu sızdırma ve yayın konusunda konuşan Diyarbakır BDP vekili (A.T.) kameralar karşısına geçerek, kendilerinin mert, doğru, özü sözü bir ve güvenilir kişiler olduklarından söz ederek “siz, bu sızdırma olayında aslanlara bakmayın, çakallara bakın” diyordu. Çakallar diye nitelediği hangi taraf ve kimler olduğu çok açıktı. Fakat, inanılmaz bir gelişme oldu. Tutanakların, BDP Genel Merkezi fotokopi makinesi başında bir fazla çoğaltılarak gazeteciye verilmiş ve yayınlanmasının sağlanmış olduğu ortaya çıktı. Türk Milleti için geçmişten bu güne, hem de, vatandaşı ve vekili tarafından maruz kaldığı en aşağılayıcı, hakaret ve küfür içeren sözler söylenmiş, sonradan bu nitelemenin kendi insanlarına ait olduğu anlaşılmıştı. Bu tarihi hakarete karşı cılız bir tepki verilirken, sonrasında, vekilin bir  özür borcu olduğunu hatırlatan bir söz  veya istek duyulmadı. Bu hakareti de öncekiler ve halen sürdürülenlerle birlikte sineye çekmek toplumumuz için  bir kader gibiydi.

 

Yayınlanan bu tutanak çok düzenli ve ayrıntılı tutulmuştu. Hatta,  görüşmelerin bir yerinde, kapının açılması ve çay servisi başlamasıyla, yazman vekilimiz, yeni bir satır başlatarak “çaylar geldi “ diye not düşmüştü. Tutanak, genellikle, İmralı hükümlüsünün söylediği ve direktife benzeyen sözlerinden oluşuyordu. Vekillerin bir umut olsun diye söylediği “ sizin ev hapsi, şartlı olarak tahliye veya afla dışarı çıkmanızı sağlamaya çalışacağız” anlamındaki sözlerine kızan bölücü başı sinirleniyor ve “ ne ev hapsi, ne affı, hepimiz özgür olacağız, yeni bir dünya kuracağız, gelecek bizim” diyerek vekillerden çok daha  ileri fikirleri olduğunu gösteriyor, tüm taraftarlarına kayıtsız ve şartsız özgür kalacağı mesajını veriyordu.

 

Konuştukça açıldığı anlaşılan bölücü başı, BDP heyetinin Karadeniz gezisinde uğradıkları saldırı konusunda değinerek “ saldırı olacağı muhtemel yerlere tedbir almadan gitmeyeceksin, zaten iki kere saldırdılar, size bir saldırı olursa siz on kere saldıracaksınız” diyordu.  Ayrıca, bu çözüm sürecinin son şans olduğunu bildiren bölücü başı, bu sürecin başarısız olması halinde, mücadelelerinin öncekinden farklı olacağını, 50 bin  silahlı kişiyle,  tüm bölgede halk savaşı başlatacaklarını da ekliyordu. Daha bir çok söz söyleyen ve tutanakta yer almasını sağlayan bu hükümlü, bulunduğu konumu bakmadan, hem sınırsız isteklerde bulunuyor, bu istekleri olmadığı taktirde de yapacaklarını sıralayarak Türk Devleti ve Milletini açıkça tehdit ediyordu. Diğer yandan, bu çözüm sürecinin başlatıldığı günlerde, Kandil’den bir demeç veren KARAYILAN,  çok sayıda militan ve yeterli silaha sahip olduklarını, daha şiddetli bir silahlı mücadeleyi, uzun süre sürdürebileceklerini, Tür Devletinin bu durumu gördüğünü, söyleyerek, sanki, devletimizin PKK  gücünden çekindiği için bu süreci başlatmış olduğu, izlemini yaratmaya çalışmıştı.

 

Bilindiği üzere, İmralı heyetleri değişik kişilerden oluşmak üzere görüşmelerini sürdürdü. Heyetlerin değişmeyen tek üyesi yazman ve film yıldızı olan Adıyaman vekiliydi. Ancak, Taksim Gezi Parkı olaylarında ön saflara çıkan, iş makinelerinin önüne dikilen ve hükümet aleyhine açıklamalar yapan bu vekilimiz son heyetten kesildi. Nitekim, son heyet görüşmelerinde, İmralı hükümlüsünün, hükümetin heyete müdahale etmesinden hoşnut olmadığı mesajı yayınlandı. İmralı görüşmeleri tutanakları (mektupları) yurt içi ve yurt dışı bölücülere, Kandil dağına götürülüp, cevaplar İmralı’ya ulaştırılırken, devlet büyüklerimiz, vatanın bölünemeyeceği (vatanın bir parçasında operasyon yapılmasını kabul etmeyeceklerini),  milletimizi üzecek ve başını öne eğdirecek işlerin yapılmayacağını, tek vatan, tek devlet, tek miller ve tek bayrak ilkesinden ayrılmayacaklarını, açıklıyorlardı.

 

Çözüm Süreci resmen başlatıldıktan sonra, PKK militanlarının ellerinde silahlarla dere ve nehir geçişlerini gösteren resimlerinin altında, sınır dışına çıkmaya başladıkları haberleri yayınlandı. Kandil sözde sorunlusu KARAYILAN, topladığı haberciler ve gazetecilere hedeflerini anlatıyor, silah bırakma olmadığını, sadece çatışmanın durduğunu, bu dönemin eğitimle geçirileceğini söylüyordu. Suriye olayları, Cilvegözü/Reyhanlı sınır kapısı patlaması ve ülkeye yayınlan Taksim Gezi Parkı olayları Çözüm Sürecini  biraz gölgeledi. Gelişmelerin beklendiği gibi  gitmediğinden yakınan İmralı hükümlüsü, kardeşiyle yaptığı bir görüşmede, koruculuğun ortadan kaldırılması gerekirken yeni korucu kadroları verilmesi, sınırlardaki karakolların kapatılması yerine yeni karakol inşaatlarına devam edilmesi gibi durumlardan şikayetçi olduğu mesajını gönderdi. BDP Başkanı da, devlet yetkililerinin PKK sözde liderleri ve üyeleri için “terörist” demelerine itiraz ediyordu. Bazı akil insan üyeler ise “ artık, ÖCALAN için bebek katili denmesin” dedi. Sürecin yavaş işlediğinden yakınan bölücü yandaşları, devletin konuyu zamana yayması, başarısız kılması durumunda sonucun felaket olacağını dillendirmeye başladılar. Tam bu tartışmalar sırasında, içinde komutanların bulunduğu bir askeri helikoptere bölgede ateş açıldığı ve helikopterin isabet aldığı haberi duyuldu. Bu haberi duyan, kendince senaryolar üretmeye koyuldu. Fakat,  helikoptere isabet eden mermiler aracın düşmesine ve içindeki üst düzey komutanların şehit olmasına neden olsaydı süreç nasıl gelişecekti? Bu olay, sürecin ne kadar kırılgan ve hemen kopabilecek bağlarla  bağlı olduğunu gösterdi.

 

Gazetelerde yer alan son haberlerde, Diyarbakır, Bingöl ve Bitlis yörelerinden yola çıkan 40-50 PKK militanının, günlerce yürüyüşten sonra Kuzey Irak Metina kampına ulaştığı, bu nedenle,  Baver Dersim ve Baver Amed isimli örgüt yöneticilerinin kampta bir basın toplantısı düzenledikleri yer aldı.  Haberin devamında, Baver Dersim kodlu PKK’lının “çözüm umutlarımızın yıkılması felaketi beraberinde getirir ve geçmişi kat kat aşan bir şiddet ortamıyla Türkiye’yi kasıp kavururuz”  diyerek, bizi yine tehdit ettikleri yer alıyordu. Numan kodlu PKK’lı ise “ 20 kişilik bir gurupla Bitlis yöresinden geldiklerini, sürecin tersine dönmesi ve örgütün tekrar savaş kararı vermesi halinde, geldikleri yere yine ve rahatlıkla dönebileceklerini, mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerini, hangi sürece göre strateji belirlenirse kendilerini ona göre hazırladıklarını” söyleyerek tehditlerini bir adım öteye taşıyordu. Ayrıca, basın toplantısında konuşan Agit kodlu PKK’lının  “süreç nedeniyle Türkiye’yi terk eden silahlı güçlerin, çekilme kararına sıcak bakmadıklarını, isteyerek geri gelmediklerini, ancak, A. Ö.’ın kararlarına uyduklarını, isteksiz şekilde gelenlere süreç hakkında bilgi verilerek ikna etmeye çalıştıklarını” dediğini de  okuduk.

 

Yayınlanmış olan yazılarımda tekrarlayarak anlattığımız ve bilindiği üzere, bölücü örgüt PKK, 1984 yılında, bir gece üç ilçeye silahlı saldırı düzenledikten sonra ismini ve kuruluş amacını bir bildiri ile aleme duyurmuştu. Bu bildiride “Güneydoğu Anadolu bölgesinde bağımsız bir Kürdistan Devleti kurmak amacıyla PKK isminde silahlı bir örgüt kurulduğu ve bu amaca ulaşana kadar mücadeleye devam edileceği” yer alıyordu. Aradan geçen zaman içinde 7000 güvenlik görevlisinin şehit olması, 40.000 civarında insanımızın hayatını kaybetmesi ve hesaplanamayacak kadar maddi zararın doğmasına neden olmuş olan bu bölücü örgüt ve yandaşlarının eylem ve söylemlerini haklı çıkarmaya yönelik gayretlerin yaygınlaşarak sürdüğünü, Türk Demokrasisinin nimetlerinden nasıl yararlandıklarını, ihanetleri, korkaklıkları, işbirlikleri, öncelikli ve nihai hedeflerini, yaşanmış olaylara ve yaşayanların anlatımlarına dayalı olarak yazılarımızda açıklamıştık. Barzani isimli şahısın sürekli tekrarladığı “ Büyük Kürdistan hayalinden bizi kimse vazgeçiremez” sözü hatırımızdayken,  yerli bölücülerimizin “ dört ülkede yaşamakta olan Kürtler (İran, Irak, Türkiye ve Suriye) bir araya getirilmeli” şeklinde sözler söylemeye başladılar. Bölgede, PKK öncesi etkili örgütün Beş Parçacılar isimli bölücü örgüt olduğunu yazmıştık.  Anlaşılıyor ki, çözüm süreci mesajları, bazen şifreli, bazen de açıktan yayınlanmaya devam edecek. Bu çelişkiler yumağından bir sonuç almak ve  nasıl bir sonuç çıkacağını kestirmek de  kolay olmayacaktır.  

 

 

Derleyen : Av. Naci SÖZEN,   24.06.2013, ANKARA

Bu haber 762 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ÇANAKKALE ZAFERİ17 Mart 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi