Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Gazancılı Berdi SARIYEV

Naci Sözen

31 Mayıs 2010, 00:28

Naci Sözen

( Turnaların Konduğu Yer,  Kazancı )

Kazacı ve Kazancılıların tarihi, örf ve adetleri, dili ve kültürü üzerine yazdığımız yazılar ve yaptığımız konuşmaklarda Kazancılı Berdi SARIYEV ismi sürekli tekrarlanmış olduğundan, birçok okuyucu ve Kazancılı, bu kişi hakkında ayrıntılı bilgi edinmek istediklerini bildirdiler. Bizim de yazı planımızda bulunan, bu fahri hemşerimiz hakkındaki bilgileri bu yazı dizimizde özetlemeye çalışacağız. Anlatımlarımıza bu muhterem kişi ile ilk karşılaştığımız andan başlayalım.

Ermenek Belediyesi ve Karaman Valiliği desteğinde, 2004 yılı Ağustos ayında, Ermenek Selçuklu Oteli salonlarında “ Karamanoğlu Mehmet Bey, Tarih, Türkçe ve Atatürk “ konulu bilimsel bir panel düzenlenmişti. Panel duyurusunu okuduğumda, Türk Dil Kurumu Başkanı ve üyeleri başta olmak üzere, Türki Cumhuriyetler ve çeşitli kurumlardan 12 bilim insanı Profesörün konuşmacı olarak katılacağını gördüm. Listede, Türkmenistan temsilcisi Türkoloji Doçenti Berdi SARIYEV ismi dikkatimi çekmişti. Bu panele katılmak, yapılacak konuşmalardan bilgi edinmek ve de Kazancılıların kökenleri hakkında onun bilgisine başvurmak aklımdan geçti. Çünkü, Kazancılıların Türkmenistan’daki Kazancıklı denilen taşlık bir bölgeden batıya doğru on altıncı yüzyıldan itibaren  göç ederek, Kafkaslardan itibaren köylere yerleşmeye başladıkları ve Anadolu’da her köşeye yayılarak Kazancı adından köyler ve  mahalleler kurdukları araştırmalarımızla ortaya çıkarılmış olmasına rağmen, bu bilgilerin bir de canlı tanıklarınca doğrulanmasını istiyordum.

 Kasabadan birçok kişiye panele katılmaları için teklifte bulunmama rağmen kimseyi ikna edemedim. Panel açılış toplantısına katılmak için salona girdiğimde kalabalık bir gurupla karşılaştım. Konuşmacı misafirler dinleyicilere dönük olarak oturmuşlardı. Açış konuşmasının yapılmasını takiben konuşmacı bilim adamlarının tanıtılmasına başlandı. Benim dikkatim Berdi SARIYEV’in hangisi olduğu görmek üzerine yoğunlaştı. Dağıstanlı Bayan Türkoloji de vardı. Nihayet, Türkmenistan temsilcisi olarak Bedri Beyin ismi okundu. Uzun boylu, zayıf ve oldukça saygılı görünümlü bir kişi ayağa kalkarak dinleyicileri selamladı. Benim bilgisine başvuracağım kişi bu insandı. Bilimsel konuşmalar belirlenmiş sıraya göre başladı. Belli ki, bizim hocanın konuşması öğleden sonraki oturuma kalacaktı. Her biri dalında otorite olan bilim adamlarından, engin Tarihimiz, dünyaya yayılmış TÜRKÇE dilimiz ve  derin kültürümüz hakkında erişilmez bilgiler edindim. Ermenekli Prof. Sayın Salim ÇÖHCE ve Araştırmacı Yazar Sayın Halit BARDAKÇI da konuşmacılar arasındaydı.

Konuşmacılardan birinin sözü sona erdiğinde saatler öğlen on ikiye yaklaştığı için yemek arası verildi. Konuşmacılar, hol ve bahçeye çıkmak üzere harekete geçmişti. Benim gözüm Berdi Beyi takip ediyordu. Tam yanımdan geçerken yanına yaklaşıp “hocam hoş geldiniz” dedim ve kendimi tanıttım. Karşılıklı tanışma ve selamlaşma sırasında danışma-kayıt görevlisinin bulunduğu hole çıkmıştık. Lafımı uzatmadan hemen konuya girerek “ sizden bir konuda bilgi rica edeceğim “  dedim. Hemen dikkatini benden taraf yönlendirerek sorularıma memnuniyetle cevap vereceğini söyledi. Kendimin Kazancılı olduğunu, Kazancılıların Türkmenistan’dan Anadolu’ya göç ettiklerini öğrendiğimi, bu konuda bilgisi olup olmadığını sordum. Yüzüme bakmakta olan Bedri Bey, bana cevap vermek yerine “ Kazancılı benem “ deyiverdi. Sorumun yanlış anlaşıldığını düşünerek ilave açıklamalarla tekrar sordum. Aynı cevabı tekrarlayan Berdi Bey, eliyle, danışma memurluğunu göstererek  “ gelin pasaportumu göstereyim “ dedi ve görevliden pasaportunu vermesini istedi.

Bu beklenmedik cevap ve gelişmeler karşısında şok yaşıyordum. Çünkü Kazancılılarla ilgili bilgi almak istediğim bilim adamı, kendisinin Kazancılı olduğunu iddia ediyor ve pasaportu ile sözlerini kanıtlamak istiyordu. Görevlinin uzattığı pasaportundaki ilgili sayfaları gösterdi. Türkmen Milleti yazılı pasaporta göre, adı Berdi, aile adı(Familiyasy) SARIYEW, doğum tarihi (doglan güny) 13.07.1954, doğum yeri Balkan velayetün, Gazancıy etabliyen (Kazancı Kasabası) ve pasaportu veren makam Aşgabat Şehremini (Valisi), veriliş 1998 yılı olarak yer alıyordu. Kendisine bizim Kazancı hakkında bilgiler verdikten sonra, hemen Karşıyaka’daki kasabayı gösterdim ve arkasına bizim kasabayı alarak bir resmini çektim. Bu arada pasaportunun fotokopisini de almayı ihmal etmedim. Kazancılılar hakkında bilgi ararken Kazancılı ile karşılaşmıştım.

Yemek arası süresince aramızda cereyan eden hararetli sohbet çevredekilerin de dikkatini çekmişti. Berdi Beyin, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde misafir öğretim üyesi sıfatıyla öğretmenlik yaptığını, esas ihtisas alanının Çağdaş Türk Lehçeleri (ÇTL) olduğunu da öğrenmiştim. Bu bilgi beni çok memnun etmişti. Gelecek günlerde kendisiyle irtibat kurup daha ayrıntılı konulara girebilecektim. Kendisinin, Türkmenistan’ın batı bölgesinde bulunan Küren sıra dağları eteğindeki Gazancıy ilçesinde, 1954 yılında 7 çocuklu bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak doğduğunu, babasının adının Sarı, annesinin Güzel, eşinin Hacıbibi (Hacıya gidip gelen anlamında) olduğunu da öğrenmiştim.

Yemek arasını takiben başlayan ikinci oturumda ilk sözü Dağıstanlı bayan profesör aldı. Türklerin tarihi kökenleri, medeniyetleri ve kültürleri ile dilleri üzerine öyle duygusal bir konuşma yaptı ki, salondaki herkes gibi bende gözyaşlarımı tutamadım. Türklerin 2000 yıllık bir tarihi geçmişi olduğunu, Avrupalının bu tarihin bin yılını, yani, Orta Asya dönemini inkar etmeye çalıştığını, Türk kimliğiyle yaşayan tüm insanların devletler arasındaki siyasi birleşmeyi beklemeden ruhlarda birleşmesi gerektiği, çok dokunaklı ve vurgulu cümlelerle anlattı. Bu tarihi konuşmaları dinlerken sol tarafımda, kendisini son kez görmüş ve konuşmuş olduğum Ermenek tutkunu olarak anılan, merhum Doktor Mehmet SÖNMEZ’in oturduğunu, seksen yaşın üzerinde olmasına rağmen, yapılan konuşmaları büyük bir dikkatle takip ettiğini gözlediğimi hatırlatmalıyım.

Konuşma sırası bizim Kazancılı Doçent Berdi SARIYEV’e geldi. Kürsüye gelerek katılımcıları selamladıktan sonra söze “ bizim Türkmenistan’da, 800 yıldan beri, turnalar buralardan uçup gittiler, acep nerelere kondular, diyerek ah çekip ağıtlar yakardık, buralara geldim ve turnaların nerelere konduklarını gördüm”  diyerek söze başladı. Durumu fark eden Ermenek Belediye Başkanı Uğur Bey “ Hocam,  burada Kazancılı hemşerilerini de buldun” deyince, yerimde elimi kaldırarak hocayı selamladım.

Söylediği söz derin anlamlar taşıyordu. Gerçekten Kazancılıların Türkmenistan’dan ayrılmalarının üzerinde 8 asır geçmiş olmasına rağmen, gidenlerin nerelerde oldukları hakkında bir bilgileri yokmuş ve bu ağıtları yakarlarmış. Konuşmasını Türk dilinin yapısı ve kökleri üzerine yoğunlaştıran hocamız, bir gün önce Ermenek Kamışlı yaylasına ekip olarak gittiklerini ve bilim heyetini karşısında gören Yörük obasının yaşlı çobanının onlara ikram etmek için hemen bir çebiç ( bir yaşında keçi yavrusu) kestiğini anlattı. Davarı yüzmeye başlayan çobanın yanına oturup konuştuğunu, sekiz asır öncesine dayanan ayrılığa rağmen, tüm kelimelerin hiç değişmeden kullanılmakta olduğunu örnekleriyle açıkladı. Keçi ve koyun isimleri, döş (göğüs-omuz başı), gapırga (kaburga), döş yalağı, çoban payı, güveyi kapanı gibi kelimeleri ve gıyzım sana aydayım, gelinim seni anlayasın (kızım sana derim, gelinim sen anla), Türkler geçişini satar sekize, döner derisini alır dokuza ( maddiyata önem vermezler, ticareti, kar etmeyi bilmezler) gibi deyimlerin halen Türkmenistan dilinde de aynen kullanıldığını açıkladı.

Konuşmasını duygu dolu cümlelerle sürdüren Doç. Berdi Bey, Türkler arasında asırlardan beri kullanılmakta olan “ Türküm, Türkün Türkümdür, Türküm Benim Görkümdür “ şeklindeki tekerlemeyi de söyledi. Görküm, Görkem’den gelmekte, deyişin anlamı, kısaca, “ Türklük Benim Güzelliğimdir “ anlamına gelmektedir. Rusya yönetiminde bulundukları süre içinde, dünyadaki Türklerin nerelerde yaşadıkları konusunda hiçbir bilgileri olmadığını, bilgi edinmelerinin yasak olduğunu anlattı.

Çocukluğunda, yaşlı insanların konuşmalarında, uzaklara göçüp gidenlerin, İstanbul çevresinde yaşadıkları şeklinde sözler işittiğini, fakat bu yerin nerede olduğunu dahi uzun süre bilmediklerini belirtti. Hatta, çocuklar gittikleri bir işten veya yerden geç döndükleri zaman, aile büyükleri, onları azarlamak için  “ Nereye gittin, İstanbul’a mı? “ derlermiş. Bu söz, İstanbul’un dönülmeyecek kadar uzak bir yer olduğu anlamına kullanılırmış. Kazancılı Berdi Bey, panel süresi ve sonrası ekip gezileri nedeniyle, çok arzu etmesine rağmen Kazancıya gelemedi ve hemşerileriyle tanışmayı başka bir güne bırakarak, Ankara’da tekrar görüşmek dileğiyle Ermenek’ten mutlu bir şekilde ayrıldı. Gelecek sayımızda, sekiz asır sonra bir birine kavuşan turnaların bu hazin buluşmasından sonra yaşananları özetlemeye çalışacağız…

Yazan /Derleyen : Av. Naci SÖZEN  (Araştırmacı-Yazar )
Haziran 2008 - ANKARA

Bu haber 1830 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ÇANAKKALE ZAFERİ17 Mart 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi