Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Öğretmenim Sami Tunca (3)

Naci Sözen

22 Temmuz 2010, 17:11

Naci Sözen

Kazancı İlkokulu ikinci sınıf öğretmenim Sami TUNCA ile yıllar sonra, görüşmek, direktiflerini almak için İstanbul ili Şişhane semtinde oturduğu 5 katlı binanın giriş kapsındaydım. Kendisi binanın 3. katında oturuyordu. Kapıda, beni, Hava Harp Okulu kıyafetiyle  görünce, önce tanıyamadı, sonra gördüğüne inanamadı ve bir aferin sedasıyla beni kucaklayarak bağrına bastı. İlkokul 3. sınıfta, 1962 yılında, Kazancıda bıraktığı öğrencisi, 1970 yılında ve İstanbul’da karşısındaydı. Geçmiş yılları, hasretle ve  özlemle gözden geçirdik. Konuşmamız tüm şiddetiyle devam ederken kapısı çaldı. Alt katta oturan komşularının kızları misafir olarak gelmişti. Kızlardan biri üniversitede, diğeri lisede okuyordu. Kısa bir tanışma ve selamlaşmadan sonra, kızların  geliş nedenleri ortaya çıktı. Birer kahve yapacaklar ve Sami Hocam, onların içtiği kahvelerinin falına bakacaktı.

 

 

 Öğretmenim Sami TUNCA’nın hiç bilmediğim “ kahve falına bakma” yönünü de öğrenmiş oluyordum. Biraz isteksiz davranan hocama, misafir kızların yalvarışlarını hala hatırlıyorum. Belli ki, günlük yaşantıları ve gönül ilişkilerinde bazı olumsuzluk beklentileri vardı ve yarın neler olup biteceğini önceden öğrenmek istiyorlardı. Kahveler yapıldı, içildi ve fincanlar ters çevrilerek hocamızın önüne kondu. Misafir kızların babalarının da gelmesi ihtimali olduğundan, fala bakılmasında acele edilmesini istiyorlardı. Nihayet, fincanları alan hocam, kızların yaşadıklarını ve bir kaç gün sonra yaşayacaklarını  sıralamaya başladı. Her söylediğini onaylıyorlar ve olacaklar konusunda da  yeni taktikler belirliyorlardı. Bir müddet sonra kızların babaları da geldi. Memleket meseleleri, eğitim, birlik beraberlik, kalkınma, çağdaşlık ve kültür ağırlıklı konulardı.

 

İstanbul günlerim ilerledikçe çevredeki Kazancılı ve Ermenekli hemşerilerimi tanımaya başlamıştım. Çemberlitaş semtindeki İstanbul Ermenekliler Derneği lokaline gittiğimde, Sayın Sami TUNCA’nın dernek yöneticileri arasında olduğunu gördüm. O yıllarda, İstanbul’da yaşayan Ermenekliler birlik ve dayanışma içindeydi. Zamanın ünlü Kazablanka gazinosunda Ermenekliler gecesi düzelenmiş ve Bülent ORAN gibi ünlü sanatçılar sahne almışlardı. Yaz mevsimi geldiğinde, Sami TUNCA’nın isteğiyle Kazancılı gençler, Sirkeci garında buluşarak Halkalı plajlarına gittik. Hatırladığım kadarıyla, ekibimiz, hocamızın liderliğinde, ben, Hasan Ali TUNCA, merhum Hasan ÇAĞLAYAN, Battal ARSLAN, Kemal ÇELEBİ, Abdurrahman SÖZEN  ve bir kaç arkadaştan oluşuyordu. Gün boyunca, giyimden konuşmaya, tıraş olmaktan  renk uyumuna, görgü kurallarından nezakete, yardımlaşmadan dostluğa, gurbet sorunlarında gelecek kaygılarına kadar  her konuda dersler aldık.

 

İstanbul günlerimde, 1970 kış mevsimine geldiğimde, sağ-sol çatışmasından kaynaklanan  öğrenci olayları şiddetlenmeye başlamıştı. İstanbul sokakları sürekli çatışma ve gösterilere sahne oluyordu. Bu ortam yaşanırken Kazancılılar arasında haberleşme trafiğini hızlandıran bir buluşmanın hazırlıkları yapılıyordu. Müdür Sami TUNCA, okulunun yemek salonunda bir “arabaşı gecesi” düzenleyecek ve tüm Kazancılıları bir araya getirecekti. Bildirilen günün akşamında Evliya Çelebi İlkokulunu buldum. Toplantı salonunda bir hareketlilik vardı. Alt kattaki yemek salonu ve mutfağı ayrı bir hareketliliğe  sahne oluyordu. Merhum Ikbal Nine (ARSLAN) ve birkaç yardımcısı bayan, kaynayan kazandaki  çorba ile diğer tencerede ısınan hamurun kıvamını ayarlama telaşındaydılar. Gecenin ilerleyen saatlerinde Arabaşı çorbası neşe içinde ve afiyetle yenildi, espriler, şakalar ve kahkahalar  havada uçuştu.

 

İstanbul’da yaşayan ve geçici bir iş için bu şehirde bulunan Kazancılıların hepsi salonda toplanmışlardı. Günün hatırası için çekilen bu tarihi resme baktığımda, bir çok kişinin bu dünyadan göçüp gittiğini, orta yaşlıların ihtiyar, gençlerin orta yaşlı, çocukların kaynana ve dede olduklarını görür ve düşünürüm. Resimde bulunanlardan vefat etmiş olanların,   Ikbal Nine, Nebi ERDEN, Hilmi ve Sami TUNCA kardeşler olduğunu biliyorum. Geçici olarak bu şehirde bulunanlar, öğrenci olarak ben, askerliğini yapmakta olan Mustafa KOÇAŞ, bir iş için gelmiş olan Hasan KÖKSOY ve Ahmet BULUT toplantıya katılmışlardı. Bu resmin çekildiği günlerdeki dostluk ve sevginin kıymetini anlamak için, son yıllarda, İstanbul Kazancılılar Derneğinin dağıtılması aşamasına gelinmiş olmasını, Konya’da kurulan kazancılılar Derneğinin dağıtılmış olduğunu, Ankara kazancılılar Derneğinin fonksiyonsuz olduğunu birlikte düşünmeliyiz. Merhum Sami TUNCA, Ermenekliler Derneğinde yöneticilik yaparken, Kazancılıları da birlik içinde tutma gayreti içindeydi. Bu yıllarda, bir çok Kazancılıya İstanbul’da iş bularak bu şehre getirmişti. Yaptığı iyilikleri anlatmaz, karşılık beklemeden  iyilik yapılmasını tavsiye ederdi. Bu yılların izlerini taşıyan ve VASİYETİM dediği son şiiri şu dörtlükle başlar,

 

Ölürsem üzülmeyin,

Çektiklerim bilmeyin..

Ne isterseniz deyin,

Koyun mezara gitsin…

 

Bu satırlar, babasız ve eğitim yollarında geçen bir çocukluk, sonrasında bir ömür süren

eğitimcilik, yazarlık, aydınlanma ve bilgilenme yolunda çabalar, sıla özlemi ve tüm hemşerileri için iyilik yapma uğraşı, çevresine ve sorunlara duyarlılık, bu arada, hayatın getirdiği sorunlar, hayal kırıklığı, hastalıklar ve üzüntüler ile geleceğe olan özlem ve umutlar, duygular ile değerli tavsiyelerle doludur. Vasiyetinin devamında ;

 

İsmim sıkça anılsın,

Ölmemiştir sanılsın..

Son namazım kılınsın,

Koyun mezara gitsin

 satırlarına da yer verirken, sanki, bu günlerde ödül töreniniyapacağımız,  kendi adına bir şiir yarışması düzenleneceğini sezmiş gibidir. Merhum Sami TUNCA, uzun yıllar önce çok sevdiği öğretmenlik mesleğinden emekli oldu. Fakat, eğitimcilik, yazı ve kültür alanındaki çalışmalarına hiç ara vermeden sürdürdü. Kısa bir süre ticaretle uğraştığını duymuştuk. Bir toplantı için 1979 yılında İstanbul’a gittiğimde, kendisini Fatih semtindeki evinde ziyaret etmiştim. Yeniden evlenmiş ve bir oğlu olmuştu. İlerleyen zaman içinde İstanbul’dan ayrılmış, önce  Kazancı,  sonrasında Antalya yaşadığı yerler olmuştu. Bu yıllarda, Kazancı hakkında yazdığı Kazancı Kasabası isimli kitabı, son  şiirlerini topladığı Gönül Bahçesinden ve babasını anlattığı Gazi Hasan Ali isimli kitapları ellerde dolaşıyordu.

Merhum  Öğretmenim Sami TUNCA’nın Kazancıda yaşadığı son yıllarda, eğitime katkılarını sürdürmüş, okullarımıza bir kütüphane kurdurup kitaplar bağışlamıştır. Merhum Sami TUNCA’nın örnek alınacak yönlerinden biri de, vefalı bir insan olması ve ilk öğretmenlik yıllarından itibaren eğittiği öğrencileri ve öğretmen arkadaşlarını her fırsatta araması, bulması, dostlukları tazelemesi ve yaşatması konularındaki gayretleridir.  

 

Gelecek sayıda “ Antalya Radyolarında Kazancılı Bir Şair..) isimli bölüm  yayınlanacaktır. 

Derleyen  : Av.  Naci SÖZEN  /  Temmuz  2010 /ANKARA

 

Bu haber 2397 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi