Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Mustafa Muğlalı Olayı Nedir?

İbrahimDemirtaş

16 Temmuz 2010, 21:55

İbrahimDemirtaş

MUĞLALI MUSTAFA OLAYI
 
İBRETLE OKUYUN!..

Türkiye Tarihi’nden bir Hatırlatma. Hem olayı, hem Rahmetliyi……

Kıymeti bilinmeyen, sırf görevini yaptığı için cezalandırılan insanların
başında Mustafa Muğlalı Paşa gelir.

O’na millet olarak özür borçluyuz.
 
Vefatının üzerinden 58 yıl geçmesine rağmen Mustafa Muğlalı Paşa Türk Milleti ile sorunu olan malum çevrelerin halâ bir numaralı boy hedeflerinden birisidir.

Mustafa Muğlalı ne yapmıştır da, yarım asırdır Türkiye’nin ve Türklüğün
düşmanlarının hedefi olmaya devam etmektedir.?
 
1882 yılında Muğla’da dünyaya gelen Mustafa Muğlalı, 1901 yılında Harp Okulunu, 1904 yılında Harp Akademisini bitirdi. Balkan savaşına katıldı.

1. dünya savaşı sırasında Adana Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanlığı yaptı.
Bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın nüvesi olan Teşkilatı Mahsusa’da
çalıştı,
Onun devamı niteliğindeki Zabitan Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı.
Zabitan Grubu’nun bir müddet sonra adını değiştirdiği ve yine Muğlalı
Mustafa Bey başkanlığında Yavuz Grubu olarak faaliyetini devam ettirdiği anlaşılmaktadır.
Kurtuluş savaşına Tümen komutanı olarak katılan Muğlalı Mustafa, 1922′de Albay 1927′de Tümgeneral oldu Soyadı Kanunu çıkınca, Muğlalı soyadını aldı.
 
23..Aralık.1930′ da Menemen’de Devlete Karşı ayaklanıp Genç Asteğmen Kubilay’ı şehit eden yobazları yargılayan Harp Divanının başkanlığını yaptı.

Bir kısım Medyanın Mustafa Muğlalı düşmanlığının temelinde, bu mahkemenin reisliğini yapması yatmaktadır.
 
1931-1939 yıllarında 1. ordu komutanlığı, iki kez yüksek askeri Şura üyeliği ve 1943-1945 yılları arasında da 3. Ordu Komutanlığı yaptı.

Mustafa Muğlalının haksızlığa uğramasına, 20 yıl hapse mahkum edilmesine yol açan olaylar bu görevi sırasında cereyan etmişti.
 
1940′lı yıllar… İkinci Dünya Savaşı yılları, ülkede yokluk
yaşanıyor.İngiliz, Fransız, Alman,Rus ve İran casusları ülkede cirit atıyor.
Doğ u Anadolu ülkenin diğer kesimlerine nazaran daha karışıktır. Yabancı ülkeler lehine casusluk iddiaları her gün ilgili makamlara ulaşıyor.

Devlet bölgede sıkıyönetim uyguladığı halde hırsızlık, kaçakçılık,
eşkıyalık, soygunculuk, ırza tecavüz eylemleri engellenemiyor.

Casus mu, hain mi, eşkıya mı olduğu belli olmayan bazı gruplar, bölgede güvenlik sağlamak için canla başla çalışan askerleri de pusuya düşürerek şehit ediyorlar ve kendilerine kucak açan Irak ile İran’a kaçıp bir süre saklandıktan sonra tekrar bölgeye dönüp eylemlerine devam ediyorlardı.

Bu çeteler, Türkiye’den büyük ve küçükbaş hayvanları çalıyor, o sıralarda fiilen Rusların kontrolünde olan İran’a götürüp satıyorlardı.

Bu eşkıyalar Rus ve İran makamlarınca da korunuyordu.Bu eşkıya genelde iki nüfus kağıdı taşıyordu. İran’da İran, Türkiye’de Türk vatandaşı gözüküyorlardı.

Bölge halkı bu eylemlerden dolayı canlarından bezmişlerdi. İnsanlar
kendilerini nasıl koruyacaklarını bilemedikleri için orduya ve askere
sığınıyorlardı…

Bölgedeki karışıklıklar artınca Orgeneral Mustafa Muğlalı, çok deneyimli ve disiplinli bir asker olduğu için Üçüncü Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’na getirilir.
Hayatı savaşlarda geçmiş olan Muğlalı Paşa işi çok sıkı tutar, canilere
karşı amansız bir mücadele başlatır ve birtakım tedbirler alır.

Bu tedbirler arasında; Siirt’teki gezici Jandarma Taburu’nun bu bölgeye kaydırılması, çobanlar silahlandırılması , gezici ekipler kurulması da vardı.
Ayrıca, Paşa, eşkıyanın sınır ötesine kaçmasını önlemek için de emrindeki birliklere Irak ve İran’a kaçan eşkıyayı takip ve “gerekirse vur” emri verir.
 
1943 yılında Van’ın Özalp İlçesi’nin sınır bölgesinde İran’a kaçmaya çalışan bir grup, güvenlik güçleri tarafından sıkıştırılır.
Çatışma çıkar ve dur emrine uymayan Kürt eşkıyalardan 33 tanesi
öldürülür..Bu olaydan sonra bölgede az da olsa sükun sağlanır.
Bölge halkı Paşa’ya minnettar. Bölge huzur ve sükun içinde… İçişleri
Bakanlığınca, bölgede sükun sağlandığı için, Valiliğe, Jandarma
komutanlığına teşekkür yazıları yazılır.
 
20.Aralık.1943 tarihinde Van Cezaevinde yatan İsmail Özay isimli bir mahkum, TBMM’ne yazdığı dilekçesinde;bu 33 kişinin kaçmalarının söz konusu olmadığını, bilerek katledildiklerini iddia eder,
olaydan yaralı olarak kurtulup İran’da yaşayan kardeşinin affedilmesini ve olayın tahkikini talep eder.
 
Adalet Bakanlığının Genelkurmay Başkanlığından kanunun adli takibinin
yapılmasını ilişkin talebine karşı, Mareşal Fevzi Çakmak’ın verdiği yanıt
yiğitçedir, Türk’çedir:

“Ordu komutanı o günkü şartların gereğini yapmıştır. Memleketin yüksek menfaati için gerekli tedbirleri almıştır. Görevini yerine getiren bir komutanı mahkemeye veremem.Böyle Şey olamaz.” Fevzi Çakmak’tan sonra Genel Kurmay Başkanı olan Kazım Orbay’da aynı tavrı sürdürür.

1945 yılında 2. dünya savaşı sona erer. Her şey normale dönüşür .
1946 seçimleri sırasında bu olayı kendi lehlerine oya tahvil etmek isteyen siyasetçiler bu olayı saptırırlar. Bir taşla birkaç kuş vurulacaktır.
İkinci dünya savaşı sırasında yabancı ajanların kaşıdıkları Kürtçülük çıbanı yeniden kaşınarak olay oya tahvil  edilecek,Atatürk’ün yakın bir silah arkadaşı zor durumda bırakılarak, şuur altlarındaki Atatürk düşmanlığına dayanan aşağılık duygusu  tatmin edilecek,

Menemen olaylarında yargılamayı yapan kahraman bir asker yargılanarak gerici çevrelere menemenin rövanşının alındığının mesajı verilecektir.
 
1946 seçimlerinden sonra Meclis’e giren Demokrat Parti milletvekilleri bu olayı yeniden Meclis gündemine getirirler.

Öne sürülen iddia şudur: “Çatışma sırasında öldüğü iddia edilen 33 insan masumdu ve kurşuna dizildiler.” Kıyamet kopar…

Muhalefet milletvekilleri bu olaydan Cumhurbaşkanı İnönü ile Milli Savunma Bakanı Ali Rıza Artunkal, İçişleri Bakanı Hilmi Uran’ı sorumlu tutarlar.

İktidar ise Demokrat Parti’nin derdinin 33 masum vatandaşın öldürülmesi değil, İnönü iktidarını yıpratmak ve oy toplamak olduğunu söyler.

Aylarca süren tartışmalardan sonra bu olay hakkında Mecliste araştırma komisyonu kurulur.

Araştırma komisyonu o yılların olağanüstü şartlarını, o olay sayesinde
sağlanan huzur ortamını, 33 eşkıyanın ülkeye zararlarını,
Mustafa Muğlalının ülke sevgisini, hiç dikkate almaz. Kin ve intikam
duyguları içerisinde hareket eder.

Araştırma komisyonu hiçbir siyasiye, hiçbir bürokrata suç yüklemez. Tek suçlu Orgeneral Mustafa Muğlalı ile Necdet Bil gez ve Bilal Bali isimli yedek subaylardır.

Meclis Araştırma komisyonu kararından sonra dava açılır ve 1947 yılında emekli olan kahraman Mustafa Muğlalı Paşa yargı önüne çıkarılır.

Mahkeme, 1943 yılının şartlarına, o tarihte bölgede cereyan eden olayların vahametine, o ortamın düşünce ve gereklerine göre değil
1948 yılının normal şartlarının havasına göre yürür. Muğlalı Paşa, yargılama boyunca bir Türk komutanına yaraşır şekilde bütün sorumluluğu üzerine alır ve zamanın hükümetini hiçbir şekilde suçlamaz.

“Bu subaylara emri ben verdim, onların suçu yoktur.
Yaptıklarım suç ise tek suçlu benim” der. Hakimin
“Ya emrinizi yerine getirmeseydiler” sorusuna
“O zaman şakileri kendim vururdum.”Yanıtını verir.
33 şakinin yok edilmesi sırasında oh diyenler, Muğlalı Paşa’yı takdir
edenler, alkışlayanlar, başka bir havanın, başka hesapların insanı
olmuşlardır.

Oy kaygısı her şeyin önüne geçmiştir. Mustafa Muğlalı Paşa Atatürk’ün silah arkadaşı olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu olay karşısında parmağını bile kıpırdatmaz.

Ve mahkeme sonucu gerçekten çok hazindir: Hayatını Türk Ordusuna ve Türkiye Cumhuriyetine adamış olan Mustafa Muğlalı Paşa “33 masum insanı öldürmek suçundan”  idam cezasına çarptırılır….
 
İŞTE REZALETİN SON PERDESİ
 
Daha sonra cezası 20 yıl hapse çevrilir. 33 tane eşkıyaya hak ettiği cezayı verdiği için ödüllendirmesi gereken Mustafa Muğlalı Paşa, politik
yalakalığın, siyaset oyunlarının kurbanı olur.

Türk yargısının siyasi kararlarından birisi olan bu yargılama sonucunda, tek mahkumiyet Mustafa Muğlalı içindir.

Başka hiçbir kimse ceza almaz… Mahkeme, eşkıya artıklarının ifadelerini Türk Askerinin ifadesine tercih etmiştir.
 
Mahkeme sonrası Askeri Yargıtay bu kararı bozar. İkinci bir mahkeme dönemi başlar ama bu sırada kahraman Türk Ordusu’nun bir neferi olan, bütün ömrünü Türk Yurdu’nun bağımsızlığına adayan Mustafa Muğlalı Paşa bu durumu hazmedemez; bulunduğu cezaevinde kahrından 11 Aralık 1951 tarihinde, 70 yaşında vefat eder.

Türk gibi düşünen tek kurum olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Mustafa Muğlalı Paşa’nın naşını Devlet Mezarlığına naklettirdi ve kahraman Türk komutanlarının heykellerinin yer aldığı Genelkurmay bahçesindeki Ölmezler Yolu’na O’nun heykelini diktirdi.
 
Muğlalının ismi 2006 yılında Van’ın Özalp ilçesinde bulunan 3. hudut tabur komutanlığı Kışlası’na verildi.2009 yılında bir bakanımız bu kışlanın isminin değiştirilmesini istedi.
 
 
  Bu yazım alıntı.
                                                                                 İbrahim Demirtaş
                                                                                16.07.2010 / Mersin                        
     

Bu haber 2111 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi