Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Gale Dikti,Gazancılı Kesti, Ganada Çekti

Hasan Köksoy

28 Mayıs 2010, 10:05

Hasan Köksoy

Ceviz; batırmanın adı, bandırmanın, tarhananın tadı, tatlılarda kullanılan veya çerez olarak tüketilen cevizin, damar koruyucu, ishal kesici, cilt temizleyici gibi özellikleriyle fonksiyonel gıda maddelerinin başında geldiğini biliyoruz. Cevizin kerestesi kıymetli olduğu için maalesef, kasabamızda eskiden beridir ceviz kıyımı yapılır. Cevizin sadece meyvesi değil, gölgesi de kıymetlidir, kaldı ki ceviz, havaya nem, toprağa çiğdem bağlatıyor. Çocukken biz okula giderken köyümüzün yol kenarlarında kocaman ceviz kütükleri istiflenmiş bir şekilde yatardı. Yol kenarlarındaki yaşlı ceviz kütükleri bize kenara atılmış bilge ihtiyarlarımızı hatırlatıyor. Bir hazinedir, ceviz meyvesiyle kütüğüyle, yaprağıyla ve dallarıyla.

Kasabamız toprakları cevizin yetişmesi için uygundur. Aybaham’dan Bozyerin dere yamaçlarına kadar ceviz ormanlarıyla doluymuş bir zamanlar. Memleketimizin taşında toprağında ceviz ağaçları yetişir. Peki, kim dikiyor bunları derseniz tabi ki Kargalar (Garga) ve sincaplar (gale) halkımız kendi imkânlarıyla ceviz fidanları diksede asıl cevizleri Garga ve galeler diker. Dedelerimiz, "Cevizi kargayla gale diker" derlerdi de anlam veremezdik. Halkımız Ceviz ağacı yetiştirmek için özel bir caba sarf etmez. Gargalar, yemek için götürdüğü cevizi ağzından düşürür. Eğer o ceviz uygun bir yere düşerse orada tutunup fidan olur. Galeler ise kışlık yemek için sakladığı cevizleri ağaç ve taş kovuklarında unuttukları için cevizler filizlenerek fidan olur. Bu yüzden bir taşın yüzünde veya bir ağacın kovuğunda ceviz fidanına rastlamak mümkün.

Bir zamanlar kasabamız ceviz zenginiydi. Koca koca ceviz ağaçlarını kesip kesip satmışız. 1930’lu yıllarda Kazancıda bulunan ulu ceviz ağaçlarından en büyüğü şimdiki Derekahve uzantısındaki derenin aşağılarından kesilmiş. Bu kütükler 4’lü camızlar tarafından çekilerek yola taşınmış ve o zamanın imkânlarıyla Taşucu ve Anamur’a götürülerek yurtdışına ihraç edilmiş. Silah endüstrisinde son yıllara kadar dipçik, kabza yapımında, çeşitli endüstri dallarında, makine aksamlarının çeşitli yerlerinde hep ceviz odunu kullanıldı. Almanların 2.Dünya savaşında kullandıkları silahlarının mavzerlerin kundaklarında bu ağaçların kullanıldığı söylenir. Mobilya endüstrisindeki yeri ise halen doldurulamazdır. Eskiden ceviz kütükleri Alman ve İtalyan tüccarlarca satılırmış.

Bir Araştırmaya göre 60'lı yılların sonuna gelindiğinde Türkiye'de ve Ortadoğu'da ceviz kalmamış. Alman ağır endüstri devlerinden, ünlü silah imalatçısı Krupp firmasının, Türkiye ve Ortadoğu'dan ceviz kütüğü toplama işlerini yürüten ve bu işi gayet başarılı bir şekilde yapan 'simsar'ına, Krupp Kamyonu hediye edilmişti.”  Limanlarda, tren istasyonlarında, köy ve kasaba meydanlarında yüklenmeyi ve sevk edilmeyi bekler ceviz kütükleriyle doluymuş. Evet, o yıllarda Ortadoğu'da ceviz bitmişti." (Ormancılığımızın Tarihine Kısa Bir Bakış- Turan Günay)

Ceviz ağacının içi, Açık kahverengiden koyu kahverengiye kadar değişen rengi, sert yapısı, özellikle 'ur' yapma özelliğine bağlı olan desenli dokusu onu mobilya endüstrisinde çok değerli bir hammadde.  Biz 20 -30 metreye kadar boylanan asırlık eviz ağaçlarını acımadan kesip Avrupa'ya ceviz kütüğü olarak ihraç etmişiz. Kütük olarak ucuza satacağımıza mobilya yaparak ihraç etmeyi hiç düşünmemişiz. Ceviz kerestelerinden mobilyalara kaplama yapılıyormuş, kim bilir çoğunun evini süsleyen sehpalar, vitrinler, koltuk ve kanepeler belki de bizim oraların cevizleridir.

Kasabamızda yine 1985 yıllarında ikinci bir ceviz kıyımı daha yapıldı. Yine ceviz ağaçlarını kesip satmaya başladık. Her gün kamyon kamyon ceviz kütükleri kestiler, ta aşağıdan tutunda Aybaham’a kadar o derelerin içinde bütün ceviz ağaçlarını kestiler. Kasabamızda Bağaralarında dallarıyla birbirine sarılarak örten, bir tanesi birkaç günde çırpılabilen ceviz ağaçlarını hep kesip sattık. Kasabamızda cevizler silkelendikten sonra alıcılar gelir, ucuz ucuz alıp götürürlerdi. Bir ara cevizin kütüğü meyvesinden daha fazla para etmeye başladı, o zaman ceviz ağaçlarını paraya ihtiyacı olan da sattı, olmayanda. Ceviz kütüklerinin parasıyla oğlana, kıza düğün yapıldı, evlere Televizyon, dikiş makinesi, alındı.

O koca koca ceviz ağaçlarını, derenin içinden, bağaralarından, ceviz kütüklerini alan simsarın işçileri olarak çalışan rahmetli Muzaffer ORTA ve Yaşar POLAT (Dikici Ahmet’in) kesiyorlardı. Hatırlayamadığın birkaç kişi daha vardı. Kütükleri yol kenarlarına “Kanada” taşıyordu.  Kanada’nın gözü kara şoförü ise rahmetli Faruk GÜRBÜZ’dü. "Kanada" bir kamyon, bu kamyonun Kanada ülkesiyle de hiç alakası yok. Ona niçin Kanada diyorlardı bilmiyorum. Beklide biz çocuklar arasında böyle biliniyordu. Ama bütün arkadaşlar o kamyona kanada diyorduk. Bazen köye yakın yerlerde ceviz ağaçlarını keserken Kanada’yı izlemek için giderdik.

Kanada önü yuvarlak mavi renkli bir kamyondu kalın ceviz kütükleri karoserine sığmadığından dolayı kasası sökülmüştü. Ceviz kütükleri direkt şasenin üzerinde taşınıyordu. Kamyonun üzerinde sabitlenmiş, makaralı birde sistemi vardı, bununla kesilen Kütükleri kendi üzerine çekebiliyordu. Çelik halat sayesinde bağlanan kütüğü uzak mesafeden sürükleyerek kendine çekebiliyordu. Keçinin bile zor yürüyebildiği o yollardan kanada geçebiliyordu. Kanada zor arazi şartlarında dahi kütükleri çekip üzerine yükleme yapabiliyordu.

Ceviz ağaçlarını kesen simsar adına çalışan ekip işini çok iyi yapıyordu. Satın alınan ceviz ağaçları köklerine kadar açılıp kökünden kesiliyordu, ağaç ne kadar derinden kesilirse o kadar çok kar ediliyordu. Fakat kökünden kesilen o ceviz ağaçlarının bir daha yeşermeyeceğinin hesabını, satanda, alanda yapmıyordu. Adam ağaç’a bakıp, bir fiyat veriyor ve Kabaca pazarlık hesabı yapılıyor ve ekip ağacı kökünden söküp götürüyordu. Ekip kütükleri taşırken Kanada’nın geçemeyeceği engelleri yerleri bir bir yok ediyor, çukur yerler taşlarla dolduruyor, tümsekler düzleniyor, ağaçlar kesiliyordu. Böylece dere tepe, ova bayır demeden bu kamyon yoluna devam ediyordu. Çekilen bu kütükler yol kenarlarına istif ediliyor oradan da başka kamyonlarla götürülüyordu.

Kanada’nın faydası da yok değil hani.. Bazı zor işlerde Kanada’dan yardım isteniyordu. Bir gün Benimde şahit olduğum bir trafik kazası olmuştu dere kahvede; Bünyamin SAYDAM’ın (Durmuş Hocanın oğlu)  kullandığı mavi Ford Traktörle derekahvenin önündeki köprünün üzerinde dönmek için geri geri manevra yaparken merdivenlerden dere Lokantasına traktörle inmişti. Allahtan Bünyamin’e bir şey olmamıştı. Traktörün ise çalışacak hali kalmamış büyük hasar olmuştu. Halk toplandı ve nasıl çıkaralım diye düşünürken, traktörün imdadına Kanada yetişti. Direksiyonda yine Faruk GÜRBÜZ vardı. Büyük gayretler sonucunda Kanada’nın üzerine yüklenen traktör, Köprünün altından geçerek deredeki bulgurluktan çıkarılmıştı.

Cevizle ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki, olayın bir tarafında da gıda sanayinin çektiği sıkıntılar var. Susam, Tahin, Helva ve Reçel Sanayicileri Başkanı Necati Göksu, ise şöyle diyor;  "Kargaların dikeceği cevizi beklemeyiz" diyor. Kısa adı Suther olan Gıda Sanayii ceviz sıkıntısı çekiyor. Yerli ceviz ihtiyaca cevap vermiyor. Baklava, helva, çörek, börek yaparken pahalı ithal ceviz kullanıyoruz. Gıda sanayii, Moldovya'dan, Bulgaristan'dan, Kazakistan'dan ithal edilen, İran'dan kaçak gelen cevizle günü kurtarıyor. Türkiye, 2001 yılında 800 bin kg. ceviziçi, 1.6 milyon kg. kabuklu ceviz ithal etti. Halkımız tel kadayıfa ceviz koymayı çoktan unuttu. Çocuklarımız ceviz sucuğunu, koz (ceviz) helvayı bile tanımıyor.  Acil olarak kapama ceviz bahçeleri kurmalıyız. Orman Bakanlığı, ceviz, kestane, ıhlamur ormanları oluşturmak için derhal harekete geçmeli. Sayısı 126 olan devlet fidanlıklarında ceviz fidanı yetiştirilerek bedava dağıtılmalı."

Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı broşürün "Cevizin Ekonomimize Kazandırdıkları" başlıklı bölümünde şu ifadeler yer alıyor: Tohumdan üretilen ceviz ağacının verimi 30 kilodur. Aşılı ceviz ağacı ise;    5 yaşında 3 – 5 kilo, 10 yaşında 5 – 15 kilo, 15 yaşında 40 – 50 kilo, 20 yaşında ise 100 – 150 kilo ürün verir. Verimli çağında her bir ceviz ağacı, meyve açısından 2 adet, kesim çağına geldiğinde ise kütük açısından 15 adet Cumhuriyet altını demektir. Bir dekara 10 adet ceviz diktiğinizde her yıl 20 Cumhuriyet altını kazanırsınız.

Baklavanın içinde ceviz yok. Artık 'Niye?' Çünkü ceviz içinin kilosu Kuruyemişçilerde 20 – 22 YTL Bu yazıyı hazırlarken Pazar ve marketlerde baktım. Ceviz içinin kilosu 15- 30 YTL arası değişiyor,  artık gerisini artık siz hesap edin…  Kasabamızdaki cevizlerimizi “kargayla gale dikti. Kazancılı biçti. Kanada çekti.” Artık bilinçli bir ceviz üretme politikamız yok, “İşimiz yine Kargayla galeye kaldı.” Onlarda zaten tarım ilaçlarından dolayı nesli tükeniyor. Onlarında ceviz dikmeleri için öncelikle ceviz bulmaları lazım…

Derleyen; Hasan KÖKSOY – Nisan 2008
hasankoksoy@gmail.com

Bu haber 1618 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi