Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SARIVELİLER KARACAOĞLAN VE YAYLA ŞENLİĞİ

Naci Sözen

08 Eylül 2019, 14:01

Naci Sözen

SARIVELİLER KARACAOĞLAN VE YAYLA ŞENLİĞİ Bir davet aldık. Karaman ili Sarıveliler İlçesinden. Buralarda bir halk ozanı Karacaoğlan yaşamış dediler. Buyurun gelin. Karacaoğlan gibi söyleşelim dediler. Biz de bir grup araştırmacı yazar ve şair arkadaşlarla Sarıveliler yaylasının rüzgârına kapılıp Alanya sahillerinden Toroslara doğru tırmanmaya başladık. Alanya’dan 90 Kilometrelik asfalt dağ yolundan Sarıveliler’e “yayla çiçeği kokuşlu ” duygulara doğru koşuyorduk. Göğe yükseliyorduk basamak basamak. Yükselen rakım yükseldikçe enfes orman manzaralarında gözlerim kayboluyordu. Aşağılara baktıkça içimi bir tuhaf heyecan kaplıyordu. Koca koca meşeler, köknarlar, sedirler ve ardıçlarla selamlaşıyorduk. Ormana serpilmiş makiliklerde küçük hayvanlar kaçışıyordu. Bir zamanlar Karacaoğlan’ın da geçtiği Göksu Şelalesi başında soluklanıp buz gibi sulardan kana kana içtik. Bir Karacaoğlan türküsü okumak geldi dilimize; “Bre ağalar, bre beyler, Ölmeden bir dem sürelim, Gözümüze kara toprak, Dolmadan bir dem sürelim. Seni bana gayet güzel dediler, Göster cemalini görmeye geldim, Şeftalini derde derman dediler, Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim.” Yeşil deniz ortasına yayılmış Sarıveliler’i elimizle tutasımız gelmişti. Belediye önüne gelmiştik. Tarih 8 Temmuz 2016 günlerden Cuma. Torosların yaşayan Karacaoğlan’ı ozan dostumuz Mustafa Ertaş’ın daim gülümseyen karşılamasıyla etrafımızda çiçekler açmıştı. Evine konuk etti bizleri. Hoşbeşten sonra, Karacaoğlan’dan şiirler okuduk geç vakitlere kadar. Yüreklerimizle, sazımızla, sözümüzle her birimiz Karacaoğlan kesilmiştik. Evindeki “CÖNKLERİ” bir bir gösterdi bize. Halk ozanlarının her zaman yanında taşıdığı bu deri kaplı cep defterindeki eski Türkçe ile yazılmış şiirleri okumaya başlamıştık. Halk edebiyatının hazinesinde olduğumuzu fark etmiştik. Mustafa Ertaş’ın bu değerli defterlerinin edebiyat dünyasınca gün yüzüne çıkması gereğine inanıyorduk. ÂŞIK KÖPRÜSÜ Sabah kahvaltısında “Arabaşı Çorbasını” kaşıkladıkça Barcın Yaylası’nda eğleşmeye başlamıştık bile. Zaman tünelinden geçmiş meydandaki sergilerde geziyorduk. Bu sergilerde Karacaoğlan’ın temsili görüntüsü manken üzerinde yer almıştı. Yörüklerin yaşantısı tanıtılıyordu: Senit, dirgen, övendire, kevki, düğen ve de piştov tüfekleri… Gibi yüzlerce eseri incelemeye koyulmuştuk. Kınalı ellerin gezindiği tezgâhları dokunan kilimlerde, ilmik ilmik gezindik. Bu güzel eserler, Türklerin ve Yörüklerin hayatına tanıklık ediyordu. Barcın Yörükleri, ilkbahar olanda; Alanya’dan, Gazipaşa’dan, Anamur’dan sökün ediyormuş yaylara doğru. Geceleyin çadırlarının önünde oturan Yörük çocukları, Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan arkadaşlarına, yıldızlarla selam gönderiyorlarmış. Sarıveliler’de aşk ustası Karacaoğlan, dolaşıyordu aramızda. Sazıyla, sözüyle, Tüm gelenek ve görenekleriyle… Taşeli Yaylası’nda bir Karacaoğlan yaşamış. Bu bir gerçek. İster Sarıveliler’de isterse de Torosların herhangi bir yerinde olsun. Hiçbir şey fark etmez. O koca âşık, halk ozanı bizimle olmuş hep. Yetmez mi? Bütün Türk Milleti’nin ozanı olmuş. Ötesini konuşmak gerekmez. Karacaoğlan’ın saz çaldığı Taş Köprüsü hikâyesinden (Âşık Köprüsü) söz ettiler. Âşıklar sözleşirlermiş. Bu Karacaoğlan’ın bu köprüsünde elleri kınalı, saçları örgülü, Yörük kızları yavuklularını bekleşirlermiş. Her yıl yaylaya çıktıkları ilk Cuma günlerinde atışmalar olurmuş köprübaşında. Erkeği kızı, her biri yavuklu seçermiş burada. Hep bir ağızdan “Elif” Türküsü söylenirmiş Taş Köprü üstünde. Bu türkü bitmeden köprüden ayrılmak olmazmış. Sonunda adı “Âşık Köprüsü” olmuş. Bu türkülere sazlar da eşlik edince bu dizeler dillenir olmuş; İncecikten bir kar yağar, Tozar Elif Elif diye, Deli gönül abdal olmuş, Gezer Elif Elif diye. Elif’in uğru nakışlı, Yavru balaban bakışlı, Yayla çiçeği kokuşlu, Gezer Elif Elif diye. Elif kaşlarını çatar, Gamzesi sineme batar, Ak elleri kalem tutar, Gezer Elif Elif diye. Evlerinin önü çardak, Elif’in elinde bardak, Sanki yeşilbaşlı ördek, Yüzer Elif Elif diye. Karacaoğlan eğmelerin, Gönül sevmez değmelerin, İliklemiş düğmelerin, Çözer Elif Elif diye.” *Mustafa Ertaş (Destelenmiş Güle Benzer s.49) 2013 yılında Konya Vakıflar Müdürlüğü tarafından Sarıveliler İlçesi’nde mezarlık içindeki Ulu Camii restorasyon yapılırken caminin bir metre güneyindeki Hazire’de bulunan Karacaoğlan’a ait mezartaşının otlar, çalılar arasındaki doğal hali..”Karaca oğlan bir Toros Türkmenidir. Bugün bile “ Gelin başı bağlamak eskişinin aynısıdır. Barçın Yaylasındaki Yörük kilimlerinde Karaca oğlan’ın şiirlerinde geçen renkleri ışıl, ışıl, görebilirsiniz. İkindi serinliği yayılınca Sarıveliler Anıt meydanına Karacaoğlan ve Yayla Şenliklerinin 8- 9 Temmuz 2016 tarihinde 9. Ulusal 1. Uluslararası programı başladı. Sarıveliler’in Yörük evladı Belediye Başkanı Şenliğin açış konuşmasını yaptı haklı övünç içerisinde. Yörük giysisiyle dinleyicilere karşı güler yüzüyle ve babacan tavırlarla hitap etti. Torosların konuksever evladı olmanın verdiği onurla, gür sesiyle hemşerilerini birlik ve beraberliğe çağırdı. Yaptığı kültürel faaliyetlerinin yanında yaylalardaki kirazlardan, ceviz ağaçlarından ve de kısaca ekonomiden söz etti. Belediye Başkanı’nın yönetiminde kültür ve sanat şenliğin çok iyi hazırlanmış tüm konuklarla tek tek ilgileniyorlardı. Belediyeye kazandırdığı araç ve gereçleri gelin gibi süsleyip sıralamışlardı. Cöngteki kayıt: Sarıveliler Karyesi H:1223 - Karac’oglan’ın Şiiri Anlaşılan Taşeli yaylasında kalkınma hamlesi gerçekleşiyordu. Yolları asfaltlanıyor, tüneller yapılıyor, göletler ve su kanalları yaratılıyordu. Ayrıca 9 yıldır bir kültür şöleni yapılıyormuş. Ne güzel bir faaliyet. Bu kültür ve sanat şöleninin başında Karacaoğlan’da olunca ayrı bir değer kazanıyor. Bu memleket sever, çalışkan başkanı kutlamaktan başka bir şey yapılmaz. Başarılar daim sürmesini bekleriz. Karac’Oğlan halk zevkine uygun Divan Edebiyatı etkisinden öte yakımları gönüllerde silinmez bir yer etmiştir. İşte Türk Milleti’nin dehasını, yüceliğini, kültürünü, halkın deyişi ile dile getirmiştir. Bu sebepten Karac’Oğlan’ın estetik değeri gün geçtikçe büyümektedir. Karac’Oğlan’ın Taşeli’nde doğduğu, yaşadığı Başdere, Barçın yörelerinde yetiştiği dilinin öz ve arı olmasının nedenlerinden birkaçını şöylece sıralamak mümkündür. Sarıveliler halkı meydanı doldurmuştu. Söz birliği edip gelmişler, uzaktan yakından misafirler… Karacaoğlan sofrasına sevda türkülerinden nasip almaya yine Sarıveliler evladı yardımcı Doçent Dr. Bekir Sami Özsoy alınca sözü Karacaoğlan şiirleriyle gönüllerimizi coşturdu. O okudukça coştuk. Biz coştukça o okudu. Alkışlar dalga dalga yayıldı. İlçenin anıt alanına dağlara, bayırlara, yaylalara… Duymayan kalmadı. Taşeli’nden Toroslardan ve Anadolu’nun Karacaoğlan sevdası sadece dizelerde değil sazlar eşliğinde titredi gönül tellerimizde. Halk ozanı Alanyalı Ozan Ali Ateş, Mustafa Ertaş’ın Karacaoğlan dizelerini seslendirdi. Sarıveliler Yaylası çınladı. Yüreklere sevda yükleniyordu Taşeli’nde. Dolup dolup boşalıyordu coşkular Karacaoğlan gibi. Alkış tufanı. Yoğurttan yağ ve ayran çıkarmak için Taşeli, Ermenek ,Sarıveliler, Başyayla, Barcın Yaylası’nda doğal yayık yayan bir hanım kardeşimiz Torosları çınlatıyordu. Meydan meydan değil aşk meydanıydı sanki bu! Çünkü Karacaoğlan Meydanı idi bu meydan! Hava kararmaya başlamış yavaş yavaş el ayak çekilmişti kekik yüklü Toroslardan. Müzik ziyafeti içinde kalmış Karacaoğlan türkülerinin yorgunu insanları, evlerine çekilmişti. Hazine değerindeki Karacaoğlan şiir cönklerini doya doya fotoğrafladık. Ertesi gün Ulu Camii’nin bahçesindeki mezar taşında Osmanlıca olarak “KARACAOĞLAN’IN RUHUNA FATİHA” yazısını okuduk. Bir Fatiha gönderdik Karacaoğlan’ın ruhuna. Karacaoğlan cönkleri bir Yörük çadırına uğramak istedi gönlümüz. Üstü kıl, etrafı taşlarla örülü bir Yörük çadırına girdik. Saçları ince ince örülmüş mavi gözlü küçük bir kız ve esmer bir erkek çocuğu dolaşıyordu ortalıkta. Önce sofralarını açtılar önümüze sonra da gönüllerini. Çadır önünde 5-10 koyun, birkaç büyükbaş hayvan, bir deve otlanıyordu dere yanında. Taşeli Yaylası’nda yapımı süren göletleri gezdik. Koca koca makinelerin yaptığı köprünün yanında sessizce duran bugünkü Karacaoğlan’ın bakımsız “Âşık Köprüsü’nün” üstünden gittik geldik. Birkaç defa daha yaptık bu geçişleri aşkla. Uğur getirsin âşıklarımıza, sevdalarımıza ve de dostluklarımıza diye. Aşk türkülerinin atıştığı bu köprünün ortasında biz de yeniden yaşadık Karacaoğlan’ı. “Karacaoğlan’ın Aşk Köprüsü” gün yüzüne çıkarılıp tanıtılsın halkımıza. Her yılın Temmuz ayında, Âşıkların buluşma yeri olsun Aşk Köprüsü. Buraya gelen konuklar yaylada Yörükler gibi yaşasınlar. Koyunları, kuzuları seyredip doğada bir gün geçirsinler. Yıldızlarla baş başa kalıp güzel bir gün geçirsinler. Bu gelenek olsun Âşıklara Karacaoğlan’dan dostlarına Sarıveliler’de. Ayrıca kuzeydeki sit alanına giren Yeşil direk mağarasını da unutmasınlar istedik. Memleketimizin bir cennet köşesi Sarıveliler’de Karacaoğlan gibi sevdalar yaşadık. İçimize sindire sindire ayrılık zamanı gelmişti. Belediyece sunulan tanıtım CD’si dergi, kitap ve tadımlık yayla kirazı olan azık çantasını bağrımıza bastık. Dostlarımızın konukseverliklerine teşekkür edip Karacaoğlan’ın sevda yaylasından ayrıldık. Karaca-oğlan’a ait olan Üstteki mezar ve mezar taşı Sarıveliler İlçesi Ulu Cami 2013 yılı restore yapılırken bulunmuştur. Kaynak: 4 Mevsim AlÂİYE EDEBİYAT-TARİH-ARAŞTIRMA-FOLKLOR-SANAT VE TURIZM DERGİSİ s.13’den 15’e kadar, sayı 16-17 YIL 2016 YAZ-SONBAHAR ARAŞTIRMACI YAZAR VE ŞAİR HİKMET ÖZDEMİR- AlÂİYE dergisi sahibi: AVUKAT İSMAİL YILDIZ

Bu haber 177 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SARIVELİLER KARACAOĞLAN VE YAYLA ŞENLİĞİ08 Eylül 2019

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz herhangi bir sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi