Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

DİL BAYRAMI KUTLU OLSUN...

Naci Sözen

11 Mayıs 2014, 13:34

Naci Sözen

TÜRKÇE  KONUŞALIM.. TÜRKÇE  YAZALIM….!!!

 

 

Türkçenin,  resmi devlet dili oluşunun 737. yılını kutladığımız şu günlerde, Türkçe konuşmak, Türkçe yazmak ve Türkçe düşünmek,  konularında çok daha titiz olmamız gerekitiğini düşünüyoruz. Karamanoğlu Mehmet Bey, 1277 yılında, Konya’da yayınladığı ünlü FERMAN ile aziz vatanımız Anadolu’da, ilk defa, devletin resmi dili olarak Türkçe kabul ve ilan edilmişti.  Bu fermanın ilan edilişi Dil Bayramı olarak, 12-13 Mayıs 2014 günlerinde, Ermenek ilçesi ve Balkusan köyünde kutlanacak olup, bu bayramın yöre halkımıza, Milletimize ve Türk Dünyasına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz.

 

Bilindiği üzere, “ DİL” bir milletin varlığı için ilk ve zorunlu unsur, milletin zengin kültürü için  en önemli araçtır.  Millet tanımı “ortak bir dili, kültürü, tarihi ve gelenekleri olan.. “ diye başlar. Dil ve kültür bir birinden ayrılmaz kavramlardır. Çünkü, dil ve kültür, bir toplumun temel unsuru, geleceği ve yaşam biçimi  olup, milleti, diğer milletlerden ayıran, kişilik kazandıran varlıklardır.  Çağdaş ve uluslar arası bir üne sahip olan bilim adamımız Prof. Oktay SİNANOĞLU, dil ve millet kavramlarını  anlatırken “ bir milleti yok etmeye, önce kültürünü yok etmekle başlanır, sonra dili ortadan kaldırılır, dil yok olunca,  millet de yok olmuş demektir” diyor.  Anadolu’nun her yerinde  yabancı dille eğitim yapan okul açılması ve diğer okullarımızda yabancı dilde eğitimin  yaygınlaştırılması, önce kültürümüzü, sonrasında da dilimizi yok etmeye yönelik faaliyetler olmaktadır. Yabancı dil öğrenmekle, yabancı dilde eğitim yapılması, hedefleri yönünden  çok farklı kavramlardır.

 

Türkçenin, geniş bir coğrafyada ve büyük insan toplulukları tarafından kullanılan evrensel bir dil niteliğinde olması çok iyi değerlendirilmelidir. Günümüz dünyasında, yurt içi ve yurtdışında, Türk Milletinin dili, dini, tarihi, kültürü, hukuk sistemi, kısacası Türk’e ait ne varsa tenkit edilmekte ve horlanmaktadır. Bu yıkıcı faaliyetlerin asıl hedefi, Türk Milletini “Millet Olma/Milli Olma” şuurundan uzaklaştırmaktır. Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde sarayın (devletin) dili, Türkçe yerine Arapça-Farsça olduğundan dilimizin gelişmesi çok yavaş seyretmiştir. Ulu Önder ATATÜRK, dil ve kültürün önemini bildiği için, 01 Kasım 1928 tarihinde Arapça-Farsça yerine Latin harflerine geçilmesini ve Türk Alfabesi’nin kabul edilmesini sağlamıştır. Türk Dil Kurumu’nun kurulması da dilimizin geliştirilmesini sağlamaya yöneliktir.

 

Dilimizin yabancı dillerden alıntı kelimelerle doldurulması, aydınların, sanatçıların ve hatta devlet adamlarının yabancı kelimeleri ve cümleleri kullanmayı alışkanlık haline getirmeleri bilinen gerçeklerdir. Devlet büyüklerimizin konuşmalarında bazen yabancı kelimelerden oluşan cümleler, bazen de Türkçe ve yabancı kelimelerden oluşan cümleler kurduklarını biliyoruz. Örneğin, force ettik, transformasyon gerekli, yes be annem, okey, mersi, printer, show, star, motive etmek, bye, aksiyon, misyon, vizyon, deklere etmek, supermarket, cv, komünikasyon gibi. Bu uygulamaları incelediğimizde, Türkçe düşünüp İngilizce konuştuğumuz veya İngilizce düşünüp Türkçe konuştuğumuz ortaya çıkmaktadır. İngilizce kurslarında, öğretmenlerin, “Türkçe düşünerek İngilizce konuşursanız bu dili öğrenemezsiniz”, dediklerini hatırlıyoruz. Antalya civarında bir lokantanın ismi “Şefin Yeri Restaurantı” şeklindeydi. Lokanta kelimesi İngilizce başlamış, son harfine gelinde Türkçe ekle tamamlanmıştı. Kısaltmaların ve özel isimlerin yazılışlarında yapılan hatalara sıklıkla rastlıyoruz. Dilimizi korumak ve geliştirmek için Türkçe düşünüp, Türkçe konuşmalıyız.

Büyük şehirlerimizdeki sokaklarda, işyeri isimleri, ilan ve tabelaların, günlük konuşmalarımızdaki bir çok kelimenin yabancı kelime ve deyimler olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Ankara’daki büyük   Alış Veriş Merkezi (AVM)  isimleri, Galeria, Arcadium, A city Outlet, Gros Market, Optimum, NATA Vega, Next Level, Mine Sera,  Kent Park, Armada, Real, Makro ve Gordion şeklindedir. Türkçe sandığımız, motor, elektrik, otomobil, ekonomi, politika, finans, bulvar, transfer, doktor, grup, panel, kanal, radyo,  film, sinema, tren, tramvay,  damper, blok, site gibi kelimelerin yanına, fastfood, bazaar, sale, chery, rent a car, restoran, cafe, internet, irite etmek gibi yenileri eklenmektedir. Ankara’da süratle çoğalan ve gelişen pahalı  binaların tamamına yakının ismi (West Gate, Marriot, Premium, Via Tower, Tim Towers, Platin Tower, İncek Life gibi ) yabancı kelimelerden oluşmaktadır. Önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, Ankara’daki  Ankamall (Etiler/ Ankaralı Ankamal olarak söylüyor)  AVM’sinin uzun bir koridorunda yer alan mağazalar, Greyder, herry, journey, ramsey,  rodiwood, quicksilver, loft, ltb, red apple, chima, xside, centone, levi’s store ve collezione şeklindeydi. Koridorun sonundaki dükkanın adı da Hotic olup, hangi dilden olduğunu bilememiştik. Geçen yıl, resmi bir kurumun çay salonunun isminin “cafeterya”  olduğunu görünce görevlilerle görüşmüş ve bu kelimenin yabancı dille başlayacaksa sonuna kadar öyle devam etmesi veya Türkçe söylemle “kafeterya” şeklinde değiştirilmesini teklif etmiştim. Aslında, hek iki kelimede yabancı, fakat, kelimenin İngilizce başlaması ve Türkçe sonuçlanması garip bir durum. Sonraki günlerde, bu salon tabelasının “ Çay Salonu” olarak değiştiğini gördüm.

 

Geçen yıllarda,  Konya’da düzenlenen bir toplantıya konuşmacı olarak katılan bir inkarcı   Dil Bayramı olarak kutlanan Türkçe Ferman sanıldığı gibi Karamanoğlu Mehmet Bey’e ait değildir. Bu ferman, Türk olmayan bir kişi tarafından Mehmet Bey ile alay etmek için söylenmiştir “ dedi ve resimleriyle birlikte medya da yayınlanmıştı. Bu haber üzerine bir kaç telin yazısı yayınlandı. Bizim de yayınladığımız karşı yazıya hiçbir yorum gelmemişti. Milli değerlerimiz ve varlıklarımız elimizden bir bir alınarak “yalan, yok, yaşanmadı, gereksiz “ gibi iftiralara maruz bırakılırken, yatırılmış olduğumuz derin uykudan ne zaman uyanacağımız bilinmemektedir. Yazar Turgut ÖZBAY tarafından yazılan ve Ankara Ticaret Odası yayınlarında yer alan İşte Türkiye Gerçekleri, isimli kitapta (Ocak -2003, Ankara basımı, sayfa.171..) “ yanlı, maksatlı, yalan bilgiler, yönlendirme ve şartlandırmalarla, Türk Milleti’nin dikkati dağıtılmış, Millet şaşırtılmıştır. Türk Milleti hafıza kaybına uğratılmış, beyinler yıkanmıştır. Sonuçta, insanların Milletine ve Devletine olan güveni azaltılmıştır, Milli kültürümüzden uzaklaşmak ve Milleti küçümseme gayretleri, devletimizin (Cumhuriyet) kuruluş felsefesinden uzaklaşmaktır” şeklindeki görüşler yer almıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kurulmuş olan, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bu olumsuzlukları önlemek, Türk Dili ve Tarihini, sonuçta, Türk Kültürünü yüceltmeyi hedefler. Günümüz dünyasının ünlü siyaset bilimcisi Huntington, “geleceğin dünyasında, uyuşmazlıkların ve çatışmaların nedeni, ideolojik ve ekonomik değil, kültürel olacaktır” demektedir.

 

Bir dilin, insanlar için önemi, konuşacak dil olmadığı veya dili konuşacak başka bir insan olmadığı zaman anlaşılacaktır. Teksas (ABD)’de bulunduğum sırada, eğitim kurumunun içindeki banka şubesine gittiğimde, Türk olduğumu anlayan müdürün, Türkçe olarak “Bayım hoş geldiniz, nasılsınız?” dediğinde, şaşkınlık ve  mutluluk  içinde kalmıştım. Müdür Adana ABD üssü içindeki aynı bankanın şubesinde görev yaptığından Türkçe biliyordu. Kanada görevinde, yanıma gelen Yunanlı Prof’un Türkçe olarak “ merhaba komşu”  demesi de, Paris hava alanında bindiğimiz taksi şoförünün Türkçe olarak “ abi nereye?” demesi de, İsrail’de rehber olarak görevlendirilen bayanın “hoş geldniz, ben Bahar, Şişli doğumluyom, evlenip buraya geldim, sizinle, İngilizce değil, Türkçe konuşmak istiyorum”  diyer söze başlaması da mutluluk vericiydi. Yunanlı bilim adamı, 1958 yılında İstanbul’dan Yunanistana göç eden bir alinenin üyesiydi ve Türkçe konuşabiliyordu. Paris’deki taksi soförü de Kazak bir ailenin oğlu olarak önce İstanbul, sonra Paris’e göç etmişti.  Dünyada 27 alfabe olduğu ve bu alfabelere sahip olan milletlerin dilleriyle övündüklerini biliyoruz. Yer yüzünde kaybolmaya başlamış ve  15-20 kişi tarafından konuşulan dillerin bile yaşatılmaya çalışılması yanında, zenginliği, yaygınlığı ve bileni-konuşanı yönünden dünyanın başta gelen dilleri arasında sayılan TÜRKÇE‘nin bu denli ihmal edilip saldırıya maruz bırakılması ibret alınacak bir olaydır. Halen yayın yapan bir çok radyo ve televizyon kanalında Türkçe geri plana itilmekte, yabancı diller ön plana çıkarılmaktadır. Osmanlıca olarak bilinen karma konuşma biçiminin okullarda okutulmasını savunanlar ve bu konuda kanun teklifi hazırlayanlar bile vardır. Uzun yıllar önce filimlerdeki konuşmalarda kullanılan yeşşe, nayır, nolamaz, gibi  kelimeler ile dolmuş bilekçilerinin “ var mı inecek?” şeklindeki sözlerinin dilimize yakışmadığı tartışılırdı.

 

Dilimizin kullanılmasında bir çok hata yapılmaktadır. İmla kuralları hiçe sayılmakta, hatalardan dönülmesi ve doğru kullanım için garet  gösterilmemektedir. En basit hatalardan öernekler, yalnız, yerine yalnız, yalnış değil yanlış, çünki değil çünkü, herkez değil, herkes, meyva değil, meyve, mayış değil maaş, makine değil, makine, sarımsak değil, sarımsak, kaparo değil, kaparo, acenta değil acente gibi. Bu hatalı kullanımlara, bir biriyle karıştırılan kelimelerin çokluğu da eklenmelidir.  Tabii – tabi, tahrifat-tahribat, taktir-takdir, teamül-temayül, tefriş etmek-teşrif ertmek, tehdit etmek-tahdit etmek, tellal-tellak, zede-zade, nüfus-nüfuz, muhabere-muharebe, mahsur- mahzur, irtica-iltica, delalat-dalalet, dansör-dansöz, etkin-etken gibi.

 

Türkiye Cumhuriyetinin resmi dili ve Türk Milletinin ana dili Türkçedir. Şairin dediği gibi, Türkçemiz, bizim ses bayrağımız, güç kaynağımızdır. Medyada, sporda, günlük yaşantımızda, yazılarımızda  sıklıkla kullandığımız yabancı kelimelerin bilinen ve kullanımı-anlaşılması çok kolay olan Türkçe karşılıklarını kullanmaya özen göstermeliyiz. Yabancı kelimeler ve karşılıklarına örnek olarak seçtiklerimize bir göz atalım. Adapte olmak-uyum sağlamak, ağresif-saldırgan, bariye-engel, bodyguard –yakın koruma, check etmek- kontrol etmek, cv-özgeçmiş, data-veri, bilgi, deoar –çıkış, departman-bölüm,dizayn-tasarım, doküman-belge, enformasyon-bilgilendirme,  feedback-geri besleme, finish-bitiş, full-tam, illegal-kanunsuz, izolasyon-yalıtım, jenerasyon-nesil, komünikasyon-iletişim, konsensüs-uslaşım, kriter-ölçüt, libero-son adam,  monoton-tek düze, partner-eş, revize etmek-yenilemek,reel-gerçek, show- gösteri, skor-sonuç, star-yıldız, trend-eğilim,versiyon-sürüm, mesaj-ileti, editör-yayımcı, final four- son dörtlü, hiperaktif- aşırı hareketli, hırçın, adaptasyon-uyum, alakart-seçmeli yemek, adisyon-hesap, ambiyans-çevre, ortam, hava, by-pas – devre dışı, bilboard- ilan tahtası, brifing- bilgilendirme, center-merkez, chat-sohbet, defans-savunma, damping- indirim, tenzilat, duayen-en kıdemli, ekolojik-çevresel, etik-ahlak, fenomen- olay, görüntü, fraksiyon- hizip, format-boyut, flaş-çarpıcı, hijyenik-sağlığa uygun, jet ski-su kızağı, kaos-kargaşa, konsept- anlayış, kokpit- pilot kabini, lisans-yetki belgesi, lümpen-sefil, mantalite- anlayış, maniplasyon- hile ile yönlendirme, modül-parça, otonazi-ölme hakkı, refüj-orta kaldırım, tiraj-baskı sayısı, sansasyon-dalgalanma, seans- oturum, smaç-küt inme, stand by- destek, stres-gerginlik, viyadük-köprü yol, zamping- geç geç, stabil- oturmuş, provakasyon- tahrik, kışkırtma, paradigma- yeni düşünce modeli, transparan-saydam, şeffaf.. Görüldüğü ve örnekleri çoğaltılabileceği üzere, kullanmayı alışkanlık haline getirdiğimiz yabancı kelimelerin, bildiğimiz Türkçe  karşılıkları vardır.

 

Gündeme düşen yazılarda, konuşmalarda ve levhalarda yer alan    Türkçenin Başkenti Karaman” ifadesi bizi çok memnun ediyor. Türk Milleti, Taşeli insanı ve özellikle, törenlere bizzat katılan hemşerilerimizin Dil Bayramını gönülden kutlar, dilimizin evrensel bir dil olmasını sağlayan bu fermanı yayınlayan Karamanoğlu Mehmet Bey ve Atatürk başta olmak üzere, dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz için emek harcayanları rahmet ve saygı ile anıyoruz.. Yaşanmakta olan tüm zorluklara, engellemelere ve imkansızlıklara rağmen, dilini doğru ve sürekli kullanmaya çaba gösterenleri, Dil Bayramı kutlamalarını gerçekleştirenleri ve tüm katılımcıları kutluyor,  selam, saygı ve sevgilerimizi  sunuyoruz.

 

 

      Yazan /Derleyen : Av. Naci SÖZEN , 11 Mayıs 2014 /ANKARA

 

 

Bu haber 723 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi