Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Pekmez Bahane...

Hasan Köksoy

28 Mayıs 2010, 10:38

Hasan Köksoy

Kasabamızın bağ ve bahçelerinde üzümler toplandı, artık pekmezler küplere dolmak üzere… Malumunuz Ekim ayı pekmez ayı nede olsa bu ay sonuna doğru “Yük Kamyonları” erzakları Büyükşehirlerdeki hemşerilerimize götürmek için bekliyorlar, köyde anne babalarımız yükleri hazırlamışlar, turşu, salca un, bulgur tamamda pekmez bekleniyor, pekmez eksik olduğu zaman yük kamyonlar hareket etmez.

Kasabamızda pekmez yapma işi yıllardır aynı yöntem ve uygulamalarla devam etmektedir içersine hiçbir tatlandırıcı, renklendirici gibi kimyevi karışımlarım atılmadığı doğal ortamlarda yani tamamen organik tabir edilen katkısız işlemlerden geçirilerek pekmez yapımı sürdürülmektedir. Yıllardır kasabamızda bu iş bir gelenek olarak yaşatılmaya devam etmektedir. 

Toplanan üzümlerin önce şırası çıkarılıyor, daha sonra evlerin önünde pekmez fırınlarında belli bir aşamadan geçirilerek pekmez elde ediliyor Pekmezin nasıl yapıldığını bütün hemşerilerimiz zaten bilir burada uzun uzan anlatmak istemiyorum.

Pekmez yapımı eski kültürümüz bir parçası olarak günümüze kadar gelmiş neredeyse 700 yıllık bir geçmişe sahip bu yöntemde üzüm bağlarında yetiştirilen üzümler, bağ bozumu yapılarak sandıklarda fırınlara (halk dilinde furun) taşınıyor, ayaklara çizmeler giyilerek çiğneniyor üzümlerin şıraları çıkartılıyor. Daha sonra köy evlerinin önüne yapılan fırınlarda kaynatılarak pekmez elde ediliyor.

Genellikle güz mevsimde ekim ayının ortalarına doğru devam eder, yapılan, pekmez (halk dilinde bekmez) furununun başında birçok komşu ile birlikte yapılır, Eskiden az sayıda fırın vardı ve herkes istediği fırında üzümünü (pekmezini) kaynatırdı. Pekmez fırınlarının başı, günler ve geceler süren, neşeli ve sohbetlerin yaşandığı, kendine has bir kültür ortamı oluşurdu. Bazı aileler, bahçelerinden topladığı üzümleri, fırın başına yıkarak sıraya girerlerdi. 

Pekmezin nasıl elde edildiği konusunda daha ayrıntıya inersek şöyle ki; üzümleri şehranada (şıra hane) çiğneyerek şıra elde eldir, şıralar kazanlarda toplanır, Toplanan şırayı akşamdan çalma denilen olayla, Kazana taşlı (gayrak) toprak (yöreye has beyazımsı gri renkte pekmez toprağı) ile çalıp daha sonra alta çöken çökeltiyi atıp üzerindeki berrak şıra alınır, daha sonra bu şıralar furun ocağı üzerindeki ağda tavası dediğimiz büyük kazanlara dökülür. Yakılan ateşler üzerine büyük pekmez kazanlarında kaynatarak pekmez elde edilir.

Bu fırınlar özellikle pekmez odunu denilen kuru iledin odunu ( Ladin Agacı) yakılır. Çabuk tutuşan ve alevi çok olan bu odun kullanılır. Kasabamız meralarında kurumuş ve yıkılan bu ladin odunları özellikle pekmez kaynatmalarında kullanılır. Neyse furunda şıralar kıvamına gelene kadar kaynatılır böylece pekmez elde edilir. Pekmez kaynarken “pekmez köpüğü” içmekte ayrı bir tat ve zevktir…

Pekmezini kaynatmış olanlar da, üzüm cuburlarından sirke yapmakla meşgul olurdu. Yani, fırın başında, en az beş aile bulunur, her biri farklı bir iş yapardı, bu arada işin ehli olanlar diğerine yardım ederdi. katılması zamanını, pekmezin çıkarma kıvamını, sirkeye su katılmasını yine işin ehli olanlara sorulurdu.

 
Elde edilen pekmez ise ilk gelen misafirlere tabaklara doldurularak sıcak sıcak ikram ediliyor. Kasabalı yaptıkları bu pekmezin ihtiyaç fazlasını da satarlar. “Kazancı Pekmezi” kaliteli ve bölgede aranan pekmezlerdendir, köylüler eskiden kazancıda bütün aileler pekmez üretirdi, ancak bu günlerde çok az aile pekmez üretimi yapılıyor. Bizde atalarımızdan öğrendiğimiz bu geleneği yaşatıyor ve çocuklarımıza öğretiyoruz.

Yazımın başında pekmez yapımını almayacağım demiştim ama Naci Agbin pekmezle ilgili bir manisini okuyunca dayanamadım hatırladığım kadarıyla biraz anlattım. Bu maninin hikâyesini “maniler” bölümümüzde de bulabilirsiniz maniye şöyle;

Tık, Tık, Tıkıda…

Pekmez olmuş akıda..

Üşüttüysen, hastaysan,

Git doktora bakıda….

 

Kazancı Kasabası, Merkez Mahallesinde Tıkıda Nine (halk deyişiyle Tıkada Garı ) İşte, böyle neşeli bir fırın başı telaşı yaşanırken, havaların soğuk gitmesi ve gece boyunca kazan başında pekmez savurmuş olması nedenleriyle, rahmetli Tıkıda Nine, üşütmüş, hem öksürüyor, hem de “ hık, hık “ diye yutkunuyormuş..

Bu durumu izleyen ve ona nazı geçen şair ruhlu birisi de, duruma biraz da neşe katmak için Tıkıda Nineye dönmüş ve bu dörtlüğü söylemiş. Halk dilinde, bir kişi hasta olduğunu söylediğinde “git dokdura bir bakıt “ denirdi. Bunun anlamı, doktora muayene ol demekti. Manicimiz, Ninemize “ Tıkıda, tık tık edip durma, bak, pekmezin de kaynadı, hatta, koyulaştı ve akıda oldu. Bırak git, doktora muayene ol “ demek istemişti. Pekmez kıvamını bulduktan sonra çıkarılır, birazı daha da koyulaşması için kazandibinde kaynatılmaya devam edilir ve koyulaştığında çıkarılırdı.

İşte, bu koyulaşmış pekmeze de “akıda” denir ve salatalıkla hemen oracıkta ikram edilir, kaklı pekmez yapılır ve bandırma batırılırdı. Bu pekmez yapımı ile ilgili yazımı burada bitirmek istiyorum yoksa bu pekmez faaliyetlerin ayrıntılarıyla yazmakla bitmez  Kazancının geçmişinde yaşamış, kültürümüze, yaşantımıza zenginlik ve neşe katmış olan tüm bu insanları da buradan rahmetle anıyoruz...

Burada Pekmez bahane önemli olan örf adet anane amacımız gelecek nesillere geleneklerinin aktarılması, kazancının geçmişinde yaşamış, kültürümüze, yaşantımıza zenginlik katan pekmez gibi kendimize has geleneksel ve yöresel adetlerimizi burada anlatmak istedim.  İyi günler
Haa... bu arada unutmadan söyleyeyim Kış geliyor “pekmez helvası” ve “Heyre” yapmayı da unutmayın…

Hasan KÖKSOY- Hakkari – 10.10.2008

Bu haber 1469 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi