Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

GAZİLER GÜNÜ KUTLANDI

Naci Sözen

21 Eylül 2015, 00:49

Naci Sözen

GAZİLER   GÜNÜ   KUTLANDI

 

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da “ 19 Eylül  Gaziler Günü cılız tören ve söylemlerle kutlandı.  Mustafa Kemal ATATÜRK’e “GAZİ”’lik  unvanının verildiği 19 Eylül 1921 günü “Gaziler Günü” olarak kutlanmaktadır. Aslında,  bu günün önemi,  Millet olarak  sahip olduğumuz  varlıklarımızı (Vatan, Millet, Devlet (Cumhuriyet), Bağımsızlık, Bayrak, İstiklal Marşı) şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuz gerçeğini bilir veya kabul edersek anlaşılabilir. Değilse, yetkililerimizin “ gazilik sektör oldu” sözlerinden hareket edilirse, Ulu Önder ATATÜRK’ün “ Gaziler yaşayan abidelerdir” öz deyişi tam olarak anlaşılamamış olur.  

 Bilindiği üzere, son İstiklal Savaşı gazimiz olan Yakup SATAR, 02 Nisan 2008 günü, Eskişehir İlindeki evinde, 110 yaşında öldü ve sade bir Devlet töreni ile defnedildi. Bu haberin verildiği gün  gazetelerin  aynı sayfasında,  aynı günlerde ölmüş olan, Fransa’nın Birinci Dünya Savaşına katılmış olan son Gazisi Lazare PONTİCELLİ için yapılmış cenaze töreni de yer almıştı. Son gazileri  için ülkenin her yanında bayrakların yarıya indirildiği, törenin tam bir devlet töreni olduğu, zamanın Cumhurbaşkanı SARKOZY ve önceki Cumhurbaşkanı CHİRAC, tüm bakanlar, devletin üst düzey görevlileri ve halkın katılımı ile ülke çapında Milli bir olay niteliğinde törenler yapıldığı da belirtiliyordu. Bu iki devletin, son gazilerine karşı göstermiş oldukları ilgi ve önemdeki  bariz farklılık yürekleri burkan hususlardı.

Halen yaşamakta olan en yaşlı gazilerimiz, Kore Savaşı Gazileri olup, bunlardan biri olan Anamurlu (Güneyli),  Kunuri ve Mançurya çarpışmalarına katılmış olan yaşlı gazimiz  ile  halen  Ankara/ Ümitköy semtinde yaşamakta olan, 1925 doğumlu Kore Gazisi Bahtiyar YALTA Beyin abanılarına önceki yazılarımızda yer vermiştik. Gazi Bahtiyar  Bey, 1948 yılında Kara Harp Okulunu bitirerek teğmen rütbesiyle orduya katılmış ve sonrasında Kore Savaşına tertip edilmiş, savaşın en kritik yer ve safhalarında görev almış, kararlara katılmış, sonrasındaki gelişmeleri de yaşamıştır. Yazmış olduğu kitapta savaşı tüm ayrıntılarıyla anlatmıştır. Teğmen Bahtiyar ve birliklerimiz ABD gemileriyle denize açılmışlar ve yolculukları 22 gün sürmüştür. Ayrıca, Kore Savaşı anılarını “Kore’ye Bir Gönüllü” başlığıyla geniş olarak yayınladığım Kazancılı  Kore Gazisi Hüseyin ÜNLÜ yakın geçmişte vefat etmiş olup, hemşerimiz Kore Gazisi  Emekli Kıdemli Başçavuş Mustafa CANAN da 11.01.2013 günü Üsküdar’daki evinde vefat etmiştir. Kahraman bir gazimizin  açlıktan ölmüş olarak bulunduğu haberi ve  hazin resmi gazetelerde ve internet sitelerinde yayınlanmıştı.

 

 Gaziler Günü kutlamaları yapılırken,  gazetelerde yer alan bir haber yürekleri sızlattı. Bu haberle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında bulunan GAZİ ve ŞEHİT kavramlarının kanundan çıkarılmış olduğu şeklindeydi. Kanunda bu kavramların yerini Vazife Ölümü ve Vazife Malulü kavramları almış. Kimlik kartlarında, şehit eşi, şehit annesi, şehit  babası  şeklinde yer alan tanımlamalar da  vazife malulü yakını, şehit yakını, gibi kavramlar kullanılıyormuş. Şehit ve Gazi işlemleri TSK (Gen.Kur. Bşk.lığı)’dan alınarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na aktarılmış bulunmaktadır.

 

Toplumumuzda bilinen en yaygın gaziler gurubu, 1984 yılından beri süren,  Güneydoğu (PKK-Bölücü Terör )  olaylarında yaralanan binlerce gaziden oluşmaktadır. Bu gazilerin tedavi, bakım, uyum ve rehabilitasyonlarının yürütüldüğü, TSK Bakım ve Uyum Merkezi (Bilkent-ANKARA)  ziyaretlerimde bir çokları ile sohbet ettim, spor müsabakalarını ve konserlerini izledim. Genç yaşlarında, kollarını, bacaklarını, bazen her ikisini, gözlerini, hatta, yanmış olan yüzlerini ve kulaklarını kaybetmiş kahramanları yüreklerim sızlayarak izledim ve dinledim. Sahnede türküler söyleyen ve gazilerden oluşan  koro üyeleri, program sonunda sahneyi terk ederken, sahneye bazı görevliler çıktığını ve korodan bazılarının koluna girerek sahneden aldıklarını görünce, onların gözlerini kaybetmiş gaziler olduklarını anlıyorsunuz ve içiniz sızlıyor. Bu gazilerin bir  çoğu, köylerine gitmiyorlar ve şehirlerde yaşamaya çalışıyorlar, ailelerinden ve sevdiklerinden zorunlu bir kopuş yaşıyorlar. Kendilerini en çok üzen durumun, karşılaştıkları her insanın, aldıkları toplu para, satın aldıkları evler, araba ve maaşlarını sormakta olmalarıydı. Bir seferinde, pastanede çay içerken, yan masada oturan insanların konuşmalarında geçen kelimeler ve seslerden bizlerden olduklarını anladık ve sorumuz üzerine, Karaman İli, İhsaniye (Ermenek merkeze yakın dağ köyü) köyünden olduklarını öğrenmiştik.

 

Güneydoğu gazileri, hayatlarına devam ederken, bir işle meşgul olmak için kurumlara başvurmakta ve kendilerine uygun işler verilmektedir. Konyalı bir gazimizde Bakanlıkta çalışıyordu. Protez (takma) bacakla arabasına biniyor ve kalabalık caddelerden gidip geliyordu. Bu şartlarda araç kullanmanın zor olacağını, söylediğimde,  defalarca Konya, iki kez İzmir seyahati yaptığını söyledi. Bir arkadaşının trafikte kontrol yapan görevliye “ben gaziyim” dediğinde, görevlinin “ gazi isen bana ne, bana mı gazi oluverdin ?” dediğini anlatmıştı.

 

Gazilerimizin acıları bunlarla sınırlı değildir. Çalıştıkları kurumlarda aşağılandıkları olaylar televizyon programlarına da yansımıştır. Devletin bir kurumunda iş verilen bir gaziye, depoda tahıl çuvallarının istiflenmesi işi verilmiş ve ağır çuvalları kaldırırken ikinci kez gazi olmuştu. Haber programlarında görüntü olarak yayınlanan bir olayda da, gazileri belli bir sınırın dışına çıkarmaya çalışan ve itip kakan polislere, bir gazinin “ bunları Habur’dan gelen PKK’lılara yapamadınız ama” diye seslenmesi, hala kulaklarımızda yankılanmaktadır. Bu kahraman gazilerimizden biri de, GATA törenlerine katılan ve resimleri medyada yayınlanan Gazi Yüzbaşı Bedri Bey’dir.

 

Unutmayalım ki, şehitlerini unutan, gazilerine sahip çıkmayan ve kahramanlarını yok sayan toplumlar, gelecekte, kahraman, şehit ve gazi olacak insan  bulamayacaktır. Atatürk ismine yer vermeyen 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajları, toplum içinde,  Kurtuluş Savaşını yaşanmamış olarak  anlatan konuşmalar, insanımızı dönüştürmeye, değiştirmeye, beyinlerindeki ve kalplerindeki değerleri silmeye veya beyinleri değiştirilemese de tutumlarında değişiklik yapmaya yönelik yaklaşımlardır.  Türk Milletinin iki bin yıllık tarihinden bu güne kadar oluşan kültür ve kutsal değerleri, Türk Tarih Dergisinde yayınlanmıştır. Bu değerlerin en önemlileri olan Vatan, Millet, Devlet, Bağımsızlık ve  Bayrak dahil bir çok varlığımızı, bedenlerini düşman kurşunlarına siper ederek canlarını veren şehitlerimiz ve yaralanan gazilerimiz bizlere kazandırmışlardır.

 

Kurtuluş Savaşı (Milli Mücadele) gerçeği, Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti  ile  bu savaşı kazanan   şehitler, gaziler ve tüm vatandaşlar için, bir zaferden öteye, bir VAR OLMA  veya YOK OLMAMA  mücadelesi niteliğindeydi.. Bu gün, bölücü teröre karşı verilmekte olan mücadele de, bir Vatan, Millet ve Devlet mücadelesidir. Bu mücadeleyi verirken şehit veya gazi olanları görmezden gelerek, teröristleri ve Millete silah sıkan,  Devlete başkaldıran  hainleri ön plana çıkarmak, methiyeler düzmek ve masum göstermek gayretleri, yaşayan gazileri kahreden manzaralar olmaktadır. Gaziler günümüzü tekrar kutluyor, Vatan savunmasında bedenlerinden kayba uğrayan kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

 

Yazan  : Avukat  Naci SÖZEN  ,

 

Bu haber 558 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ÇANAKKALE ZAFERİ17 Mart 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi