Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

MENEMEN İSYANI VE ŞEHİT KUBİLAY

Naci Sözen

23 Aralık 2016, 18:48

Naci Sözen

CUMHURİYET ŞEHİDİ KUBİLAY ASTEĞMENİ UNUTMAYALIM (MENEMEN İSYANI VE ŞEHİT KUBİLAY) Cumhuriyetimizin ilk şehitlerinden olan Asteğmen (Öğretmen yedek subay) Kubilay 23 Aralık 1930 günü, yani 86 yıl önce Menemen’de hunharca şehit edilmişti. Yaşanan vahşet sahneleri günümüzde İslam coğrafyasında izlenmekte olan vahşet görüntülerine benzer şekilde cereyan etmişti. Ünlü gazeteci saygı ÖZTÜRK’ün yazısında şehit subay için tanzim edilen otopsi raporu da yayınlanmıştır. Bu raporda, Asteğmen Kubilay gözü dönmüş cumhuriyet düşmanları tarafından hurda bir aletle (kesilme , keskin ağızlı, bir tarafı küt oluklu ve takriben 25 santimmetrelik bir bıçakla yapılmıştır) boğazından kesilirken başı gövdesinden ayrılırken, çevrede izleyenlerin alkışladığı, diğer askerlerinde ortamdan kaçtıkları bilgisi de yer almaktadır. Askerlerin kaçışı, Genkur Başkanlığının (Erkanı Harp) 26 Aralık 1930 tarihli ve 6747 numaralı tezkeresinde aynen “bu vaziyet karşısında 10 adım kadar geride bulunan asker başlarındaki çavuşların kansızlığı yüzünden hiçbir hareket ve canlılık göstermiyor ve alçakcasına firar ediyor. 4 askerle hükümet konağı içine giren jandarma kumandanı da bu hale kadın gibi seyirci kalıyor” ifadesiyle yer almıştır. Geçmiş yıllarda yayınladığımız gibi ve bilindiği üzere, 23 Aralık 1930 günü, Menemen ilçesinde, genç Cumhuriyet’e karşı, meczupların isyan başlattıkları ve ayaklanmayı bastırmak için görevlendirilen müfrezenin komutanı 24 yaşındaki Asteğmen (Yedek Subay /Öğretmen) Kubilay Beyin hunharca şehit edildiği tarihtir. Bu hazin ve vahşi olayın 86. yılında şehit Kubilay’ı rahmet ve saygı ile anıyoruz. İzmir görevimiz sırasında ziyaret ettiğim Menemen ilçesinde, olayın yaşandığı mekanları, kasabalı bir kişinin rehberliğinde gezerken her noktada ürpermiş ve nice zorluklardan sonra kurulmuş olan Cumhuriyet’e bu denli vahşi bir saldırıyı anlaşılmaz bulmuştum. Misafir olduğumuz tek katlı ve toprak evin sahibi, takviye kuvvetlerin gelişi ile bozguna uğrayan şakilerin canlarını kurtarmak için evlerinin önündeki dar ve yokuş yukarı sokaktan çaktıklarını anlatmıştı. Bu olayın haberlerini gazetelerden okuduğum bu günde, Sivas ilinde şehitler anıtına saldırı haberini görünce, yakın geçmişte Sincan ilçesindeki şehit isimleri verilmiş sokakların tabelalarının bir gecede değiştirildiği ve Arapça kelimeler taşıyan tabelaların asıldığı olayı da aklıma gelinde, Cumhuriyete ve şehitlerine karşı saldırıların sistematik şekilde, geçmişten bu güne devam edip geldiğini anladım. Menemen ayaklanması ve Kubilay olayına ait belgeleri incelerken, olayın bir anda ortaya çıkmadığı, İstanbul’dan planlandığı, Manisalı Laz İbrahim Hoca isimli bir muczup tarafından teşvik edildiği, kendisini mehdi ilan eden Derviş Mehmet isimli eşkıya başı ve birkaç adamının civar köylerde yandaş toplayıp isyana hazırlandıklarını öğrendim. İsyancı şakiler, Aralık 1930 ayı başından itibaren, Paşaköy, Sümbülköy ve Bozalan köylerini dolaşarak silah ve adam temin ediyorlar. Gediz nehrini 23 Aralık gecesi geçerek sabahın ilk ışıklarıyla, yani 2 Menemen yakınındaki Kise köye gelirler. Şakiler, 23 Aralık sabahı saat 07.40 civarında 10 kişilik bir çekirdek ekiple Menemen Belediye Meydanına gelerek bayrak dikerler. Sahte mehdi Derviş Mehmet etrafdaki insanlara seslenerek “ arkamda 60 bin kişi geliyor, bize mermi geçmez,” diye nutuk atmaya başlıyor. Bu ayaklanmayı gören bir görevli jandarmaya haber verir. Haberi alan Yüzbaşı Fahri Bey olay yerine gelerek isyancılara dağılmalarını söyler. Sözlerinin tesiri olmadığını anlayınca karargahına dönerek Mevki komutanı, Vali ve Kaymakama haber verir. Hatta, telefonlar çalışmadığı için telgraf çektirir. Mevki Komutanı Nedim Bey, istek üzerine Asteğmen Kubilay Bey komutasında bir müfrezeyi yola çıkarır. Kubilay Bey olay yerine ulaştığında cesurca isyancıların karşısına dikilir ve dağılmaları emreder. Karşısındaki gözü dönmüş şaki Derviş Mehmet’in tüfeğinde çıkan kurşunla yaralanır. Bundan sonrası, olayların kaydedildiği belgelerde şöyle yer almıştır. “ Mehdî olduğunu iddia eden Derviş Mehmet, ayrıca, “kendisinin peygamber olarak geldiğini, şeriatı yerine getireceğini, Menemen’in 70.000 Müslüman (bazı yayınlarda 70.000 Arap askeri, bazı yayınlarda Halife Ordusu tabiri kullanılmaktadır) tarafından kuşatıldığını, Şeriat bayrağı altına girmelerini, girmeyenlerin kılıçtan geçirileceğini, askerin silah atamayacağını, kendilerine top ve merminin işlemeyeceğini…” ifade ederek halkı ayaklandırmıştır. [1] Mürteci grubunun meydandaki bu eylemlerine Menemen Jandarma Bölük Komutanı Yzb. Fahri Bey müdahale ederek dağılmalarını istemiş, ancak bu gerici ve yobaz grubu ile orada bulunan halk dağılmamıştır. O sırada, Giritli Derviş Mehmet ise Yzb. Fahri’ye “ Ben Mehdîyim. Şeriatı ilân ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez. Çekil karşımdan…” demiştir. Mehdînin bu sözü orada bulunan Menemen halkının bazıları tarafından alkışlanmıştır. Ayaklanan bu gerici topluluğun tehlikeli hareketlerini ilk seferde kontrol altına alabilmek amacıyla Menemen’de konuşlu 43'ncü Piyade Alayından P. Atğm. Mustafa Fehmi Kubilay görevlendirilmiştir. Kubilay eratın cephane almasını beklemeden 26 mevcutlu müfrezesi ile birlikte olayın cereyan ettiği Hükümet Konağı’na (Belediye Meydanında) doğru hareket etmiştir. Kubilay, eczane yolunu takip ederek olay mahalline gelmiş, müfrezesine süngü taktırmış ve erleri müfreze çavuşunun komutasına bırakarak ayaklanan mürtecilerin yanına gitmiştir. Meydanda Mehdî Derviş Mehmet ile karşılaşmış ve kendisine “yaptıkları hareketin suç olduğunu ve bu kanunsuz eyleme son vermelerini, kan dökmeden buradan çekip gitmelerini” söylemiştir. Ancak, bu arada yere düşmüş ve Mehdî Derviş Mehmet’in mavzer kurşunu ile yaralanmıştır (bazı kaynaklarda mürtecilerden birinin silahından atılan mermi ile yaralandığı belirtilmektedir). Olay mahallinde bulunan Kubilay’ın müfrezesi irticaî gruba ateş açmış; ancak, silâhlarında manevra mermisi bulunduğundan dolayı etkili olamamıştır. Bunu fırsat bilen Mehdî Derviş Mehmet ise, “bakın bana mermi işlemiyor.” diyerek daha da cür’etlenmişti. Kubilay, ağır bir şekilde yaralanmıştır. Kubilay, meydandaki hükümet binasına girmek istemiş; fakat binanın giriş kapısı kapalı olduğu için girememiştir. Bu nedenle, Hükümet binasının hemen yanındaki Kazez Camii bahçesine girmiştir. Mehdî Derviş Mehmet; Şamdan Mehmet ile birlikte Kazez Camii bahçesinde bitkin bir vaziyette bulunan Kubilay’ı sürükleyip, bir ayağı ile vücuduna basmak suretiyle yüz üstü yatırıp bıçakla boynundan keserek, başını gövdesinden ayırmış, saçlarından tutarak taşa vurduktan sonra meydana tekrar dönüp camiden aldıkları yeşil bir bayrağın (sancağın) tepesine takmıştır. Böylece, Cumhuriyet ordusunun kahraman bir genç subayı, asil Türk evladı Kubilay canavarca bir hisle şehit edilmiş, cehalet ve taassubun kurbanı olmuştu.” Belgelerde yer alan bu ifadeleri ve olay yerinde anlatılanları birleştirdiğimde, günümüzde Irak ve Suriye’de din adına kelle kesen, vahşi cinayetler işleyen canilerin ilk temsilcilerinin Menemen’de ortaya çıkmış olduklarını düşünüyorum. Şehit Asteğmen Kubilay’ın kanlı şapkasının Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İnkılap Müzesinde olduğunu öğreniyoruz. Kubilay’ın başını sopaya takarak meydanda gezdiren meczubun kullandığı zamanın İzmir valisi tarafından sergilenmesi için Ankara’ya bir yazı ekinde gönderdiğini de okuyoruz. Menemen’de yaptırılan Kubilay Anıtı 1938 yılında büyük bir törenle açılmıştır. Törene 50 kişinin katıldığı, İzmir Basmahane garından 3 tren, otobüs ve kamyonların Menemen’e insan taşıdığı belgelerde yer almaktadır. Şehit Kubilay konusundaki son tespitimizi de aktaralım. İzmir görevimiz sırasında, 1980’li yıllarda, Kırkağaç Jandarma eğitim merkezini ziyaret etmiştik. Dönüş yolunda, otobüste tanıştığımız bir asker ailesi, şehit Kubilay’ın ailesini tanıdığını, şehadet sırasında Kubilay’ın evli ve bir oğlu olduğunu, oğlunun ikiz erkek çocuklarının (Kubilay torunları) askerde, birinin Menemen, diğerinin de Kırkağaç’da askerlik yapmakta olduğunu söylemişti. Bu bilgileri doğrulatmamız mümkün değildi. Konunun incelenmesi ve haber yapılması için Hürriyet Gazetesi İzmir bürosunu arayarak bilgi verdim ve tarihi bir tesadüfün haber yapılmasını rica ettim. Sonrasında yayınlanmış bir habere rastlamadım. Ulu Önder ATATÜRK bu menfur olayı Edirne’de öğrenir. Kendisine gelen bir telgrafı okuyunca yüz hatları gerilir, rengi sararır ve bir elini masaya vurarak ayağa kalkar ve hiddetle “arkadaşlar Menemen’de mürteciler benim Kubilay adlı subayımı katletmişler. Şehit etmişler. Başını gövdesinden ayırmışlar. Suçlular hemen bulunsun, Menemen haritadan silinsin” demiştir. Cumhuriyet şehidi Asteğmen Kubilay Bey’i rahmet ve şükranla anıyoruz. Vatan, Millet, Devlet, Bayrak, Bağımsızlık ve Cumhuriyet uğruna can veren son Kalkan Harekatı 16 şehidi başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi de bu vesileyle rahmet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şaad olsun… Derleyen : Av. Naci SÖZEN, 23 Aralık 2016 / ANKARA NOT : Şehit Kubilay’ın eşi ve annesinin resimleri dahil olmak üzere, olayla ilgili yayınlanmış resimler ektedir…

Bu haber 489 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi