Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

PKK'nın Öncelikli hedefleri-(4)

Naci Sözen

03 Eylül 2010, 20:23

Naci Sözen

BÖLÜCÜ TERÖRÜN   ÖNCELİKLİ   HEDEFLERİ – (4)
(Türk Demokrasisi ve Bölücü Terör )
 
Bölücü terör örgütü PKK’nın, etnik Kürt temeline dayalı bağımsız bir  Kürdistan  kurmak amacıyla, 1984 yılında ortaya çıktığını, aradan geçen 26 yıl içinde, kırk binden fazla insanımızın ölümüne neden olduğunu, 31 Mayıs 2010 günü İskenderun’da  başlattığı yoğun saldırı eylemleri sürecinde  60 üzerinde asker ve polisimizi şehit ettiğini,  bu saldırı halini 10 yıl sürdürebilecekleri tehditleriyle Türk Devleti ve Milletini dize getirmeye çalıştığını, ilk yazılarımızda özetlemiştik. Bu günlerde, bölücü Kürt liderleri, milletvekilleri ve yandaşları, işi iyice azıtarak, tahammül sınırların dışına çıkaracak söylemlere her gün bir yenisini eklemektedirler. Nitekim, son açıklamaları ile yapılan bir gazete haberi, aynı ifadelerle,  “ BDP Genel Başkanı Selahattin DEMİRTAŞ ile yardımcısı Gülten KIŞANAK, Tunceli’de düzenlenen mitingde yaptıkları konuşmada, demokratik özerlikte kararlı olduklarını söylediler. Demirtaş,  “Özerk Dersim Parlamentosu olacak’ diyenlerin sesi olacak. ‘Bölge meclislerinde Zazaca’nın ikinci resmi dil olmasını istiyoruz’ diyenlerin sesi olacak. Şimdiden özerk Dersim’e açılan yollar, bütün halkımıza, bizlere hayırlı olsun. Bu ülkeye özerk yönetimler gelecek” dedi. Kışanak ise “Demokratik özerklik hayırlı olsun, diyorum. Bize söylenen, gidin ya ‘evet’in altına mühür basın ya da ‘hayır’ın altına mühür basın, başka seçeneğimiz yokmuş gibi. Mahkum değiliz, kötünün iyisi diye bir şey yoktur, kötü kötüdür. Biz gidip artık bize 85 yıldır yaptırdıkları gibi kimliksizliğimizin, isimsizliğimizin, tanımsızlığımızın altına mühür basmayacağız” dedi.” şeklindedir. Bu açıklamaların, hiç beğenmedikleri ve her fırsatta saldırdıkları Türk Demokrasisinin sağladığı kurum ve kuruluşlar, hak ve özgürlükler, düşünce ve ifade özgürlüğü ve ceza yasalarındaki kolaylıkların bir sonucu olarak yapılabildiğini hiç düşünmüyorlar.  
Diyarbakır mitingi öncesi televizyon programına bağlanan bölücüler, yaptıkları son açıklamalarla “ takiyye ve uyutma-kandırma” taktiklerine yeni bir halka eklediler. Bu kişiler, Kürtlerin, Misaki Milli sınırlarını tanıdıklarını, fakat, bu sınırlar içinde Özerklik istediklerini, Türk bayrağını tanıdıklarını, fakat, bu bayrağın yanında kendi bayraklarının da dalgalanmasını istediklerini, gözümüzün içine bakarak haykırdılar. Bunlara diyeceğimiz tek şey “ hadi oradan, siz kimi kandırıyorsunuz ? “ olacaktır. Bölücü terörün  ilk hedeflerine ulaştığını düşünerek, etnik bölücülüğe dayalı  Özerklik dayatmasında bulundukları net ve açıktır. Etnik bölücüler tam ve sonuç olarak ne istiyorlar ? Amaçları nedir?  Bu soruların açık cevabının ortaya konulması gerekir. Artık açıkça ifade edilen ve ilk etapta Türkiye Cumhuriyetinden istenenler şunlardır; 1- Anayasanın teklif edilmesi dahi yasak olan ilk üç maddesinin değiştirilmesi, 2-Devletin kurucu unsuru olarak “iki millet” varlığının ifadesi ve buna uygun bir devlet yapısı, 3- Etnik kökene göre ana dilde eğitim, 4- Bölgesel özerklik veya otonomi yönetimi uygulanmasıdır. Evet, şimdilik istenenler bu ana başlıklarla ifade edilebilir... Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu istekleri kabul edecek mi? Etnik kimliklere göre devlet yapılanması isteğini esas alan ayrışmayı benimseyecek mi? Bütün mesele budur...
Terör örgütü ve ona destek veren tüm odaklar, bu amaçlara ulaşmak için aşamalı stratejiler uygulanmaktadır. Bunun için sürekli taktikler değişmekte, hedeflere saldırılar çeşitlenmektedir. Son dönemlerde,  aşamalı olarak sürdürülen ve zaman içinde şiddetlenen terör olayları, bundan sonra da farklı şekil ve şiddetlerde devam edeceğe benziyor. Zira buna destek veren “kuşatma” faktörleri ve odaklar giderek niyetlerini ve nihai hedeflerini  satır aralarında açıklamaktan geri durmuyorlar. Hatırlanacağı üzere, PKK örgütü, 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır yakınlarındaki Fisköy’de, tek katlı bir binada kurulmuştur. Bölücübaşı  ile kurucu üyeler arasında Hadi KARE, Mahsun KORKMAZ, Salih KENDAL ve Celal BAYIK da vardır.  Devletin okullarında okuyarak öğretmen çıkan  Salih KENDAL, göreve başlayacağı sırada  örgüte katılır. Bir çok eylemden sonra süratle yükselerek lider kadrosunda yer alır. PKK’nın kurulduğu sırada, gizli olarak bölücü faaliyetlerde bulunan irili ufaklı Kürt örgütlerinin   KAVA, KUK, TEKOŞİN, RİZGARİ  ve  BEŞ PARÇACILAR adıyla bilinen örgütleri olduğu bilinir.. Bunların içinde en güçlü olan Beş Parçacılar, Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Rusya sınırları içinde yaşayan tüm Kürtleri bir araya getirerek Büyük Kürdistan Devletini kuracaklarını ilan etmektedirler. PKK’nın adı duyulmaya başladığında, Beş Parçacılar harekete geçerek mücadeleye girişir. PKK örgütünün, şantaj ve soygun çetesi olduğunu anlatan el ilanları dağıtırlar. PKK’nın yapılanma ve silahlanma dönemi olan günlerde, iki örgüt üyeleri Gaziantep ilinde bir kahvede karşılaşırlar, tartışma silahlı çatışmaya dönüşür ve PKK kurucularından biri bu çatışmada öldürülür. Bu gelişmeler üzerine, PKK militanları, önceliği, Beş Parçacıları temizleme işine verirler. Kısa sürede tük karşı militanlar etkisiz hale getirilir. PKK terör örgütü,  1984 yılında ortaya çıkmış olan, Kürtlerin 38.  ayrılıkçı isyan hareketi olarak kayıtlara geçmiştir.
            PKK örgütünün kurulma ve yapılanma aşamasında mevcut bölücü örgütler arasında özel bir tartışma çıkar. Tartışmanın konusu “ Bölücü Kürt Hareketinin liderliğini hangi ülkede yaşayan Kürtler yapmalıdır (yapabilir) “ idi. Bu konuyu irdeleyen ve seçenekleri sunan bir yazı, el altından basılıp dağıtılan bir duvar gazetesi ile yayınlandı. Bu günlerde Diyarbakır ilinde yargıç olarak görevli olan ve DGM Başkanlıklarında bulunmuş olan emekli bir üstadımızdan aldığımız bilgilere göre, el altından dağıtılmakta olan bu duvar gazetesi savcılığa intikal etmiştir. Gazetede, Kürtlerin yaşamakta olduğu ülkeler sırasıyla ele alınarak ayrılıkçı harekete öncülük edebilme kabiliyetleri sorgulanmıştır. Rusya sınırlarında yaşamakta olan Kürtlerin örgütlenmeleri, harekete geçebilmeleri, bu ülkede demokrasi olmaması, hür teşebbüsten yoksunluk ve ekonomik sorunlar nedeniyle böyle bir öncü rolünü üstlenemeyecekleri, İran İslam devletinde yaşayan Kürtlerin de ekonomik özgürlükler ve demokratik hak ve özgürlüklerden yoksun olmaları nedenleriyle bu role soyunamayacakları yönünde karar verilmektedir. Suriye Kürtleri, mücadele başlatmak ve sürdürmek kabiliyetinden yoksundur. Irak Kürtleri, aşiret yapısı, Saddam zulmünde ezilmekte olmaları ve demokrasi yoksunluğu gibi nedenlerle öncülük yapamazlar. Sıra Türkiye Kürtlerine geldiğinde, konuyu kaleme alan sözde akıllılar “ Türk Demokrasisinde, tüm eleştirilerine ve eksikliklerine rağmen, sağlanan ekonomik serbestlik ve bireysel hak ve özgürlükler sayesinde, Kürt nüfusun zenginleşebildiği, aydınlanabildiği, örgütlenebildiği tek topluluktur. Bu özellikleri nedeniyle Kürt ayrılıkçı mücadelesine, ancak, Türkiye Kürtleri öncülük edebilir” kararı ile bitmektedir. Bu tarihi bilgilerden anlıyoruz ki, PKK örgütü ve Kürk bölücüleri, her ne kadar, son beyanlarında bile, kendilerini esir olarak görüyorlar ve “ 85 yıldır yaptırdıkları gibi kimliksizliğimizin, isimsizliğimizin, tanımsızlığımızın altına mühür basmayacağız” diyorlarsa da,geldikleri bu seviyeyi Türk Demokrasinin kendilerine sağladığı avantajlara borçlu olduklarını çoktan unutmuş gibidirler.
 
Türkiye acil olarak bir karar verme aşamasındadır. Türkiye Devleti ve Türk Milleti, bu ayrılıkçı istekleri karşılayıp karşılamayacağına karar vermelidir... Alınacak karar tüm Dünyaya duyurmalıdır... Terör gücüne dayalı istemlere göre ve kendisine çevrilmiş namluların gölgesinde, ulusal devlet yapısını ve anayasasını değiştirip değiştirmeyeceğine karar vermeli ve karara  göre, terörle topyekûn bir mücadele başlatmalıdır... Siyasi iradenin ve devletin kurumları bu noktada tavır belirlemelidirler... İmralı canisi, son açıklamasında, istediği özerkliğin Güneydoğu ile sınırlı olmadığını, Anadolu’nun batısında yaşayan Kürtlerin de düşünüldüğünü,  Hataylı Araplara da özerklik verilmesi gerektiğini duyurmuştur. Türk Milleti, gelecek dönemde, tek vatan, tek millet, tek bayrak ve tek devlet olarak varlığını sürdürmek istediğine göre  bölücü terör mücadelesi  kararlılıkla sürdürülmelidir.  
 
 
Yazan : Av. Naci SÖZEN,  03 Eylül   2010   / ANKARA

Bu haber 1574 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Çavuşname-Şiir06 Haziran 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi