Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Generallerin Terfi Olayi

Naci Sözen

28 Aralık 2010, 01:34

Naci Sözen

AÇIĞA   ALINAN  ÜÇ   GENERAL  OLAYI

 

Basında ve televizyonlarda  yer aldığı şekliyle “ Açığa Alınan 3 General Olayı“, Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) görevi devam eden 3 generalin, ilgili Bakanlar tarafından açığa alınmaları sürecinin son aşamasında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından verilen ve bu generallere terfi yolunu açan iptal kararı, tartışmaları yeniden başlatarak, bu konuya  gündemin ilk sıralarındaki yerini tekrar aldırmış oluyordu. AYİM tarafından verilen bu karar, MSB.lığı ve İçişleri Bakanlığı emirleriyle  açığa alınan, Tümgeneral G. K., Tümgeneral H. H. ve Tuğamiral A. G. aleyhlerine,  idare tarafından icra edilmiş olan “ bir üst rütbeye terfi ettirilmeme işlemi” şeklindeki idari eylemin iptal edilmesi, demektir. Bu karar gereği, generallerin, üst rütbeye terfi işlemlerinin geçekleştirilmesi, yani, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararının  ve mahkeme kararının yerine getirilmesi gerekecektir. Zira, mahkeme kararlarını yerine getirmemek ağır bir suç oluşturur.  Konu yoğun şekilde tartışılırken, Sayın İçişleri Bakanı, kameralar önünde “ bizim açığa alma kararımız var. Bu süreci yürütme ve bu tasarrufla ilgili kararlılığımız devam ediyor. Yasal düzenleme dahil her şeyi yapacağız”  şeklinde açıklama yaparak, bu konunun uzun süre daha  tartışılacağı ve gündemde kalacağı işaretini vermiştir.

 

Bu olay  sonrasında tartışma yaratan gelişmeler ve  yaşanması muhtemel olan safhalar konusunda, konu ile ilgisi veya bilgisi olan, olmayan herkes tartışmaya katılmış ve görüşler beyan etmiştir. Görüş bildiren bir çok kişinin eksik veya yanlış bilgilere dayandığı kanaatindeyim. Konuyu derinliğine bilen uzmanlarla yaptığım görüşmeler sonunda, kendimin de eksik ve yanlış bilgilere sahip olduğumu anladım. Bu nedenle, bu konuyu kısaca özetlemek ve  dile getirilmeyen veya bilinmeyen bazı kritik noktalara dikkat çekmek istedim.

 

Kamu oyuna yansıyanı ve bilineni kadarıyla, Ağustos 2010 ayında toplanan Yüksek Askeri Şura, TSK görevi devam eden ve terfi sırasında olan  generaller arasından bir üst rütbeye terfi edecek olanları oylama ile belirlemiş, görev süreleri bir yıl uzatılacakları da tespit etmiş ve yetkili makamların onayına sunmuştur. Bu iki gurubun dışında kalan generaller 30 Ağustos 2010 tarihinde  emekli edilmiş sayılıyorlardı.  YAŞ kararlarına göre, terfi edecek generaller arasında açığa alınmış olan bu üç general de vardı.Terfi kararnamelerinin onay için yetkili idari makamlara sunulması aşamasında,  idari makamlar tarafından, bu üç generalin terfi kararnamelerinin geri çekilmesinin istendiği, zira bu terfilerin onaylanmayacağı talimatının verildiği, kamu oyuna yansımıştır. Yoğun görüşme trafiği sonunda, bu üç generalin terfileri onaylanmamış, diğer terfiler onaylanmış ve yürürlüğe girmiştir.

 

Terfileri onaylanmayan 3 generalin, bu “ onaylamama “ işlemini iptal ettirmek için AYİM’de iptal davası açmış oldukları haberleri basında yer almıştır. Bu sırada, bu generallerin, bir üst göreve atanmaları konusunda, Genkur. Bşk.lığı tarafından hazırlanan Atama Kararnamelerinin, idari makamlarca (üçlü kararname ile) onaylanarak, bu kişilerin yeni görevlerine başladıkları da duyurulmuştur. Mahkemenin işlem için iptal kararı verebileceği ihtimaline karşı tedbir almak isteyen idari makamlar, yani, MSB.lığı ve İçişleri Bakanlığı, emirle, bu 3 generalin açığa alındığı duyuruldu. Bu açığa alma işlemi gündeme bir bomba gibi düştü. Çünkü, TSK görevi devam eden muvazzaf generaller için ilk defa bir açığa alma işlemi uygulanıyordu ve bu işlem, halen muhtelif davalarda sanık olarak yargılanan yüzden fazla generale uygulanmamış olduğu halde, sadece bu 3 generale uygulanıyordu.

 

Açığa alınan generallerin, bu işlemi de iptal ettirmek için AYİM’de yeni bir dava açacakları duyulunca, idari makamlar tarafından aleyhe açıklamalar yapıldı. Yasa çıkarılabileceği, ast rütbedeki askeri hakimlerin, üstleri olan  generaller aleyhine karar vereceklerinin beklenemeyeceği, anlamına gelen görüşler dile getirildi. Bu talihsiz açıklamaların, bir yüksek mahkeme ve anayasal yargı kurumu olan AYİM’in  üyeleri (hepsi birinci sınıf hakim ve üst subay rütbelerine sahiptirler) için  çok üzücü ve incitici olduğunu değerlendiriyoruz. Bu sırada, iptal davasının ilk talebi olan “ yürütmenin durdurulması “ isteklerinin AYİM tarafından reddedildiği  açıklandı. Bu karar idari makamlarda memnunluk uyandırdı. Fakat, davanın yargılaması sonunda, bu reddetme kararı aksine, idari işlemin, yani terfileri onaylamama işleminin iptal edilmesi yönünde karar çıktı. Bu kararın anlamı, açıkta bulunan bu 3 generale terfi yonun açılması anlamına geliyordu. Bu karar üzerine, mahkeme aleyhine konuşmalar ve yukarıda yer verilen açıklamalar yapıldı.

 

Yürütmenin Durdurulması kararı, mahkemeler tarafından nadiren verilen kararlardır. Esas olan, davalı idarenin de savunmasını aldıktan  ve sunacağı delillerini inceledikten sonra bu talep hakkında karar vermektir. Fakat, bu işlemler için geçecek zaman içinde, telafisi mümkün olmayan zararlar veya kayıplar ortaya çıkabilecekse, o zaman davalı idarenin savunmasını almadan, yani, acil olarak yürütmeyi durdurma kararı verilebilir. Duruma göre verilecek durdurma veya reddetme  kararı, yargılamanın sonunda verilecek  nihai kararın, ne yönde olacağı konusunda bir işaret olamaz. Nitekim, bu davada da işaret olmamış ve reddetmeye rağmen davacıların isteği doğrultusunda karar çıkmıştır. Bu iki husus doğru değerlendirilemediği için, bir çok kişide, mahkemenin verdiği, yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi kararı, nihai kararın da idare lehine çıkacağı beklentisini doğurmuştur. Bazı yorumcular da, AYİM’in  etki altına girdiğini, reddetme kararından sonra, nihai kararın da idare lehine verileceği, şeklindeki açıklamalarında yanılmışlardır.

 

Tartışmaları halen devam eden bu süreci kısaca özetledikten sonra, konuyu doğru yorumlamak, değerlendirebilmek ve isabetli kararlar verebilmek için bilinmesi gereken ayrıntılar ve teknik bilgileri özetleyelim. Hemen belirtelim ki, “ açığa alma ” bir yargı faaliyeti değil, bir idari işlemdir. Bu yetki Bakanlar tarafından kullanılır ve ceza davalarında sanık olarak yargılanan ve talep edilen cezaların belli bir sürenin üzerinde olduğu sanıklar için sürekli ve yaygın olarak kullanılan bir yetkidir. Askeri Mahkemelerde yargılanmakta olan çok sayıda TSK personeli açığa alınmış durumdadır. Açığa alma işlemi, TSK Personel Kanunu 65. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin  ilgili  fıkrası “…..  açığa alınırlar “ şeklindeyken, 1982 yılında yapılan bir değişiklikle “….  açığa alınabilirler” şeklinde düzenlenmiştir. Bu değişiklik, bakanlığa bu yetkiyi kullanmakta tercih hakkı tanımaktadır. Yasa, eski halinde olsaydı, halen 15 yılın üzerinde hapis istemiyle, muhtelif davalarda (Balyoz, Ergenekon, Fuhuş, Suikast)  sanık olan yüzün üzerinde general, zorunlu olarak açığa alınmış olacaklardı. Bakanlarımız bunca general için bu yetkilerini kullanmamış olmalarına rağmen, sadece bu 3 general için kullanmış olmaları, en çok tartışma yaratan hususlardan biri olmuştur.

 

Açığa alınan kişi, görevden el çektirilir, başka resmi görev verilemez ve maaşının bir kısmını alır. Yargılamanın devamında ve değişen durumlara göre, aynı makamlar tarafında istendiği zaman açığa alma emri kaldırılabilir ve personel görevine döner. Bu işlem, bazen, davaların sonuçlanmasına kadar sürer ve verilen cezalara göre, personelin göreve dönmesi mümkün oluyorsa ,açık durumu kaldırılır. Personelin açık durumu devam ettiği sürece, bir üst rütbeye yükselmesi mümkün olamaz. Fakat, açığa alma işleminin de iptal edilmesi gerçekleşirse, terfi alınması önünde bir engel kalmayacaktır. Bizim vekilliğini yaptığımız askeri personelin çoğunluğu açığa alınmış olup, açık durumu kaldırılsa bile yargılama devam ettiği için uzun yıllar terfi edememiş olanlar vardır. MSB.lığında görevli olan ve Askeri Mahkemede yargılanan bir müvekkilim, bir süre açıkta kalmış, ikinci bir emirle açık durumu kaldırılarak görevine dönmesine rağmen, dava sona erinceye kadar, uzun yıllar terfi edememiş, arkadaşları iki üst rütbe almış oldukları halde, aynı rütbede görev yapmak zorunda kalmıştır.

 

Yaşanmış olan,  terfilerin onaylanmaması, mahkemeye başvurma, açığa alma ve mahkeme tarafından işlemin iptal edilmesi olayları sürecinde hiç dile getirilmeyen birkaç konuya işaret edelim. YAŞ kararları, toplantıların sonlarında oylama ile alınır ve bu kararlar yetkili makamların onayı ile yürürlüğe girer. En azından, bu yıla kadar hep böyle olmuştur. Konunun uzmanları, “ YAŞ kararları bir sonuç niteliğindedir ve bu kararların onaylanmama ile geçersiz sayılması hususu mevcut yasalarda düzenlenmemiş bir durumdur “ diyorlar. Nitekim, AYİM, iptal  kararını da bu noktadan vermiş gözükmektedir. Genkur. Bşk.lığı da, bu noktadan hareketle, terfileri onaylanmamış olan bu 3 generalin, üst görevlere, vekaleten atanmaları konusunda kararnameler hazırlayarak yetkili makamların onayına sunmuştur. Bu atama kararnameleri onaylanmış ve bu generaller yeni görevlerine başlamışlardır. Bu konuda dile getirilen bir uzman görüşü, bu onay işlemi ile 3 generalin ilerde terfi etmeleri ve görevlerinin en az bir yıl uzatılmış sayılmaları hususları, onay makamlarınca “zımnen” de (dolayısıyla, açık olmayarak, üstü kapalı biçimde )  olsa kabul edilmiş sayılmalıdır. Bu onay işlemi olmasaydı,  generaller 30 Ağustos 2010 günü zorunlu olarak emekli olacaklar, son tartışmalar yaşanmayacaktı. Çünkü, görev sürelerinin uzatılması da söz konusu değildi.  İdari makamların, bu onay konusunun önemini gözden kaçırdıkları da söylenmektedir. AYİM tarafından, açığa alınma işlemi de iptal edilirse, zorunlu olarak generaller göreve dönecekler, fakat, muhtemelen bakanlıklar ikinci bir emirle tekrar açığa alacaklardır. Bir  İl Milli Eğitim Müdürünün, aynı görevden 23 kez alındığını, her seferinde, idare mahkemesi iptal kararıyla görevine döndüğünü unutmayalım.

 

Sonuç olarak, basında yer aldığı şekliyle “ 3 generalin terfi  olayı” ilgili  kurumlar ve makamlar için stresli ve yıpratıcı bir süreç olmuştur. Bu süreçte yaşanan en talihsiz olaylar, Yüksek Mahkemenin kararının Anayasa dahil hukuka aykırı olması yönündeki ağır eleştiriler ile mahkeme kararını sonuçsuz bırakma yönelik olarak yeni yasa çıkarılacağının ilan edilmesi olmuştur.  Çünkü, böyle bir mahkeme kararını, karardan sonra çıkarılacak bir yasa ile ortadan kaldırmak, hukukun temel ilkeleri, hukuk devleti prensipleri ve yargısal güvenliğe aykırı  hususlar olacaktır. Böyle bir uygulama, üstün güç ve zor kullanan otoritelere karşı tek güvence olan “bağımsız yargı ve tarafsız yargıç” olgusuna son verebilir.

 

   Yazan /Derleyen : Av. Naci SÖZEN , 28 Aralık 2010 / ANKARA  

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 1538 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Kelimeler ve Şeyler12 Ocak 2018

ANKET

Ermenek ve Anamur İl Olursa, Kazancı Nereye Bağlansın



Tüm Anketler

© 1999 - 2018 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve Yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi