Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Yıldızlardan Uçurtma Yapmak- İlker KÖKSOY

Misafir Yazar

26 Mayıs 2010, 17:06

Misafir Yazar

Bir Pazar akşamı Ankara’nın kalbi Kızılay da yürürken bir başıma, nedendir bilmem başımı yukarı kaldırıp geceyi izlemek geldi içimden. Ama bir gariplik vardı sanki gökyüzü gece gibi alabildiğince karaydı. İlk önce dolunay nedeni ile yıldızların sönük kalmış olabileceği aklıma geldi.  Sonra büyük şehir ışıklarının bulunduğu bir ortamda olduğumu düşündüm. Kendimi, içimden gelen çok garip bir istek ile eskiden gökyüzünün her köşesine intizamla döşenmiş yıldızları neden göremediğimi anlamaya çalışırken buldum. Birden çok eskilere, Samanyolu Galaksisinin her bir yıldızını gördüğüme inandığım, benim için masalsı olan günlere gidiverdim.

On yaşlarımda köyümüzde(kasaba olmasına rağmen bizim için hep köyümüz olan Kazancıda) dedemlerle birlikte tarlaları derdest etmek için göçtüğümüz Çatal koyak ve Köristan yaylalarında, akşamları ardıç ağacının altında uyumaya çalışırken yıldızları saydığım çocukluk günlerimin bilinçaltımdaki yansımaları ile birlikte dudaklarıma yerleşen muhtemelen tatlı bir tebessümle güzel bir filmi izlemeye başladım.

Dedem (Mehmet Koca) her zamanki vakur edasıyla hiç tarla işlerine karışmadan atlarla ve diğer hayvanlarla uğraşıyor, tarlanın duvarları, harman yeri ve de taşları ile meşgul oluyordu. Babaannem, annem, bizlere yardıma gelen halalarım ve daha önceden imece usulü ekinlerine yardıma gittiğimiz kişilerle birlikte biz çocuklar ( genelde kuzenler) sabah güneş doğarken başlayan mesaisi, öğle arasında en güzel ziyafetlerde bile rastlanmayan yemek çeşidinin olduğu yemekle devam ediyor öğle yemeğinin hemen arkasına moda deyişi ile güzellik uykusu denen öğleden sonra yarım saatlik (nerde yatarsan yat sanki kuştüyü yatakta yatıyormuş hissi verdiren) ara uyku ile birlikte akşam hava kararana kadar kâh köyü ince dedikoduları, kâh orak oynatarak ararda yapılan latifelerle bezeli çalışmalarla iş günü bitiriliyordu. Hala düşünürüm şehirlerde bu kadar büyük çabanın sarf edildiği kaç iş vardır. Tarlanın ekiminden öncekileri saymazsak özellikle oraklarla biçilmesi, destelerin tek tek omuzlarda harman yerine taşınması ve özellikle samanın toplanması ve samanlığa boşaltılması.

Benim gözümü hiçbirisi saman işi kadar korkutamamıştır. Harman yerinde bir savaşı andırır samanları hararlara doldurmak. Bir yandan sıcak, bir yandan samanın teninizde oluşturduğu büyük rahatsızlık ve topladıkça artıyor hissi verdiren saman yığını. Samanlıktaki boşaltma işlemi ise ayrı bir zordur. Ama düşünüyorum da bütün bunlar toprağın bize verdiklerinin hiçbirinin israf edilmeden kullanılmasıdır sanki. Her birine ayrı ayrı değer vermektir. Türkiye’nin birçok yerinde tarlalarda toplanmamış olarak gördüğüm saman yığınları, her zaman bende eski günlerin karelerine hayranlık uyandırır.

Çocukluğumda kullanabildiğim en uzun ve hızlı salıncakları ve unutulmaz çelik çomak oyunları günümüzün internet kafelerinden kat kat eğlenceliydi sanırım. Özellikle kuzenlerle birlikte at, eşek ne bulursak bindiğimiz ve ekilmemiş tarlalarda yaptığımız at yarışları ile her seferinde eşeklere binenlerin kazanması, komik sahneler olarak zihnimde hala.  Akşam yemeği ile birlikte şu an için çok erken bir zaman olarak değerlendirilebilecek ama o zamanlar için uyku vakitleri olan akşamüstü yirmi dolaylarında tekrar gökyüzündeki muazzam yıldızlar izleniyor, sayılıyor ve onlardan büyük ayı, küçük ayı, tava, uçurtma ve de benzeri bir nesne benzetme oyunlarımızla aralarda yapılan tatlı sohbetler ve günün yorgunluğu ile birlikte tatlı bir uykunun içinde kendimizi buluyorduk. Sonraki günler tekrar aynı döngü, taki ekinler bitene biz onları deste deste toplayana ve de dedemin kullandığı yarış arabasına andıran düğenin altına serip buğday ile samanı eski usül ile birbirinden ayırana kadar. Benim için unutulmaz yayla ve düğen serüvenleri bugün bile arkadaşlarıma anlattığım ve şaşkınlık uyandıran bir masaldır benim için belki bundan sonra çok az çocuğun anlatabileceği.

Sahi kaldı mı Kazancının çok eskiden günümüze taşıdığı, yaylalarımızda obalar halinde kalıp çalışmak. Düşünüyorum da birçok yaşıtıma göre ve belki birçok küçüğüme göre çok şanslıyım…14.05.2008

İlker KÖKSOY -Kastamonu-14 Mayıs 2008

Bu haber 1410 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi