Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

KAZANCI'DAN ÇANAKKALE'YE SELAMLAR.

İbrahimDemirtaş

29 Temmuz 2010, 22:55

İbrahimDemirtaş

KAZANCI'DAN ÇANAKKALE'YE SELAMLAR.
 
Çanakkaleli, yeniceli hemşerimize, abimize ve şuayip öğretmenimize Ermenek’ten taş elinden sevgiler selamlar.
Şuayip öğretmenim
Şehitler diyarı                              
Çanakkale’mize anadoludan kalkıp o toprakla canını kanını verip şehit olan ve şimdi koyun koyuna yatan şehitlerimize bizden selam söyle
Ne iyi ettin de merhaba Ermenek yazınla aramıza geldin
Bize selamlar gönderdin
Beni bir anda alıp Çanakkale'ye
Ayvacık’a
Küçük kuyu’ya
Ada tepe köyü ve diğer köylerine götürdün
 
***
 Bu gün Anadolu’nun bilmediğiniz bir yerine gidin. Yeniceli bir “Yörük” olarak annenizi, dedenizi, ninenizi bulacaksınız oralarda.
Fethiye’de bir Yörük dedesi, ”Bizim Mıstava gelmiş” dediğinde,
Kastamonu’da bir nine, ”Hoş geldin Tekem” dediğinde,
Siverek’te bir kilimin üstüne oturduğunuzda,
Bursa’da bir heybenin, sizin evdeki heybe ile aynı olduğunu gördüğünüzde,
Balıkesir’de keşkeğe kaşık salladığınızda,
Anadolu’nun her bir yerinde, kendinizi “evinizde” zannedeceksiniz.
 
Keçi gibi malın olsun yazından gerçekleri dile getiren ve aynen katıldığım bu bölüm alıp buraya ekledikten sonra devam edelim.
 
***
 
Anadolu’nun her bir yerinde, kendinizi “evinizde” zannedeceksiniz.
Evet, siz 1979 da geldiğiniz taş elini ve Ermenek’i kendi eviniz zannettiğiniz yazınızdan net olarak anlaşılıyor.
Bende 1989 yılında asker olarak geldiğim ve teskeremi aldığım o topraklarda kendimi Kazancıda kendi köyümde Ermenek’te ve taş elindeyim sandım yabancılık çekmedim.
 
1989 seçimlerinde  Çanakkale Ayvacık İlçesi Belediye başkanlığını Ermenek'li hemşerim Mustafa AYDIN kazandı ve Ayvacık’a Ermenekli belediye başkanı seçildi.
 
 
 
Peki hemşerim Ermenek'ten işi geregi geldiği Ayvacık'ta neden  ve nasıl başkan seçildi?
Hemşerim kendini kendi evinde sandı ve halk hemşerimi kendilerinden biri gibi bilip sevdiler ve güvenip kendilerine ve ilçelerine başkan seçtiler.
 
Hemşerime hayırlı olsun ve başarılar dilemek için ziyaretine gittim ve kendiside beni karakolda ziyaretlerime gelmişti.Şimdi nerdedir bilmiyorum ama sevgilerimi selamlarımı gönderiyorum.
 
Görevli gittiğim köylerde taş eli bölgemizle birebir örtüşen birçok ortak değer var ve gördüm.
Küçük kuyu kasabasının en güzel kölelerinden olan Adatepe köyü zeytin üretimi ve ürünleri ile tanınan ve ayrıca film çekmeye de doğası ve manzarası uygun ve filmcilerin keşfettiği güzel bir köy
Adatepe köyüne görevli olarak çok gittim o koça, koca ağaçların gölgesindeki köy kahvesinde köylülerle oturdum çay içip sohbet ettim.
 
Köyün içinde ve o güzelim ağaçların gölgesindeki köy kahvesi ve çevre düzenlemesi çok dikkat çekiciydi ve güzeldi yeriniz güzelmiş buraları muhtarmı yaptırıyor diye sorunca. 1987 de sinema sanatçılarımız Berhan Şimşek ile Perihan Savaş’ın oynadığı ipekçe filmi o köyde çekilmiş olduğundan dolayı köylünün birçoğu bu film karelerinde yer almışlar ve başladılar heyecanlı, heyecanlı anlatmaya ve bu gördüğünüz yenilikler filmcilerden kaldı Allah razı olsun diye devam ettiler.
 
Bir amca bana memleket nere asker diye sordu
O zaman Ermenek Konya ya bağlıydı.
Konyalıyım amca deyince
Başladı anlatmaya aynı 1979 da sizin geldiğinizi anlattığın gibi
Bilir misin bilmem dedi.
Konya’nın bir ilçesi var
Konya’nın en uzak ilçesi o ilçe
Eee amca dedim.
Git, git yol bitmez   
Bir git gör ki kayalar başka bir kaya yeşil başka bir yeşil
Vadide gök su ırmağı akar gider dedi.
Ben evet amca deyince
Sen oraları gidip gördün mü diye bana sordu.
Amca hayırdır senin yolun nasıl düştü oralara dedim.
Dedi diki senin yolun buralara nasıl düştüyse bende bir zamanlar senin gibi orada Askerdim teskeremi oradan aldım dedi.
Devamlı ilçe demi görev yaptın diğer karakollara da gittin mi diye sordum.
Evet, gittim dedi.
Ermenek’in karşısında Karşıyaka var Kazancı diye dedi.
Hatta şöyle söylerlerdi diye devam etti.
Ermenek’in karşı yakası Kazancı
Yoktur içimizde yabancı
‘Derlerdi hoşuma giderdi’ dedi.
‘Eee amca’ dedim
Ala köprü var gök suyun üstünde
Çok eski tarihlerde Karaman oğlu Mehmet Bey yapmış
O köprüden geçtim ve Kazancı karakolunda askerlik hizmetimi görevimi tamamladım dedi.
Bende kendine evet amca bura Adatepe orası Kazancı yok içimizde yabancı dedim.
‘Demek oralara gittin gördün biliyorsun ha’ dedi.
Peki, amca sen
Dere kahveyi
Topak taşı
Aybaham’ı
Zeyve’yi
Dinek kulesini de bilir misin deyince
Yoksa sen Kazancıdan mısın dedi
Evet, ben o Kazancı kasabasından geldim buralara deyince
Amca vay be dedi nerden nereye dedi amcayla baya bir sohbet ettik
Hatta takıldım senin Kasabamıza yaptığın hizmetlerin
Karşılığını vermek borç ödemek için kasabayı temsilen ben geldim ve seninle burada karşılaşmak ta varmış dedim.
Sohbet biraz daha koyulaştı
Kasabamızdan aklında kalan birçok kişiyi sordu
İmkânım olsa o memlekete gitmek oraları tekrar görmek isterim dedi
Çünkü oralar güzel yerler.
Halkı iyi biz oralarda kendi köyümüz gibi yabancılık çekmeden askerlik hizmetimizi tamamladık dedi. O köye gittiğimde o amcayla Kazancı’dan konuşacak bir konu bulur anılar anlatırdı.
Az yazsak da çok yazsak da ana doluyu anlatmakla bitiremeyiz işin özü şu
Anadolu’nun her bir yerinde, kendinizi “evinizde” zannedeceksiniz.
 
O zaman ben sevgili öğretmenimi bölgemize, taş eline, Ermenek ilçemize, Kazancı Kasabamıza ve en önemlisi sarı vadi köyümüze davet ediyor yine gel diyor ve bekliyorum. Bir gün öğretmenimle Kazancıda veya Çanakkale’de buluşmak ümitlerim ve dileklerimle sizleri selamlıyorum.
 
 
 
 
                             
 
    YİNE GEL
 
İlk öğretmenlik deneyim yerinizi                      
İlkokulunuzu İlk öğrencilerimizi
Özlemişsiniz ilk geldiğiniz gibi
Okullar açılınca yine gel
 
Hâlâ ben bir delikanlıyım, Ermenek’te.
Hâlâ ilk öğrencilerim birer çocuk.
Diyorsun hocam yaşlanmadan gel
Çocuklar büyümeden yine gel
 
Narımız, Cevizimiz kilere girmeden
Baranadaki üzüm pekmez olmadan
Mısır zamanında bulgur zamanız da
Bekleriz hocam yine gel
 
Baharda keklikler ötünce
Davarlar oğlağa karışınca
Küflü peynir domates çıkınca
Bekleriz hocam yine gel
                                                            
Yazın ekinler biçilirken
Yufka ekmek atılırken
Cevizli batırık yapılırken
Ne görüsünüz de yine gel
 
Sonbaharda bağ bozumunda
Eli meyve sepetli çocukların
Yine okul yolunda göreceksin
Görmek için yine gel
 
 
 
Kışın arabaşı çorbası kaynarken
Şalvarlı amcalar damda kar kürürken
Dört mevsimin birinde gel
Yalnız gelme Hocam
Kızın Öznur’u da al yine gel
 
 
 
                           İbrahim DEMİRTAŞ / MERSİN
                           29.07.2010
 
 
NOT:Bu yazımı sizlerle paylaşmamın nedeni ve merhaba Ermenek yazısı ile selam gönderen şuayip öğretmenimizi tanımanız için  Ermenek haberde yazdığı ilk yazısı.
 
 
MERHABA ERMENEK!
Ben,
Şuayip ODABAŞI
Anadolu’nun batısından.
Çanakkale’den.
Yurdumun bütün insanlarını bağrına basan Çanakkale’den.
Şehitler diyarından.
1979 yılında atandığım zaman duymuştum, “Ermenek” adını.
Konya’nın, Toros Dağları üstünde yer alan, güneydeki en uzak ilçesi.
Konya’dan bindiğimiz, “Ermenek Otobüsü” ile yaptığımız yolculukta “Sertavul’dan” Mut’a indiğimizde kulaklarımızın sağırlığı ile şaşkınlaşmıştık.
Bir arkadaş Mut’a gelin, mutlu olun diye şakada yapmıştı.
Mut’tan Ermenek yolunu koyulduğumuzda, bir uçurum içinden kayaları çentikleyerek yapılmış yolda ilerlerken koltuklarımıza iyice yapışmıştık. Daha da şaşkındık.
Ulaştırma bakanının helikopterden bakıp, “korktum” dediği yoldan geçmiştik.
Göksu Vadisi'nin güneye bakan yamacında, ne ilginç bir görünümü vardı Ermenek’in.
Merdiven basamağı gibi birbirine yaslanmış evleriyle bizi selamlayan Ermenek.
Bizi daha da şaşırtmıştı.
Ayağına taş çarpmamış insanlar için, yürümesi bile zor gibi görünüyordu sokaklar caddeler.
Bir ana caddesi. Başında büyük kayalar. Kayalarda, eski medeniyetlerin izleri.
Nasıl bir yerdi burası?
Her yer kayalıktı.
Kayalık olduğu kadar da yeşil.
Suları berrak ve duru.
*
Biz iki arkadaştık.
İki Çanakkaleli.
Torpilsiz bulmuştuk, Toroslar’ın içindeki bu yeşil bölgeyi.
Ermenek bize torpilsiz bir armağandı.
Ben, kayaların bir ruhu olduğunu hissetmiştim.
Kayaların bir ruhu vardı.
Arkadaşlarımın, “ne biçim bir yere düştük” demelerini hiç önemsemedim.
Bakmasını biliyorsanız, “insanın yaşadığı her yerde binlerce güzellik vardır.”
Ermenek’in taş evlerine gizlenmişti hayat. Gücünü, doğadan ve inançtan alıyordu her şey. Naif ve inançlı bir Selçuklu kasabası vardı, içine daldığımız.
Sedir ve katran ağaçlarının taş ile uyumundan doğmuştu Ermenek evleri. İnsanların yaşam tecrübesi ile en güzel şeklini almıştı.
Ben ilk öğretmenliğimi burada yaşayacaktım.
İlk öğrencilerim bu yöreden olacaktı.
Dedim neresi, “Özlüce Köyü?”
Dediler eski adı nedir?
Ne bileyim.
Birisi atıldı.”Sarımazı. Yok Sarıvadi”
Başka birisi atıldı.Eliyle işaret edip gösterdi.
Şu tam Ermenek’in karşısındaki köy.
Aramızda, Toroslar’ın delisi Göksu.
Pınarönü Köyü’den, “Pala Süleyman’ın” minibüsü ile yollanıvermiştik Özlüce’ye.
“Alaköprü” ya da “Görmel Köprüsü” yüzyılların ötesinden bir Selçuklu hatırası. “Alaköprü” bizi kendine hayran bırakmıştı.
 
İlk görev yerim.
İlk heyecan.
Unutulur mu?
Bize ilk defa yol gösteren öğretmen “Tevfik Köksoy.”
Muhtar “Ali Çetin.”
İlk öğretmenlik deneyimimiz.
İlk öğrencilerimiz.
Ermenek pestili gibi tatlı.
Baranada gülümseyen üzüm gibi albenili çocuklar.
Kayalarda kınalı keklik.
Göksu gibi mavi, delişmen çocuklar.
 
“Batırık”  
“Arabaşı çorbası.”
Yufka ekmeği.
Küflü çökelek.
Ülübü.
Eğrim.
Hayatın yeni cilveleri.
 
Davarlar… Oğlaklar…
Güneş yanığı yüzleriyle, kara şalvarlı insanlar.
“Nörürsünüz” acep oralarda?
*
Hâlâ ben bir delikanlıyım, Ermenek’te.
Hâlâ saçlarım, dalga dalga.
Hâlâ ilk öğrencilerim birer çocuk.
Göksu, mavi akmakta hâlâ.
Hâlâ ben okulun önünden seyrederim Ermenek’i
Her akşam, “Pala Süleyman’ın” minibüsünden inenleri gözlerim.
*
Birkaç ceviziniz var mı?
Nar bulunur mu kilerinizde?
Okulların ilk açıldığı günlerde çocuklar bir kaşıklık içinde meyve getirirler mi okula?
Hâlâ aşağı mahalleye mısır yemeye gidenler var mı acaba?
Pekmez kazanları hep yerinde mi? Kaynar mı günü gelince?
Bulgur hâlâ aynı pınarın suyunda mı yıkanır?
Üzümlerin yetiştiği kuru ağaçlara hala “barana” diyorlar mı?
 Özlüce’nin adını yeniden “Sarıvadi” yapmışlar.
Ben kızımın adını, Özlüce’ye atıfta bulunup “Öznur” koymuştum.
Ermenek Konya’dan ayrılıp Karaman’a bağlanmış.
Ha “Özlüce,” ha “Sarıvadi.”
Ne değişir ki?
Benim hayatımda br ilktir “Ermenek.”
“İlk” öğretmenliğe başladığım yer.
“İlk”  öğrencilerimin olduğu yer.
“İlk”  gurbeti yaşadığım yer.
Hiçte yabancı değil bana “Ermenek.”
Tanışıyoruz.
Tanışmaya da devam edeceğiz.
Yazılarımla, bu günden sonra sizinle daha iyi tanışacağız.
Merhaba Ermenek!
 
Çanakkale’den herkese, selamlar sevgiler.
 
                                            10 Haziran 2010
 

Bu haber 1262 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi