Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLANIYOR …!!!!!

Naci Sözen

07 Mart 2018, 22:55

Naci Sözen

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLANIYOR …!!!!! Her yıl olduğu gibi, bu yılda, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”, ülkemizde ve bir çok ülkede, muhtelif etkinliklerle kutlanacaktır. Bu vesileyle, tüm kadınların, Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, acı ve gözyaşının az, mutluluk ve gülücüklerin çok olduğu, nice günlere erişmelerini diliyoruz. Kutlamalar nedeniyle yapılan toplantılar, gösteriler ve yayınlanan bildirilerde, özellikle, kadınların toplumdaki statüleri, sosyal ve ekonomik pozisyonları, hak ve özgürlükleri üzerinde durulmaktadır. Bu kutlamaları, toplumumuzda yaşayan her on kadından altısının şiddete maruz kaldığı, töre cinayetleri dediğimiz olaylarda bir çok genç kızın bizzat aileleri tarafından katledildiği, diri diri toprağa gömüldüğü, kadın ticaretinin ve seks pazarının artmakta olduğu, sokaklarda kalan kadınlar için “sığınma evleri” açmak zorunda kalındığı, sosyal, siyasi ve ekonomik hayatta, kadının geri plana atılmaya çalışıldığı bir ortamda, aile yakınları tarafından katledilen ve cenazesine hiçbir yakınının sahip çıkmadığı genç bir kadının cenazesinin, kadın dernekleri tarafından defnedilmesinden iki gün sonra kutlamaların yapıldığını, acı bir gerçek olarak hatırlayacağız. Türk kadını, Cumhuriyetimizin kuruluşu ile ve erkelerle birlikte, padişahın kulu ve tebası olmaktan kurtulmuş, vatandaş, birey, hukuk ve hak sahibi, talep eden, sorgulayan bir varlık olmuştur. Kadınlarımızın eğitim, meslek sahibi olma, çalışma hürriyeti, sosyal ve siyasi hakları, medeni nikaha sahip olma gibi insani haklara sahip olması yönünden, bir çok medeni ülke kadınlarından daha şanslı olduğunu görürüz. Türk kadını, seçme ve seçilme hakkını 1930’lu yıllarda kavuşurken, medeni bildiğimiz İsviçre kadını bile bu hakları uzun yıllar sonrasında elde etmiştir. Kadınlarımızın, günümüzde sahip oldukları statüyü değerlendirirken, bu günlere, kız çocukların diri şekilde toprağa gömüldüğü, kızların nüfustan sayılmadığı, bir kelimeyle boşanmış sayıldıkları, mirastan hak alamadıkları, şahitliklerinin kabul edilmediği, mal ve köle olarak pazarlarda alınıp satıldıkları, aile içlerinde konuşmaları, gülmeleri ve bir şey istemelerinin mümkün olmadığı, günlerden geçerek gelindiğini de unutmamalıyız. Günümüzde bile, dünyanın bir çok yerinde, bu türden, çağ dışı şartlarda yaşamak zorunda olan çok sayıda kadının varlığı da bir gerçekliktir. Uluslararası Eğitim Merkezi’nde (Teksas/ABD) bulunduğum 1992 yılında, bir çok batılının, Türk kadınının, Arap ülkelerinin kadınları gibi olduğunu düşündüklerine tanık olmuştum. Eğitim ortamında, konuşmacı olduğumuz sırada, bana Türk kadının sahip olduğu statüyü sormuşlar ve alacakları cevabı da bildiklerini düşünüyorlardı. Türk kadınının statüsünü anlatmaya, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başbakanı bir bayandır. Adı Prof. Tansu ÇİLLER’dir. Bayan bakanları da vardır “ diyerek başlayınca salonda bir uğultu koptu. Aldıkları cevap, onların bekledikleri cevap olmamıştı. Bayan ÇİLLER’i birkaç kişi hatırladı. Türk kadınının Medeni Kanuna göre nikaha sahip olduğunu, tek eşlilik, siyasi, sosyal ve çalışma haklarını elde etme dönemlerini, mühendislik, öğretmenlik, hekimlik, ziraat, ticaret, milletvekilliği, bakanlık dahil her iş ve meslek alanında görev aldıklarını örneklerle anlattım. Kadınların görev almadıkları makamlar olarak, uzun süre eleştirilen Valilik/Kaymakamlık konusunda gelişme olduğunu ve halen Muğla ili valisinin ilk kadın vali olarak görev yaptığını da anlattım. Takdim sonunda beni tebrik edenler oldu. Türkiye ve Türk kadını ile ilgili olarak öğrendikleri onlar için çok şaşırtıcı olmuştu. Dünya kadınlar Günü kutlamalarında bir çok dilek ve temenni dile getirilir. Kadının toplum hayatının her alanında, yönetime katılımı, meclislerde yer almaları, erkeklere göre oranların yükseltilmesi istenir. Kadın Milletvekili sayısı dikkate alındığında, batılı ülkelerin gerisinde olduğumuz açık olup, Arap ülkeleri ve üçüncü dünya ülkeleri ile kıyasladığımızda durum oldukça lehimize çıkar. Seçme-seçilme hakkını 1930’lu yıllarda kazanan Türk Kadını, gelinen bu noktada, olması gereken seviyenin oldukça gerisindedir. Gün geçtikçe, kadınların geri plana itilmekte, çalışmak ve meslek edinmek yerine, evde oturmaları, çocuk yetiştirmeleri ve kocalarına hizmet etmeleri tavsiye edilmektedir. Ekonomik özgürlüğüne kavuşmamış bir kadın için hayat zor demektir. Bekar, dul ve çeşitli nedenlerle yalnız yaşayan bir kadın için, hayatın ne kadar zor olduğunun görüyoruz ve yaşayanlardan dinliyoruz. Mahalle baskısı, sosyal yaygın baskı, çevre ve komşu kuralları gibi sınırları ve sonuçları belli olmayan bir çok kısıtlayıcı ve zorlaştırıcı etki söz konusudur. Kadınların statülerinin yükseltilmesi, hak ve menfaatlerinin korunması, yönetime katılımlarının artırılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinden azami olarak faydalanmalarının sağlanması, kadın ticareti ve istismarının önlenmesi, şiddete dayalı yaralanma ve ölümlerin önüne geçilmesi dahil olmak üzere, kadının iyiliği, mutluluğu ve refahı gibi konularda yapılacak iyileştirmelerin, erkekler tarafında yapılması gerektiği de ayrı bir çelişki teşkil etmektedir. Devlet korumasına alınan ve koruma isteyen bir çok kadının öldürüldüğünü unutmayalım. Tüm kadınlara mutlu, sağlıklı ve başarılı nice yıllar dileriz.. Yazan: Av. Naci SÖZEN, ANKARA

Bu haber 153 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

Kazancı Belediye hizmetlerinden ve Başkan Uğuz Tekin'den memnun musunuz..



Tüm Anketler

ZAFER HAFTASI (26-30 AĞUSTOS) ANISINA-228 Ağustos 2018

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi